Yargıtay · 8. Ceza Dairesi
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2021/7688 E. 2023/7407 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/7688
- Karar No
- 2023/7407
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/683 E., 2016/696 K. SUÇ : Başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan usul hükümleri gereği temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu ve reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.04.2015 tarihli iddianamesi ile sanığın, zincirleme şekilde başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama suçundan cezalandırılması talep olunmuştur. 2. Ankara 31. Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.04.2016 tarihli, 2015/683 Esas, 2016/696 Karar sayılı kararı ile sanığın zincirleme şekilde başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama suçundan, 2 yıl 13 ay 15 gün hapis ve 600,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın Temyiz Sebepleri; 1. Atılı suçu işlememiş olan mahkumiyetine karar verilmesinin, 2. Aksi kanaat halinde ise hakkında lehe olan hükümlerin uygulanmamasının, Hukuka aykırı olduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Dava konusu olay, sanığın adına kayıtlı 0212 997 07 ** numaralı hattan aranan katılana "Tüketici Hakları Genel müdürlüğünden arandığı, kredi kart aidatlarının iade edileceği, cep telefonuna gelen mesajı söylemesi gerektiği" söylenerek kart bilgilerinin ve telefonuna gelen şifrenin alındığı ve akabinde kartından, farklı tarihlerde harcama yapıldığı iddiasına ilişkindir. 2. Katılana ait Finansbank 4022 **** **** 2686 numaralı kredi kartı ile, mail order yöntemi ile 3D şifresi kullanılarak, 17.09.2014 tarihinde Mediamart isimli iş yerinden 904,900 TL, 09.09.2014 tarihinde ... isimli iş yerinden 901,900 TL'lik harcama yapıldığına, yine farklı tarihlerde farklı iş yerlerinden de harcama yapıldığına dair hesap özeti dökümü ve yazı cevapları dosyada mevcuttur. 3. Alışveriş yapılırken erişim sağlayan 85.106.154.34 ve 95.5.2.5 numaralı IP'lerin sanık adına kayıtlı olduğu belirlenmiştir. 4. Sanık savunmasında "Katılanı arayan 0212 997 07 ** numaralı hattın, yetkilisi olduğu şirket tarafından kullanıldığını" beyan etmiştir. 5. Katılan vekili beyanında "Zararlarının kısmen karşılandığını ancak kısmi iadeye rıza göstermediklerini" belirtmiştir. IV. GEREKÇE A. Sanığın Temyiz Sebepleri Yönünden; 1. Sübuta İlişkin; Dosyadaki olgular itibari ile; sanığın yetkilisi olduğu şirket tarafından kullanılan 0212 997 07 ** numaralı hattan aranan katılana "Tüketici Hakları Genel müdürlüğünden arandığı, kredi kart aidatlarının iade edileceği, cep telefonuna gelen mesajı söylemesi gerektiği" söylenerek kart bilgilerinin istenildiği, bunun üzerine katılanın kartına iade yapılacağı düşüncesi ile Finansbank 4022 **** **** 2686 numaralı kredi kart bilgileri ve telefonuna gelen şifreyi verdiği, akabinde kartından, 20/08/2014 - 17/09/2014 tarihleri arasında toplamda 9 farklı harcama yapıldığı, yapılan harcamalara ait bir kısmında sipariş bilgileri sanık adına olup, ürün sanık adına teslim edildiği gibi erişim sağlayan IP numaralarının da sanık adına olduğu sabittir. Sanık her ne kadar "Şirket yetkilisi olduğunu, ancak şirketi ...'ın işlettiğini, kendisinin sadece resmiyette yetkili olduğunu, evrak işlerine baktığını, bunun dışında nasıl iş yapıldığını bilmediğini " beyan ederek suçlamayı kabul etmemiş ise de, çağrı merkezi adı altında kurulan bir çok şirketin, şahıslar ile "Hediye kontör veya para puan kazandınız ya da kredi kart aidatı, sigorta masraf aidatı iadesi yapılacağı" gibi farklı sebeplerle iletişime geçerek, kişilerin iradelerini fesada uğratmak suretiyle kredi kart bilgilerini ve telefonlarına gelen 3D güvenlik şifrelerini edindikleri, daha sonra bu bilgiler ve şifreyi kullanarak karttan mail order yöntemi ile rıza dışı harcama yaptıkları, işlemleri genelde şifre ile yaparak ve harcama sonrası şahıslara küçük teknolojik ürünler, ASİST kart veya bir kısım belgelerin yer aldığı