Yargıtay · 8. Ceza Dairesi

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2010/11126 E. 2010/10325 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Ceza Dairesi
Esas No
2010/11126
Karar No
2010/10325
Karar Tarihi

İhbarname No : KYB/2010-165884 Sahte parayı bilerek tedavüle sürmek suçundan hükümlü ...'in 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 197/1, 52/2. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 2.000 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.1.2007 tarihli ve 2005/367 esas, 2007/24 sayılı kararının Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 8.7.2009 tarihli ve 2007/4688 esas, 2009/10547 karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmesini müteakip, sanık vekili Avukat ... tarafından yapılan yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine ilişkin aynı Mahkemenin 5.4.2010 tarih ve 2005/367 esas, 2007/24 sayılı ek kararına yönelik itirazın keza reddine dair (ANKARA) 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.4.2010 tarih ve 2010/111 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosyası ile ilgili olarak: Dosya kapsamına göre, 1- Sanık ...'in suç ortağı kabul edilen ... ...'ın gerçek kimliğinin ... ... olduğunun ortaya çıkmış olmasının, 2- Sanık ...'in mahkumiyetine esas alınan tanık ...'nın sahte ... ... kimlikli ... ...'nun baskısı ile aleyhine ifade vermesinin, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 311/1 e. maddesi anlamında yeni delil olarak değerlendirilmesi gerektiği, sanık lehine bir durum meydana getirebileceği gözetilmeden itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 24.6.2010 gün ve 42007 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığından 12.7.2010 gün ve KYB-2010/165884 sayılı ihbarnamesi ile dairemize tevdii kılınmakla incelendi. TÜRK MİLLETİ ADINA Gereği görüşülüp düşünüldü: Hükümlü ... hakkında Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 29.1.2007 tarihinde verilen hükmün Yargıtay 8. Ceza Dairesince 8.7.2009 tarihinde onanmasına karar verilerek kesinleştiği, hükümlü müdafii tarafından yargılamanın yenilenmesi nedeni olarak ileri sürülen hususların 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 311. maddesinde yargılamanın yenilenmesi nedenleri olarak sayılan “Duruşmada kullanılan ve hükmü etkileyen bir belgenin sahteliğinin anlaşılması, yemin verilerek dinlenmiş olan bir tanık veya bilirkişinin hükmü etkileyecek biçimde hükümlü aleyhine kasıt veya ihmal ile gerçek dışı tanıklıkta bulunduğu veya oy verdiğinin anlaşılması, hükme katılmış olan hâkimlerden birinin, hükümlünün neden olduğu kusur dışında, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek biçimde görevlerini yapmada kusur etmiş olması, ceza hükmü hukuk mahkemesinin bir hükmüne dayandırılmış olup da bu hükmün kesinleşmiş diğer bir hüküm ile ortadan kaldırılmış olması, yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olması, ceza hükmünün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlâli suretiyle verildiğinin ve hükmün bu aykırılığa dayandığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması” hallerinden olmadığı, tanık ...’nın ifadesinin mahkemece daha önce incelendiği ve temyiz incelemesi sırasında da bu hususun değerlendirildiği, diğer hükümlünün gerçek adının ... ... olmamasının hükümlü ... açısından sonucu etkilemeyeceği, Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesince yargılamanın yenilenmesi isteminin oluşa ve dosya içeriğine uygun gerekçelerle reddine ilişkin karara yönelik Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesine yapılan itirazın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından ve Adalet Bakanlığı'nın kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ihbarname içeriği bu nedenle yerinde görülmediğinden istemin (REDDİNE), dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na tevdiine, 22.7.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2010/11126, K. 2010/10325, T. 22.07.2010, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-ceza-dairesi-2010-11126-e-2010-10325-k-589fe55d916a