Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2026/916 E. 2026/2127 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/916
- Karar No
- 2026/2127
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/363 E., 2024/646 K.
Davacılar vekili ve davalı ... vekili tarafından Dairemizce verilen kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ...’ün, tapunun 10 sıra numarasına kayıtlı dava konusu taşınmazları 07.07.1965 tarih ve 74 yevmiye numaralı işlemle ... ... mirasçıları olan ... ve ...’den itiraz davasının bütün hüküm ve neticeleriyle birlikte satın aldığını, ... Kadastro Mahkemesi’nin 1978/36-1983/88 E. K. sayılı Kararında dava konusu yerin davalılar adına tescil edildiğini belirterek davacının aldığı miktar kadar davalıların tapu kaydının iptaliyle davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalı olarak gösterilen ...’nün yaklaşık 20 yıl önce vefat ettiğini, taraflar arasında imzalanan satış vaadi sözleşmesinde en geç 10 gün içinde kati satışın yapılması kararlaştırıldığını, 10 yıllık zamanaşımı dolduğunu, dava konusu taşınmazların ... Kadastro Mahkemesinin 1978/36 Esasına kayıtlı dosyada da dava konusu olduğunu, davacılarının Maliye Hazinesi, ... ve üçüncü kişiler olduğunu ve davalılar adına yapılan tespite itiraz ettiklerini, davacının bu taleplerini o davada da ileri sürdüğünü, karar davalıların lehine çıktığını ve kesinleştiğini, kesin hüküm sebebiyle de davanın reddinin gerektiğini, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 1996/2 79... /298 E. sayılı dosyalarında benzer taleplerle açılan davaların kesin hüküm sebebiyle reddedildiğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 27.05.2015 tarihli ve 2008/142 Esas, 2015/205 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin 27.05.2015 tarihli ve 2008/142 Esas, 2015/205 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi 09.06.2020 tarihli ve 2020/561 Esas, 2020/3483 Karar sayılı ilamında; davalı tarafça davaya konu taşınmazların ... Noterliği’nin 28.03.1964 tarihli satış vaadi sözleşmesine konu edildiği, sözleşmenin 07.07.1965 tarihli ve 74 yevmiye numaralı işlemle ifa edildiği, ... Kadastro Mahkemesinin 1978/36 Esas, 1983/88 Karar sayılı dosyasında gözetilerek karar verildiği iddia edilmesine rağmen Mahkemece davalı tarafın iddiaları araştırılmadan karar verildiği, Mahkemece yapılması gerekenin; ... Kadastro Mahkemesinin 1978/36 Esas, 1983/88 Karar sayılı dosyasının tümünün incelenerek davaya konu ... Noterliği’nin 28.03.1964 tarihli satış vaadi sözleşmesinin hükme esas alınıp alınmadığının belirlenmesi, Kadastro Mahkemesinin 1978/36 Esas, 1983/88 sayılı Kararında davacı ... veya mirasçıları lehine kurulan tescil hükmünün ... Noterliği’nin 28.03.1964 tarihli satış vaadi sözleşmesine dayandığının anlaşılması halinde taraflar arasında kesin hükmün varlığının tartışılması gerektiği, davacı ... veya mirasçıları lehine kurulan tescil hükmünün satış vaadi sözleşmesine dayanmadığının anlaşılması halindeyse de tarafların diğer iddialarının araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında davacıların mirasbırakanı tarafından ... köyünde bulunan dava konusu taşınmazlardaki hisseleri 07.07.1965 tarih ve 10 sıra nolu tapu ile 08.071965 tarih ve 74 No.lu yevmiye ile ... oğlu ... ...'nün mirasçıları olan ... ve ...'den mülga 766 sayılı yasanın 81. maddesi gereğince itiraz davasını tevlit edeceği bütün hüküm vecibeleriyle birlikte satış vaadi sözleşmesi ile satın aldığı, ... Kadastro Mahkemesinin 1978/36 Esas sayılı dosyasıyla taşınmazların tespit malikleri adına tesciline karar verildiği, davacılar murisince, Kadastro Mahkemesinin vereceği hükmün kabul edilerek taşınmazlar için satış vaadi sözleşmesi düzenlendiği, Kadastro Mahkemesince de taşınmazların tespit malikleri adına tesciline karar verildiğinden davacıların taşınmazların kendi adlarına tescilini istemesinin haklı görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; bozma kararı öncesi alınan bilirkişi raporunun lehlerine olmasına rağmen davanın reddine karar verildiğini, Mahkemenin gerekçeli kararının usul hükümlerine aykırı bulunduğunu, Kadastro Mahkemesince satış vaadi sözleşmesine dayalı olarak değil müvekkillerinin amcalarının hissesiyle ilgili olarak karar verildiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek Mahkeme kararının müvekkilleri lehine bozulması istemi ile temyiz yasa yoluna başvurmuştur. 