Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/1867 E. 2024/3922 K. – Hazine Fazlalığı
Konu: Hazine Fazlalığı Şerhinin Tapuya Tescili
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1867
- Karar No
- 2024/3922
- Karar Tarihi
- Konu
- Hazine Fazlalığı Şerhinin Tapuya Tescili
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/122 E., 2020/386 K. KARAR : Davanın kısmen kabul kısmen reddi Taraflar arasındaki Hazine fazlalığı şerhinin tapuya tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece Yargıtay (Kapatılan) 14.Hukuk Dairesi'nin bozma ilamına uyularak davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından Dairece verilen kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; tapu kaydının beyanlar hanesinde "zuhur eden 4554 m2'lik fazlalık Maliye Hazinesine aittir" şerhi bulunan 1178 ada 33 parselin ifrazı sonucu 1178 ada 56 ve 57 parsel sayılı taşınmazların oluştuğunu, her iki taşınmazın da beyanlar hanesine "zuhur eden 4554 m2'lik fazlalık Maliye Hazinesine aittir" şerhinin aktarıldığını, anılan parsellerin imar düzenlemesi ile başka birçok parsele dağıtılmasına rağmen yeni oluşan bu parsellerde, Hazine adına fazlalık kısma ilişkin olarak tam veya hisseli mülkiyet tahsisinin yapılmayıp, taşınmazların tamamının şahıslar adına tescil edildiğini, yeni oluşan imar parsellerinde belirtilen miktara ilişkin davalılar adına kayıtlı kısmın iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu 1178 ada 56 numaralı parseli müvekkilinin satın aldığını, Kadastro Kanunu'nun 20/D maddesinde belirtilen 10 yıllık zamanaşımı süresi dolduğundan müvekkili bakımından fazlalık miktarı edinme şartlarının oluştuğunu, şerhin hukuki hükmünü kaybettiğini belirterek davanın reddini savunmuş; 04.09.2013 tarihli dilekçesinde ise davayı kabul ettiklerini bildirmiştir. 2. Diğer davalılar, davaya cevap vermemiş; duruşmalara da katılmamışlardır. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 31.10.2013 tarihli ve 2009/473 Esas, 2013/801 Karar sayılı ilamında; "...davalı ... yönünden 6100 sayılı HMK'nın 308 inci maddesi uyarınca davanın kabulü ile dava konusu 1178 ada 56 ve 57 parsel sayılı taşınmazların imar düzenlemesine girmesi ile oluşmuş 10327 ada 2 parselde 4574/10359 paya zuhur eden 783 m²'lik fazlalık, 10332 ada 2 parselde 468/6342 paya zuhur eden 80 m²’lik fazlalık, 10334 ada 2 parselde 735/5077 paya zuhur eden 126 m²’lik fazlalılığın Maliye Hazinesine ait olduğuna; diğer davalılara yönelik davanın ise kadastro tespitinden itibaren 10 yıllık hak düşürücü süre geçtiğinden reddine" karar vermiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi 25.05.2017 tarihli ve 2015/18013 Esas, 2017/4268 Karar sayılı ilamında özetle; “...davaya konu taşınmazların dayanağı idari işlem iptal edilmeden eldeki davanın dinlenme olanağı bulunmadığından davacı Hazine vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine; davalı ... vekilinin 04.09.2013 tarihli dilekçesi ile davayı kabul ettiği ancak Hazine paydaş kılınacak şekilde tapunun iptali ile Hazine adına tescile karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde tespit hükmü kurulmasının doğru olmadığı” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkeme yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; davalı ...'nin hissedar olduğu parseller yönünden davanın kabulüne, bir kısım parseller yönünden tarafların sulh olduğu anlaşılmakla karar verilmesine yer olmadığına; diğer davalılar yönünden davanın reddine (Mahkemenin 31.10.2013 tarihli ve 2009/473 Esas, 2013/801 sayılı Kararına karşı yapılan temyiz başvurusu sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 25.05.2017 tarihli ve 2015/18013 Esas, 2017/4268 Karar sayılı ilamı ile temyiz itirazlarının reddine karar verildiği anlaşıldığından, mahkemece yeniden karar verilmesine yer olmadığına) karar vermiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Dairemizin 19.09.2023 tarihli 2023/3340 Esas ve 2023/3929 Karar sayılı ilamında, "1. Davacı Hazine vekilinin; davalılar ..., ..., ..., ... ve ... yönünden verilen karara yönelik temyiz itirazlarının reddine, 2. Davacı Hazine vekilinin davalı ... yönünden verilen karara karşı temyiz