kargolar göndererek, yapılan işlemi yasal bir hizmet paket satışı şeklinde gösterdikleri, oysa ki mağdurlardan bilgilerin ve şifrelerin ele geçiriliş biçimi hileye dayandığından gerçek anlamda verilen bir rızadan bahsedilemeyeceği, nitekim UYAP entegrasyon ekranından, sanığın benzer eylemleri nedeni ile açılmış derdest ve kesinleşmiş dava dosyaları incelendiğinde, sanığın yetkilisi olduğu şirketinde bu şekilde faaliyet sürdürdüğü, keza ticari hayatın olağan koşulları içinde, bir ticari işletme yetkilisi olarak görünen ve bu nedenle basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü olan sanığın, adına kurulan ve bizzat çalıştığı işletmenin ne şekilde faaliyetlerde bulunduğunu bilmemesinin mümkün olamayacağı, bu bağlamda sanığın eyleminin sabit olduğu, yine aramanın sanığın şirketinde çalışan ve onun emir ve talimatları doğrultusunda hareket ettiği kuşkusuz olan bir personel tarafından gerçekleştirilmesinin de sanığın cezai sorumluluğu açısından önem arz etmediği anlaşılmakla, mahkemenin sübuta ve suçun vasfına ilişkin kabulünde bir hukuka aykırılık görülmemiştir. 2. Lehe Hükümlerin Uygulanmasına İlişkin; Etkin pişmanlık hükmünü düzenleyen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 168 inci maddesinin dördüncü fıkrasında, mağdurun uğradığı zararın kısmen karşılanması halinde, sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için mağdurun rıza göstermesi gerektiğinin belirtilmesi ve sanık tarafından yapılan kısmi ödeme üzerine katılan vekilinin beyanında, kısmi ödemeye rıza göstermeyerek kalan zararlarının da karşılanmasını istemesi karşısında, mahkemenin sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulamamasına yönelen takdirinde bir isabetsizlik görülmediği gibi, hükmolunan ceza miktarları itibariyle yasal şartları oluşmadığından, sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılması, hapis cezasının ertelenmesi kurumlarından yararlandırılmamasında da hukuka aykırılık bulunmamıştır. B.Diğer Yönlerden; Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve Kanun'a uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; Sanık hakkında hüküm kurulurken, 5237 sayılı Türk Ceza Kanun’un 245 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenen 3 yıl temel ceza üzerinden, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince 1/4 artırım, 62 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince 1/6 indirim yapıldıktan sonra, sonuç cezanın 3 yıl 1 ay 15 gün hapis olarak belirlenmesi gerekirken, sanığın 2 yıl 13 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmek suretiyle eksik ceza tayini, aynı şekilde temel hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde, aynı gerekçelerle adli para cezasına esas birim gün sayısının, alt sınırın üstünde belirlenerek hükümde çelişkiye neden olunması kanuna aykırı görülmüş ise de; bu hususların, 5320 sayılı Yasa'nın 8 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 322 nci maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün görülmüştür. V. KARAR Gerekçe bölümünün B bendinde açıklanan nedenle Ankara 31. Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.04.2016 tarihli, 2015/683 Esas, 2016/696 Karar sayılı kararında sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği, hükmün 4. fıkrasında yer alan "2 yıl 13 ay 15 gün hapis cezası" kısmının, "3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası" olarak değiştirlimesi suretiyle, 5237 sayılı Kanun'un 245 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca hapis cezası yanında hükmolunan adli para cezasına esas alınan 30 günün 5 güne, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca hükmolunan 37 günün 6 güne, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca hükmolunan 30 günün 5 güne, 52 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca günlüğü 20.00,00 liradan hükmolunan 600,00 TL adli para cezasının ise 100,00 TL'ye indirilmesi suretiyle hükmün, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.10.2023 tarihinde karar verildi.