Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2026/1722 E. 2026/2676 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/1722
- Karar No
- 2026/2676
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/4 E., 2025/109 K.
Mahkeme kararı davacı mirasçıları vekili ile davalı vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkiline ait olan Osmaniye ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 4 07... parselde yer alan taşınmazın davalı tarafça haksız bir şekilde işgal edildiğini, davalının hukuka aykırı işbu işgali nedeniyle müvekkilinin davaya konu taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkını kullanamadığını, dava yoluna başvurmadan önce davalı tarafa yapılan bütün ihtar ve uyarıların cevapsız kaldığını ileri sürerek, el atmanın önlenmesi ile fazlaya ilişkin hakların saklı kalması suretiyle 1.000,00 TL meblağındaki geriye dönük 5 yıllık ecrimisilin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin Osmaniye ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 4 07... parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, davacıya ait taşınmazdan su kanalı geçtiğini, davacı tarafın su kanalı geçmesi nedeniyle 2500 m² karşılığında kamulaştırma bedeli aldığını, bu nedenle davacının iddiasının eksik kamulaştırmadan kaynaklandığını, davacıya ait taşınmaza müvekkillerince herhangi bir müdahalede bulunulmadığını ve tarafların kadastro doğrultusunda belirlenen sınırlar içerisinde taşınmazlarını 50 yılı aşkın süredir kullandığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Osmaniye 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 17.03.2016 tarihli ve 2015/317 Esas, 2016/281 Karar sayılı kararıyla “...hüküm kurmaya elverişli bulunan fen bilirkişileri raporuna göre davaya konu yerdeki 22/A çalışmalarının kesinleştiği, 22/A çalışması öncesinde haksız elatmanın olmayabileceği, ancak kesinleşen 22/a çalışmasından sonra dava tarihi itibariyle davalının davacının taşınmazına A harfi ile gösterilen kısım itibariyle haksız elatmasının bulunduğunun sabit olduğunun anlaşıldığı, davalının, davacıya ait 4 07... parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişileri ... ve ... ’ın 24.12.2015 tarihli raporlarında ve eki krokide A harfi ile belirtilen 3226,91 metrekarelik kısmına yönelik haksız elatmasının önlenmesine karar verilmesinin gerektiği, ecrimisil talebi yönünden ise fen bilirkişilerinin raporu, mahalli bilirkişinin beyanı, davacının ve davalının beyanları karşısında 22/A çalışması sonrasında haksız elatmanın meydana geldiğinin anlaşıldığı, 05.05.2015 tarihinden öncesinde davalının haksız bir elatma yaptığını bilmediğinin, bu tarihten sonra ise durumu öğrendiğinin anlaşıldığı, ayrıca en son ekilen ürünün 05.05.2015 tarihinden önce davalı tarafından ekildiğinin ve dava tarihi itibariyle davalının haksız elatma yaptığını bilerek yeri yeniden işgal ettiğine dair bilgi ve beyan bulunmadığının sabit olduğu, ecrimisilin ancak kötüniyetli zilyetten talep edilebileceği, somut olayda taşınmazın eskiden beri aynı şekilde kullanıldığının ve davalının dava konusu yere ilişkin kullanımının kötüniyetli olmadığının anlaşıldığı, bu nedenle ecrimisil talep etme şartlarının oluşmadığı...” gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı ...'in davacı ...'a ait Osmaniye ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 4 07... parsel sayılı taşınmazının fen bilirkişilerinin 24.12.2015 tarihli raporlarında ve eki krokide A harfi ile belirtilen 3226,91 metrekarelik kısmına yaptığı haksız el atmasının önlenmesine, ecrimisil isteminin reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 05.11.2020 tarihli ve 2018/5116 Esas, 2020/6831 Karar sayılı kararıyla “...davaya konu taşınmazların 3402 sayılı Kanun'un 22/A maddesi uyarınca çalışma yapılan dönemden önceki ve sonraki kayıtlarının tüm tedavülleriyle birlikte dosya arasına alınarak eski ve yeni kayıtların çakıştırılıp, toplanmış ve toplanacak deliller kapsamında araştırma ve inceleme yapıldıktan sonra ecrimisil hususunda hüküm tesis edilmesinin gerektiği, eksik araştırma ve incelemeyle hüküm tesis edilmiş olmasının doğru olmadığı...” gerekçesiyle mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Osmaniye 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 17.06.2025 tarihli ve 2021/4 Esas, 2025/109 Karar sayılı kararıyla “...davaya konu parsellerin bulunduğu ... ilçesi, ... Mahallesinde 22/A çalışmasının yapıldığı ve 22.01.2015 tarihinde kesinleştiği, fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen kısmın kadastro durumuna göre 4 07... nolu parsel maliki davalı ...'in davacıya ait 4 07... parsele olan müdahalesini gösteren kısım olduğu ve bu kısmın 3.226,91 m² olduğunun belirtildiği, aynı raporda (B) harfi ile gösterilen kısmın ise 4 07... nolu parselin davalıya ait olan 4 07... parsele müdahale ettiği kısım olduğu ve bu kısmın 2.609,86 m² olduğunun tespit edildiği, Yargıtay ilamı sonrasında dosyaya sunulan 04.07.2022 tarihli fen bilirkişi raporunda dava konusu parsellerin 22/A çalışması öncesinde evveliyatında 5602 Sayılı Tapulama Kanunu hükümlerine göre 1954-1955 yıllarında grafik ölçü yöntemi ile ölçü sınırlandırma