Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/1301 E. 2025/2076 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1301
- Karar No
- 2025/2076
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/202 E., 2024/502 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar birleştirilen davada davalı ..., asıl davada davalı karşı davada davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ............. Mahallesi, 68 ada 7 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan ............ Apartmanı olarak bilinen kat irtifakı kurulu binanın 8 No.lu bağımsız bölümünü, 8/800 arsa payı ile birlikte 30.01.2008 tarihinde satın aldığını, ancak müvekkilinin yurt dışında yaşaması nedeniyle dairenin alımıyla kayınpederinin ilgilendiğini, bu sebeple müvekkilinin mimari projede kendisine ait salon olarak bırakılan alanın, davalının işyeri olarak kullandığı alanla birleştirilmiş olduğunu sonradan öğrendiğini ileri sürerek taşınmazın mimari projeye uygun hâle getirilmesini, el atmanın önlenmesini ve ecrimisile hükmedilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı-karşı davacı vekili cevap dilekçesinde; davacının taşınmazı fiili durumuyla kabul ederek satın aldığını, bedelin de taşınmazın fiili durumuna göre belirlendiğini, satın alma tarihinden sonra taşınmazda değişiklik yapılmadığını, dava konusu edilen yeri müvekkili kullanmadığından ecrimisil istenemeyeceğini belirterek, asıl davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı-karşı davacı vekili cevap dilekçesi ile davacıya yöneltmiş olduğu karşı davasında; davacıya yapılan satış işleminin yanılma sebebiyle iptalini, bu olmaz ise mevcut duruma göre mimari projenin tadil edilmesini, bu da olmazsa denkleştirici adalet ilkesi gereğince satış bedelinde müvekkili aleyhine oluşan zarara karşılık fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL tazminatın davacıdan tahsilini talep etmiş, 01.06.2015 tarihli dilekçesi ile tazminat talebini 22.230,00 TL olarak güncellemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 19.07.2022 tarihli kararıyla; "mimari projede davacıya ait salon olarak görünen 24,07 m²’lik alanın, 9 ve 10 No.lu bağımsız bölümlere eklenerek işyeri olarak kullanıldığı, 9 ve 10 No.lu dükkanların davalının babası ...'e ait olduğu, ....... ile davalının bu işyerindeki faaliyetleri birlikte yürüttüğü, bu hâliyle davalının da kullanımının bulunduğu ve davacının 8 No.lu bağımsız bölümü satın aldığı 31.01.2008 tarihinden dava tarihine kadar geçen süreçte dava konusu alanı kullanamadığı, yine kullanamamaktan kaynaklı olarak bu alanın semerelerinden de faydalanamadığı ve uyuşmazlığın çözümünde mimari projeninin esas alınması gerektiği, karşı davanın reddine ilişkin hükmün Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2018/6960 Esas, 2020/7057 Karar sayılı ilâmıyla bozma kapsamı dışında bırakılarak kesinleştiği, bozma ilâmına uyulmakla asıl davada davacı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu, sözleşmenin iptalini, mimari projenin tadilini ve tazminatı gerektirecek yanılma hâlinin de mevcut olmadığı kanaatine varılarak asıl davanın kabulüne, karşı davanın ise reddine" karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1.Mahkemenin 19.07.2022 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı- karşı davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine, Dairemizin 14.03.2023 tarihli ve 2023/1521 Karar sayılı ilâmıyla; "davacı tarafa 68 ada 7 parsel sayılı taşınmaz üzerinde yer alan 9 ve 10 No.lu bağımsız bölüm maliki ........... Oğlu ... hakkında eski hâle getirme ve kâl istemli dava açılması için süre ve imkân verilmesi, (var ise) davanın açılması hâlinde her iki davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 166. maddesi uyarınca birleştirilmesinin sağlanması ve her iki dosyanın birlikte görülmesi, akabinde savunma ve delilleri toplandıktan sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken taraf teşkili sağlanmadan dava dışı ......... Oğlu ...’in savunma ve hukuki dinlenilme hakkı ihlal edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru görülmediği" belirtilerek, kararın bozulmasına karar verilmiştir. 