Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/2842 E. 2024/4566 K. – Tapu İptali Ve
Konu: Tapu İptali Ve Tescil
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/2842
- Karar No
- 2024/4566
- Karar Tarihi
- Konu
- Tapu İptali Ve Tescil
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/219 E., 2023/285 K. DAVA TARİHİ : 29.09.2010 KARAR : Davanın kabulü
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili; vekil edeninin dava konusu taşınmazı ...'ın mirasçısından 1962 tarihli sözleşmeyle satın aldığını, o tarihten beridir taşınmazı kullandığını ileri sürerek; dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tescilini, mümkün olmaması halinde 8.000,00 TL'nin davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
III. MAHKEME KARARI Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; “tapu iptali ve tescil talebinin reddine, 8.000,00 TL alacak talebinin kabulüne” karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve bir kısım davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.
2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesince; "...bozma nedenlerine göre şimdilik sair yönlerin incelenmesine yer olmadığına; Mahkemece yazılı şekilde hüküm verilmiş ise de davada usulüne uygun taraf teşkili sağlanmadığı gibi, hükmün kabul ve redde yönelik bölümlerinin gerekçesi karar yerinde açıklanmadığı, Gaziantep 4. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 31.03.2011 tarihli ve 2011/545 Esas, 478 Karar sayılı veraset belgesine göre, kayıt maliki 20.06.1962 tarihinde ölmüş olup, taşınmaz TMK'nın 701 ve 702 nci maddeleri gereğince elbirliği mülkiyeti hükümlerine olduğu, tapu iptali ve tescil davalarının kayıt malikinin tüm mirasçılarına yöneltilmesi gerektiği, kayıt malikinin 11.08.2010 tarihinde ölen oğlu ... mirasçılarının davada yer almadığı, Mahkemece taraf teşkili sağlanmadan davanın esasına girilerek yazılı şekilde karar verildiği, tapu iptali ve tescil davasına ilişkin gerekçesi soyut beyanlardan ibaret olup, red gerekçesinin ne olduğunun somutlaştırılmadığı; bir kısım davalılar vekilinin bedele yönelik temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece davacının tutunduğu 13.12.1962 tarihli harici satış senedininin keşifte yerel bilirkişi, tanıklar ve teknik bilirkişi aracılığıyla zemine uygulanması, kapsamının ve uyuşmazlık konusu parsele uyup uymadığının belirlenmesi, uyduğunun saptanması halinde senette yer alan bedelin, uyarlama ve denkleştirici adelet kuralları ile 10.07.1940 tarih ve 1939/2C, 1940/77 ve 07.06.1939 tarih, 1936/31 Esas, 1939/47 Karar sayılı YİBK kararlarının kapsamları ve Tefe-Tüfe endeksleri, altın-döviz kurlarındaki artışlara, memur ve işçi ücretlerindeki artışlar gözetilerek dava tarihine kadar ulaştığı değerin saptanması, bu konuda uzman bilirkişiler, bir hukukçu, bir serbest muhasebeci ya da mali müşavir ve bir bankacıdan rapor alınması ve sadece senedin tarafı olan ... bakımından hüküm altına alınması gerekirken ne şekilde belirlendiği gerekçede açıklanmadan 8.000,00 TL tazminatın payları oranında davalılardan tahsiline karar verilmesinin doğru olmadığı..." gerekçeleriyle karar bozulmuştur.
Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda; “tapu iptali ve tescil talebi yönünden kadastro öncesi sebebe dayalı olduğu, 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu gerekçesiyle reddine; alacak talebi yönünden de kısmen kabulüyle 3.009,00 TL alacağın davalı ...'dan tahsiline” karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesince; "...dava konusu 3903 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinden önce tapuda kayıtlı olmadığı, kadastro tespitinin 21.06.1961 tarihinde yapıldığı, kadastro tutanağının 18.04.1963 tarihinde kesinleştiği, davacının 13.12.1962 tarihli sözleşme ile taşınmazı ...'dan satın aldığını iddia ettiği, davacının satın aldığını iddia ettiği tarihin kadastro tespiti sonrası, kesinleşme öncesi bir tarihe karşılık geldiğinden, bu davada 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3 üncü maddesinde belirtilen hak düşürücü sürenin uygulanmayacağı, taraflar arasında menkul hükmünde olan taşınmazın mülkiyetinin devri için satış sözleşmesi yapıldığında ve taşınmazın zilyetliği alıcıya devredildiğinde alıcının mülkiyet hakkını kazanacağı, tapusuz taşınmazlarda kadastro tespit tarihi ile tespitin kesinleşme tarihi arasında zilyetliğin devri ile ilgili yapılan anlaşmalar, diğer koşulların da varlığı halinde geçerli olacağından satış ve devrin her türlü delille kanıtlanmasının mümkün olduğu, Mahkemece tapusuz olan dava konusu taşınmazın devrine ilişkin taraflar arasında yapılan harici