itirazları yönünden ise; mahkemece her ne kadar tarafların sulh oldukları gerekçe gösterilerek dava konusu 10332 ada 2 parsel, 10343 ada 2 parsel, 10353 ada 2 parsel, 10338 ada 2 parsel, 10402 ada 2 parsel, 10341 ada 2 parsel ve 10354 ada 4 parsel sayılı taşınmazlar hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm kurulmuş ise de, bu hususta taraflar arasında düzenlemiş bir sulh sözleşmesi bulunmadığı, davacı Hazine'nin feragat beyanı olduğu, ayrıca davacı Hazine vekilinin feragat ettiği taşınmazlar arasında 10341 ada 2 parsel ve 10354 ada 4 parsel sayılı taşınmazların da yer almadığı anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece, dava konusu 10332 ada 2 parsel, 10343 ada 2 parsel, 10353 ada 2 parsel, 10338 ada 2 parsel, 10402 ada 2 parsel sayılı taşınmazlara yönelik davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmesi; feragate konu edilmeyen 10341 ada 2 parsel ve 10354 ada 4 parsel sayılı taşınmazlar yönünden ise ilgili tapu müdürlüğünden güncel tapu kayıtları getirtilip incelenmek suretiyle davanın esası hakkında bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Öte yandan, hakkında tapu iptali ve tescil hükmü kurulan 10334 ada 2 parsel sayılı taşınmazla ilgili UYAP kaydından yapılan inceleme neticesinde, anılan taşınmaz üzerinde kat mülkiyeti tesis edilerek muhtelif sayıda bağımsız bölümler oluşturulduğu görülmüştür. O halde mahkemece, bahsi geçen taşınmazın güncel tapu kaydının da ilgili tapu müdürlüğünden getirtilip incelenerek oluşan yeni sicile göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere infazı kabil olmayacak şekilde karar verilmesi de doğru görülmemiştir" gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. VI. KARAR DÜZELTME A. Karar Düzeltme Yoluna Başvuran Dairemizin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili ve davalı ... vekili karar düzeltme isteminde bulunmuşlardır. B. Karar Düzeltme Sebepleri 1. Davacı vekili; bir kısım davalılar yönünde verilen davanın esastan reddine dair kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, Hazine lehine nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini dile getirmiştir. 2. Davalı ... vekili ise; 10341 ada 2 parsel yönünden davacı Hazine'nin payı kalmadığından, 10354 ada 4 parsel yönünden ise 2012 yılından beri dava dışı üçüncü bir kişi hissedar olduğundan davanın reddi kararının yerinde olduğu, bozma ilamının hatalı olduğunu dile getirmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, Hazine fazlalığı şerhinin tapuya tescili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 2510 sayılı İskan Yasası'nın 23 üncü maddesi, 5543 sayılı İskan Yasası'nın 19 uncu maddesi, 3402 sayılı Kadastro Yasası'nın 20/D maddesi. 3. Değerlendirme 1. Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya kapsamına göre davalı ... vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan karar düzeltme istemi yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir. 2. Davacı vekilinin davanın esastan reddine karar verilen parseller yönünden yaptığı karar düzeltme itirazındaki nedenler yönünden; Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 04.02.1959 tarihli ve 1957/13 Esas, 1960/5 Karar sayılı ve 09.05.1960 tarihli ve 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı ilâmlarında açıklandığı üzere, bir mahkemenin Yargıtay tarafından verilen bozma kararına uyması sonunda kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince karar verme mükellefiyeti meydana gelir ve bu itibarla mahkemenin sonraki hükmünün bozmada gösterilen esaslara aykırı bulunması, usule uygun sayılamaz ve bozma sebebidir; meğer ki, bu aykırılık sadece bozma kararında gösterilen bir usul kaidesine ilişkin bulunsun ve son kararın neticesini değiştirecek bir mahiyet arz etmesin. Mahkemenin bozma kararına uymasıyla meydana gelen durum uyarınca muamele yapma ve hüküm verme durumu, taraflardan birisi lehine ve diğeri aleyhine hüküm verme neticesini doğuracak bir durumdur ve buna usuli kazanılmış hak yahut usule ait kazanılmış hak denilmektedir. Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, birçok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilâmına uyulmuş olmakla oluşan usuli kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır. Benzer şekilde; uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir. Bu sayılanların dışında ayrıca görev, hak düşürücü süre, kesin hüküm itirazı, harç ve maddi hataya dayanan bozma kararlarına uyulmasında olduğu gibi kamu düzeni ile ilgili konularda da usuli kazanılmış haktan söz edilemez (Kuru, s. 4738 vd.). Yargıtay (Kapatılan) 14.Hukuk Dairesi'nin 25.05.2017 tarihli bozma ilamında, 1178 ada 57 parselin imar uygulamasına girmesiyle oluşan tapuda ..., ... ve ...'ın hissedar olduğu taşınmazların dayanağını oluşturan imar uygulaması iptal edilmeden eldeki davanın dinlenme olanağı olmadığı gerekçesiyle mahkemece bu parseller hakkında verilen davanın reddi kararı isabetli bulunmuş ve bu doğrultuda davacı Hazine vekilinin temyiz itirazları reddedilmiştir. Bozma ilamına uyan mahkeme temyiz itirazlarının Yargıtay tarafından reddedildiği gerekçesiyle yeniden davanın reddine karar vermiştir. Davacı Hazine vekili tarafından hükmün temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 19.09.2023 tarihli bozma ilamında Hazine vekilinin bu yöne değinen temyiz itirazlarının (V.C.3.1) nolu bentte yer alan sebeplerle reddine karar verilmiş ise de; bu defa yapılan incelemede maddi hataya düşüldüğü anlaşılmıştır. Somut olaya gelince; 26.602 m2 büyüklüğündeki dava konusu 1178 ada 33 parselin 1.2.1955 tarihinde tapu kaydının oluştuğu ve bu parselden gelen "zuhur eden 4554 m2 lik fazlalık ...'ne aittir" şerhinin, 1962 yılında ifrazen oluşan 1178 ada 56 ve 57 numaralı parsellere taşındığı anlaşılmıştır. 1178 ada 56 parselin 2007 ve 2012 yıllarında iki kez imar uygulamasına girmesi ile oluşan parseller yönünden kayıt maliki ...'nin kabul beyanı doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik yok ise de; 1178 ada 57 parselin imar uygulamasına girmesi ile oluşan parseller yönünden hak düşürücü süre içinde dava açılmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Hazine'nin açtığı tapuya tescil istemli davanın dayanağı, mülkiyet hakkı olup Hazine bu hakkının imar parsellerine yansıtılmasını her zaman isteme hakkına sahiptir. Tapu kayıt malikleri ise 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12 nci maddesinin 3 üncü fıkrası uyarınca 10 yıllık hak düşürücü süre içinde şerhin terkini davası açmadığından tapu kaydındaki fazlalık şerhi devam etmektedir. Hazine fazlalığına dair şerh devam ettiği sürece imar uygulamasının iptal edilmiş olup olmasının bir önemi bulunmaksızın Hazine, mülkiyet hakkının tapuya tescilini her zaman isteyebilecektir. Hal böyle olunca mahkemece yapılması gereken, dava konusu 1178 ada 57 parselin imar uygulamasına girmesi sonucu oluşan 10357 ada 4 parsel, 10400 ada 2 parsel, 10328 ada 4 parsel ve 10390 ada 2 parsellerde, kesilen düzenleme ortaklık payı oranları da dikkate alınmak suretiyle davacının hangi oranda paydaş kılınacağı tespit edildikten sonra işin esası hakkında bir karar vermektir. Hükmün açıklanan gerekçe ile de bozulmasına karar verilmesi gerekirken bu hususta sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiş olması, maddi hataya dayalı olup açıklanan husus bu defa yapılan incelemede anlaşıldığından Dairemizin 19.09.2023 tarihli 2023/3340 Esas ve 2023/3929 Karar sayılı ilamının V.C.3 nolu bendinin 2,3,4,5 ve 6 numaralı paragraflarında belirtilen nedenler ile birlikte yukarıda belirtilen eklemeli gerekçe ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı ... vekilinin tüm, davacı Hazine vekilinin sair karar düzeltme itirazlarının reddine, 2. Davacı vekilinin 2 numaralı bentte belirtilen sebepler yönünden karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin 19.09.2023 tarihli 2023/3340 Esas ve 2023/3929 Karar sayılı ilamındaki V.C.3.1 numaralı bendi çıkarılıp yukarıda belirtilen gerekçe eklenerek hükmün hem Dairemizin 19.09.2023 tarihli ilamının V.C.3 nolu bendinin 2,3,4,5 ve 6 numaralı paragrafında belirtilen gerekçelerle hem de yukarıdaki eklemeli gerekçe ile BOZULMASINA, Peşin yatırılan karar düzeltme harcının yatırana iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 18.09.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.