2. Mahkeme, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; "asıl dosyada kat mülkiyeti kurulmuş olan binada bir bağımsız bölümü satın alan kişi, tapu kaydında yazılı miktar ve buna bağlı olarak projesinde yazılı miktar ile satın almış ve mülkiyeti kazanmış olacağından davacının, bağımsız bölümün fiili durumu ve projesi arasında bulunan uyumsuzluk karşısında kötü ya da iyiniyetli olduğunun söylenemeyeceği, davacının müdahalenin men'i ve ecrimisil taleplerinde haklı olduğu anlaşıldığından asıl ve birleştirilen davada müdahalenin men'ine ve ecrimisil isteminin kabulüne, asıl dava davacılarının kâl ve eski hâle getirme taleplerinin davalının pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, ispatlanamayan karşı davanın reddine" karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Birleştirilen davada davalı ... temyiz dilekçesinde özetle; yargılama giderleri ve ücreti vekâletlerin fahiş ve usulü müktesep haklara riayet edilmeksizin hükme bağlandığını, davacı vekili lehine iki dosya üzerinden ayrı ayrı 17.900,00 TL vekâlet ücretine hükmedilmiş olmasının usule aykırı olduğunu, vekâlet ücretlerinin ana parayı, dava değerini aşamayacağı ilkelerinin göz ardı edildiğini, usulüne uygun yemin deliline dayandığı hâlde bu delilinin kullandırılmadığını, davacıların bu yeri görüp bilerek aldıklarının dosya kapsamı ve tanık ifadeleri ile sabit olduğunu, eski hâle getirme ve kâl masraflarının fahiş hesaplandığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalı-karşı davacı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; yargılama giderlerinin haksız ve fahiş hesaplandığını, birleştirilen dava ve ana dava ayrımı yapılmadan masraflardan sorumluluğa hükmedildiğini, ana davanın pasif husumet nedeniyle reddi gerekirken; hem müvekkil, hem de ... hakkında mükerrer surette hükümler ve yargılama giderleri kurularak varolan haksızlığın arttırıldığını, dava konusu olan 24,07 m²'nin 9 ve 10 No.lu bağımsız bölüme katılmış olduğu, bu bağımsız bölümlerin tapuda dava dışı ... adına kayıtlı bulunduğu ve onun tarafından kullanılmakta olduğu açıkça anlaşıldığından müdahalenin men'i yönünden de husumet yokluğundan davanın reddinin gerektiğini, ecrimisil tazminatının hukuki şartlarının gerçekleşip, gerçekleşmediğini denetlemek adına davalı tarafından dayanılan yemin delilinin kullandırılmamasının usule açıkça aykırı olduğunu, ecrimisil tazminatının 1/2'sine (tapuda ki ... hissesi gözetilerek) hükmedilmesi gerekirken, tüm tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğunu, karşı dava yönünden davacılar anlaştıkları ve ona göre bedel ödedikleri bağımsız bölümü, onaylı mimari projesinin düzeltilmemesinden kaynaklı olarak bedelini ödemedikleri şekilde büyütmek istediklerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, asıl davada el atmanın önlenmesi, kâl ve ecrimisil, karşı davada sözleşmenin iptali, projenin tadili, ya da tazminat, birleştirilen davada el atmanın önlenmesi, kâl istemine ilişkindir. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un geçici 3/2 hükmü atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi ile 439/2 hükmünde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; birleştirilen davada davalı ..., asıl davada davalı karşı davada davacı ... vekilleri tarafından temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Birleştirilen davada davalı ..., asıl davada davalı karşı davada davacı ... vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, HUMK'un 440/III- 1 hükmü gereğince ilâma karşı karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 17.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.