çalışmalarının yapıldığı, 1/5000’lik grafik paftalara elle tersim edilerek paftasının oluşturulduğu ve kadastro çalışmalarının tamamlandığının bildirildiği, 2014 yılında 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun 22/A maddesi ile bu maddeye göre hazırlanmış yönetmelik ve genelge hükümleri kapsamında kadastro yenileme çalışmalarının yapıldığı, 22/A yenileme çalışmaları sonrasında dava konusu parseller ile birlikte komşu parsellerde tapulama kadastrosu sırasında oluşan ölçü, sınırlandırma ve tersimat hatalarının giderildiği, fiili kullanım durumuna en yakın şekilde yeni sınırlandırmaların yapıldığının açıklandığı, sonuç olarak gerek dosyaya sunulan fen bilirkişi raporlarında gerekse taşınmazların geçmiş yıllara ait uydu görüntülerinde 22/A çalışması öncesinde ve sonrasında fiili kullanım durumuna en yakın şekilde sınırlandırma yapıldığının anlaşıldığı, diğer taraftan mezkur rapora göre (A) harfi ile gösterilen kısımda davalı tarafın müdahalesinin bulunduğunun belirlendiği, yapılan hesaplamalara göre geriye dönük ecrimisil bedelinin 1.729,53 TL olarak hesaplandığı...” gerekçesiyle davanın kabulü ile Osmaniye ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 4 07... parsel sayılı taşınmazın 24.12.2015 tarihli fen bilirkişisi raporunda A harfi ile gösterilen 3226,91 m²'lik kısmına davalının müdahalesinin men-i ile bu kısımdan davalının tahliyesine; 1.729,52 TL ecrimisilin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa ödenmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı mirasçıları vekili temyiz dilekçesinde; a. Ecrimisil miktarının çok düşük hesaplandığını, b. El atılan kısmın çıplak arazi değerinin hatalı olarak hesaplandığını, c. Öte yandan bilirkişi raporunda hesaplanan 1.729,53 TL ecrimisil değerinin de oldukça düşük olduğunu, d. İncelemenin eksik yapıldığını, e. Bu doğrultuda yeniden bilirkişi raporunun alınmasının gerektiğini, f. Kararın hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek hükmün bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde; a. Davacı tarafından Yargıtay bozma kararı öncesi verilen kararın sadece ecrimisil yönünden temyiz edilmiş olduğunu, b. Bu durumda bozma kararı öncesi etatmanın önlenmesi yönünden verilen kararın kesinleşmesine rağmen usuli kazanılmış hak kavramına aykırı olarak kesinleşen el atmanın önlenmesi yönünden yeniden karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, c. Ayrıca bozma kararı öncesi hüküm altına alınan yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin de davacılar vekiline 03.05.2016 tarihli ibraname ile ödendiğinden el atmanın önlenmesi yönünden karar verilmesine yer olmadığına dair kararın verilmesinin gerektiğini, d. Erimisil yönünden verilen kararın da usul ve yasaya aykırı olduğunu, e. Zira, davacının bozma kararından sonra ölmesi sebebiyle davacı vekiline 10.09.2024 tarihli celsede davacı mirasçılarının vekâletnamesini sunmak üzere sürenin verildiği, 31.10.2024 tarihli celsede de mirasçıların davaya dâhil ve muvafakatlerinin alınması ya da terekeye temsilci atanması için kesin sürenin verildiği, kesin süreye rağmen 19.12.2024 tarihli celsede davacının bu hususu yerine getirmediği, 15.04.2025 tarihli celsede davacıya yeniden kesin sürenin verildiği ve bu kesin sürelerde davacıya verilen iş ve işlemlerin yerine getirilmediğinden davanın usulden reddine karar verilmesinin gerektiğini, f. Müvekkilinin, davacıların taşınmazına el atmasının söz konusu olmadığını, g. Hüküm altına alınan 1.729,52 TL ecrimisil miktarı yönünden verilecek vekâlet ücretinin 1.729,52 TL’yi geçemeyeceğini, h. Bu nedenle yerel mahkemece ecrimisil yönünden verilen vekâlet ücretinin de fazla tayin edilmiş olduğunu ileri sürerek hükmün bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemlerine ilişkindir. 1. Davacı mirasçıları vekilinin temyiz talebi yönünden yapılan incelemede; dosyanın temyiz gidiş-dönüş posta masrafı ile tebliğ giderlerinin eklenmediği ve temyiz harçlarının yatırılmadığı anlaşıldığından davacı mirasçıları vekiline 07.11.2025 tarihinde bu eksikliğin giderilmesi yönünde muhtıranın çıkarılarak tebliğinden itibaren 1 haftalık kesin sürenin verildiği, muhtıranın davacı mirasçıları vekiline 23.11.2025 tarihinde tebliğ edildiği, ancak temyiz harcının verilen kesin süreden sonra 03.12.2025 tarihinde yatırıldığı anlaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3/2 hükmü atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 432/4 hükmü ve 01.06.1990 tarihli ve 3/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince süresi geçirilen temyiz isteminin reddi gerekmiştir. 2. Davalı vekilinin temyiz talebi yönünden yapılan incelemede; mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2 hükmü atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi ile 439/2 hükmünde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı mirasçıları vekilinin temyiz dilekçesinin süreden REDDİNE, 2. Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlerden davalı tarafa yükletilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacılara iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,13.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.