satışın geçerli olup olmadığı irdelenmeden yazılı şekilde tapu iptal ve tescil talebinin hak düşürücü süreden reddine karar verilmesinin hatalı olduğu, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığı..." gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama soncunda yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; “keşifte dinlenen mahalli bilirkişilerin beyanlarında "söz konusu taşınmazı davacının davalıdan satın aldığını, davacının satın aldığından beri taşınmazın zilyedi olduğunu, senetteki yerin gösterilen taşınmaz olduğunu" beyan ettikleri, davacı tanığının "40 yılı aşkın bir zaman önce davacının taşınmazı davalıdan satın aldığını, aldığından beri bu taşınmazı davacının kullandığını, ağaçları diktiğini, senetteki yerin gösterilen taşınmaz olduğunu" beyan ettiği, yargılama aşamasında davalılar...TC kimlik numaralı ...'ın,... TC kimlik numaralı ...'ın ve ...'ın Yargıtay'ın bozma ilamı sonrasında yapılan 1 inci celsede taşınmazın davacı tarafından satın alındığını ve satın alındığı tarihten itibaren davacı tarafından kullanıldığını kabul ettikleri, davaya konu 1040 ada 83 parsel sayılı (eski 3903 parsel) taşınmazın davalılar murisi Mehmet kızı ... adına tespit gördüğü, kadastro tespitinden sonra, kesinleşmesinden önce 13/12/1962 tarihinde harici satış sözleşmesi ile davalı mirasçı ... tarafından davacıya satıldığı, taşınmazın menkul hükmünde olduğu ve mülkiyetinin nakli için zilyetliğin devrinin yeterli olduğu, taşınmazın davalı ve kardeşlerinin miras malı olduğu, davalının taşınır hükmünde olan taşınmazın mülkiyetini kardeşlerinden devraldığı ve harici satış sözleşmesi ile davacıya bu taşınmazı devrettiği, davacının taşınmazı satın aldığı tarihten itibaren fiilen ve aralıksız olarak kullandığı ve dava tarihi itibariyle de davacı tarafından kullanılmaya devam edildiği, dosya kapsamı ile bu husus sabit olup bir kısım davalılarca da aleyhlerine açılan davanın kayıtsız ve şartsız kabul edildiği, davacının tapu iptal ve tescil talebinin sübuta erdiği” gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde bir kısım davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Bir kısım davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; senedin geçersiz olup imzanın da geçerli olmadığını, malik Hamide’nin bir mirasçısının da satış yaptığı belirtilen Ali olduğunu, ilgilinin sahibi olmadığı taşınmazı satmasının mümkün olmadığını, bir kısım davalıların davayı kabullerinin önem arz etmediğini, davanın zamanaşımından reddi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, kadastro tespiti sonrası-kesinleşme öncesi zilyetliğin devri sözleşmelerine dayalı tapu iptali ve tescil, mümkün olmaması halinde alacak isteğine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 762 nci maddesi; “Taşınır mülkiyetinin konusu, nitelikleri itibarıyla taşınabilen maddi şeyler ile edinmeye elverişli olan ve taşınmaz mülkiyetinin kapsamına girmeyen doğal güçlerdir.”, yine 763 üncü maddesi ise; “Taşınır mülkiyetinin nakli için zilyetliğin devri gerekir. Bir taşınırın zilyetliğini iyiniyetle ve malik olmak üzere devralan kimse, devredenin mülkiyeti devir yetkisi olmasa bile, zilyetlik hükümlerine göre kazanmanın korunduğu hallerde o şeyin maliki olur.” hükümlerini ihtiva etmektedir.
Tapuda kayıtlı bulunmayan taşınmazlar TMK’nın 762 nci maddesi hükmüne göre menkul mal niteliğindedir. Aynı Kanun'un 763 üncü maddesi uyarınca bu gibi malların mülkiyetinin devri zilyetliğin karşı tarafa teslimi ile gerçekleşir. Tapusuz taşınmazın satışı resmi şekle bağlı olmadığından adi yazılı senetle satışı mümkündür.
3. Değerlendirme Kadastro çalışması sonucu oluşturulan sicile göre dava konusu taşınmaz 18.04.1963 tarihinde "tapulama" ile davalıların murisi "..." adına kaydedilmiştir. Kayıt maliki Hamide mirasçıları arasında geçerli bir taksim olduğu iddia edilmiş ancak kanıtlanamamıştır. ...’ın, Gaziantep 4.Sulh Hukuk Mahkemesinin 29.03.2011 tarihli ve 2011/545 Esas, 2011/478 Karar sayılı veraset ilamına göre davacı tarafla 13.12.1962 tarihli adi yazılı satış sözleşmesinde satıcı konumunda bulunan ... dışında da mirasçıları bulunmaktadır. Tereke üzerinde elbirliği halinde mülkiyet söz konusu olup mirasçılardan birisinin yaptığı satış işleminin geçerliliği bulunmamaktadır.
O halde, davayı kabul edenler dışındaki davalı mirasçıların payının iptali yönünde karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR Yukarıda açıklanan nedenlerle, Bir kısım davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Karara karşı karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
16.10.2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.