2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava değerinin 1.357.237,68 TL üzerinden harçlandırılmasına rağmen Mahkemece nispi vekalet ücreti takdir edilmemesinin hatalı olduğunu ileri sürerek Mahkeme kararının müvekkilleri lehine bozulması istemi ile temyiz yasa yoluna başvurmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Dairemizin 17.10.2024 tarihli ve 2024/4859 Esas, 2025/523 Karar sayılı ilâmı ile; temyiz dilekçelerinin süresinden sonra verilmesi gerekçesiyle taraf vekillerinin temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiştir. VI. KARAR DÜZELTME A. Karar Düzeltme Sebepleri 1. Davacı vekili karar düzeltme dilekçesinde özetle; temyiz dilekçesinin süresinde verildiği, UYAP kayıt tarihinin esas alınmasının hatalı olduğunu ileri sürerek temyiz dilekçesinin reddine dair kararın kaldırılmasını istemiştir. 2. Davalı ... vekili karar düzeltme dilekçesinde özetle; temyiz dilekçesinin süresinde verildiği, UYAP kayıt tarihinin esas alınmasının hatalı olduğunu ileri sürerek temyiz dilekçesinin reddine dair kararın kaldırılmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 1. Yapılan incelemede; taraf vekillerinin temyiz dilekçeleri UYAP sistemi üzerinden 14.10.2024 tarihinde havale edilmiş olmakla birlikte 17.10.2024 tarihi itibarıyla UYAP sistemine kaydedilmiştir. Dilekçenin veriliş tarihi, mahkemeye ulaştığı tarihi gösteren UYAP havale tarihi olduğundan, kayıt tarihinin esas alınması maddi hata niteliğindedir. Temyiz dilekçelerinin kabul edilerek dosyanın esastan incelenmesi gerekirken temyiz dilekçelerinin süreden reddine karar verildiği bu kez yapılan inceleme ile anlaşıldığından, davacılar vekili ile davalı ... vekilinin karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin 05.02.2025 tarihli ve 2024/4859 Esas, 2025/523 Karar sayılı temyiz dilekçesinin reddine dair ilâmı kaldırılmasına karar verildikten sonra işin esasının incelenmesine geçilmiştir. 2. Dosyanın incelenmesinde davalı ... vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir. Davacılar vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece ... Kadastro Mahkemesinin 1978/36 Esas, 1983/88 Karar sayılı her iki davada öne sürülen hukuki sebeplerin farklı olduğu kesin hükümden söz edilemeyeceği gerekçesiyle davalıların savunmasına itibar edilmemiştir. Nitekim, dosya arasına alınan ... Kadastro Mahkemesinin 1978/36 Esas, 1983/88 Karar sayılı dava dosyası üzerinde yapılan incelemede davacı Hazine'nin 28.07.1961'de kesinleşen tespite itiraz ettiği, dosyada davacıların mirasbırakanı ve aynı zamanda satış vaadi alacaklısı ...'ün de 1961 tarihli dilekçesi ile 01.11.52 tarihli ve 6 numaralı tapu kaydı ile 28.08.52 tarihli ve 13 numaralı iki adet tapuda 13/5 hisse verilmesi gerekirken, 13/2 hisse verildiğini ileri sürerek tespite itiraz ettiği anlaşılmaktadır. Dava konusu satış vaadine konu tapunun ise 13.11.1934 tarihli ve 2 numaralı eskicizade ... ...'nin oğlu ... ...'ye ait tapu olduğu, ... Noterliği 28.03.1964 tarihli dava konusu satış vaadi sözleşmesinde ise bahse konu tapunun ... ve ... tarafından ...'e satıldığı, diğer yandan 08.07.1965 tarih ve 74 numaralı satış ve intikal işleminde satışın 766 sayılı Kanun'un 81. maddesine göre yapıldığı görülmektedir. Kadastro dosyasında her ne kadar ... vekili 14.10.1965 tarihli dilekçesi ile müvekkilinin hissesini ...'e sattığını ve satışın tescil edilmesi nedeniyle dosyada taraf sıfatının kalmadığını ileri sürmüş ise de Mahkeme 15.05.1970 tarihli ilk kararının gerekçesinde 13.11.1934 tarihli ve 2 numaralı tapunun ... ve ...'ye ait olduğu gerekçesiyle tespit gibi tescile karar vermiş, kararın bozulması üzerine Mahkemece 19.10.1983 tarihinde bozma öncesi hükümdeki gibi tespit gibi tescile karar verilmiş, karar 2000 yılında kesinleşmiş ve 09.01.2001 tarihinde eldeki dava açılmıştır. 3. ... Kadastro Mahkemesinin 1978/36 Esas, 1983/88 Karar sayılı dosyasında; davacıların mirasbırakanı ...'ün tespite itirazının, dava konusu ... Noterliği'nin 28.03.1964 tarihli satış vaadi sözleşmesine değil, mevcut tapu kaydına dayandırılarak sonuçlandırılmış ve Mahkeme satış vaadi sözleşmesini hükme esas almayarak, sözleşmeye konu 13.11.1934 tarih ve 2 numaralı tapu kaydını satış vaadi borçluları ... ve ... adına tespit etmiştir. Kesin hükmün varlığından söz edilebilmesi için HMK'nın 303. maddesi uyarınca her iki dava arasında taraflar, dava konusu ve dava sebebi bakımından üçlü özdeşliğin bulunması zorunludur. Kadastro davasında hükme esas alınan hukuki sebep ile eldeki davada ileri sürülen hukuki sebep birbirinden farklıdır. Bu nedenle Kadastro Mahkemesi kararı, satış vaadi sözleşmesine dayalı işbu dava yönünden kesin hüküm niteliği taşımamaktadır. Dolayısıyla, davacıların bu davadaki talep hakları, kesin hükmün sonuçlarından bağımsız olarak varlığını sürdürmektedir. 4. Diğer taraftan, davacıların mirasbırakanı ..., ... Noterliği'nin 28.03.1964 tarihli satış vaadi sözleşmesine dayanarak dava konusu taşınmazları 07.07.1965 tarihli işlemle satın almıştır. 766 sayılı Mülga Tapulama Kanunu'nun 81. maddesinde "Birliklerde tapulamaya başlandıktan sonra akit ve tescil işleri ile her türlü işlemler, gayrimenkullerin o andaki tapulama tesbit durumu tapulama müdüründen sorularak alınacak karşılık ve bilgiye göre tapu idarelerince yapılır ve kayıt örnekleri derhal tapulama müdürlüğüne gönderilir. Tapulama tesbiti kayıt sahibi veya mirasçılarından başkası adına yapılmı ve kesinleşmemi ise tapulama sonucunu beklemeleri gerektiği ilgililere tebli olunur. Ancak, ilgililer tapulama neticesinde hâsıl olacak kesin durumu kabul edeceklerini noterde tanzim edilmi belge ile veya tapu memuru huzurunda tesbit olunacak ifadeleriyle beyan ederek akdin, tescilin veya sair işlemin yapılmasını isterlerse o işlemler tapu idaresince yapılır ve keyfiyet derhal tapulama müdürlüğüne Bildirilir. Tapusuz gayrimenkullerin tesbitleri kesinleşmedikçe tapu idaresince bir işlem yapılmaz." hükmü düzenlenmiştir. Düzenlemeye göre tapulama tespiti kayıt sahibi veya mirasçılarından başkası adına yapılmış ve kesinleşmemiş ise ilgililerin tapulama sonucunu beklemeleri gerektiğini, ancak tapulama neticesinde hasıl olacak kesin durumu kabul edeceklerini noterde tanzim edilmiş belge veya tapu memuru huzurunda beyan ederek akdin yapılmasını isterlerse işlemin tapu idaresince yapılacağını hükme bağlamaktadır. Bu düzenlemenin amacı; tapulama sürecinde tespitin sözleşme borçlusu dışında üçüncü bir kişi adına yapılıp kesinleşmesi ihtimaline karşı satış vaadi alacaklısını korumak, bu ihtimalde alıcıya bekleme yükümlülüğü getirerek kadastro sürecinin sonucuna göre hukuki durumun belirlenmesini sağlamaktır. Başka bir ifadeyle madde; tespitin borçlu dışında bir üçüncü kişi adına kesinleşmesi halinde ortaya çıkabilecek çatışmayı düzenlemekte ve bu ihtimalde kadastro mahkemesinin hükmünün satış vaadi alacaklısının talep hakkını etkileyebileceğini öngörmektedir. Somut olayda ise; Kadastro Mahkemesi, dava konusu taşınmazların tespitini bizzat satış vaadinin borçluları olan ... ve ... adına kesinleştirmiştir. Tespit, sözleşmenin karşı tarafı adına kesinleştiğinden 81. maddenin öngördüğü bekleme yükümlülüğü amacına ulaşmış; davacıların sözleşmeden doğan tescil talep hakkının önündeki fiili engel de bu suretle kalkmıştır. Bu koşullar altında davacıların bekleyen alıcı sıfatından kaynaklanan tescil talep hakları ayakta olduğundan Mahkemece tespitin satış vaadi borçluları adına kesinleşmesini davacıların talebini haklı kılmayan bir olgu olarak değerlendirmesi; 766 sayılı Kanun'un 81. maddesinin koruma amacını ve bu maddenin uygulanma koşullarını tersine çeviren, sözleşmeden doğan talep hakkının varlığını sürdürdüğü açık olan bir durumda davacılar aleyhine sonuç doğuran Mahkemece yapılan bu değerlendirme hatalıdır. Bu nedenle dava konusu ... Noterliği'nin 28.03.1964 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile davacıların mirasbırakanı ...'ün satış vaadinden doğan şahsi hakkını davalılara karşı ileri sürdüğü değerlendirilerek sözleşmenin de geçersizliği ileri sürülmediğinden satış vaadi içeriği dikkate alınmak suretiyle davalılar adına olan payların iptali ile davacılar adına tescile karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile sonuca ulaşılması doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekili ile davalı ... vekilinin karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin 05.02.2025 tarihli ve 2024/4859 Esas, 2025/523 Karar sayılı ilamının KALDIRILMASINA, Yukarıda belirtilen nedenlerle hükmün BOZULMASINA, Peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, 20.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.