Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2023/5312 E. 2023/6236 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/5312
- Karar No
- 2023/6236
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/381 E., 2023/556 K. KARAR : Davanın kabulüne Taraflar arasında görülen inanç sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; inanç sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; öncelikle zamanaşımı yönünden itiraz etmiş, ayrıca, Vergi Dairesi kayıtlarının incelenmesi gerektiğini, davacıların babaları ile ortak olmadıklarını, ibraz edilen tarihsiz yazının ve imzanın murise ait olmadığını, bu konuda uzman bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 02.12.2021 tarihli ve 2018/145 Esas, 2021/590 Karar sayılı kararı ile bozma ilamına uyularak davacı tarafından delil olarak dayanılan not defterinin inançlı işlem veya bu işlemi muhtemel gösteren bir belge olarak kabul edilmediğini, tapu kayıtlarına göre murisin sağlığında sadece Karaman Merkez, ... Mahallesi 729 ada 1 parsel sayılı 194 m² yüzölçümlü avlulu kerpiç ev vasfındaki taşınmazdaki 2/3 hissesinin, 1/3 kısmını 17.12.2003 tarihinde davalı ...'na bağış yolu ile devrettiği, sağlığında hak dengesini gözeten kabul edilebilir ölçüde ve tüm mirasçıları kapsar biçimde bir paylaştırma yapmadığı, not defterinde yer alan beyanların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 676 ncı maddesindeki "...yazılı olması ve tüm mirasçıların imzalarını taşıması koşuluyla başkaca şekil şartı aranmaksızın yapılan paylaşım sözleşmesinin mirasçılar bakımından bağlayıcı olacağı" şeklindeki düzenleme karşısında bağlayıcılığının olmadığı, yine not defterinde yer alan beyanların vasiyetname özelliğini taşımadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin 02.12.2021 tarihli kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 21.11.2022 tarihli ve 2022/4095 Esas, 7075 Karar sayılı kararıyla, murise ait olan not defterinde yazılı olan; "... yanında 1998'de alınan arsanın tapusu benim üzerimde ise de, aslı 1/4 benim, 1/4 ...'ün, 1/4 ...' in, 1/4 ...'un" ibarelerindeki el yazısı ve altındaki imzanın aidiyeti hususunda Adli Tıp Kurumu tarafından yapılan inceleme sonucunda, 28.05.2021 tarihli raporla murisin kendi eli ürünü olduğunun tespit edildiği, davacılar tarafından iddia edilen inanç sözleşmesinde, inanılan sıfatına haiz olan murisin kendi el yazısı ile belirttiği dava konusu taşınmazla ilgili beyanlarını kendi imzası ile tamamlayan iş bu belgenin, içtihadı birleştirme kararında belirtilen inanç sözleşmelerinin ispatı için aranan, yazılı delil niteliğinde kabul edilecek türden bir belge olduğu, davacıların dinlettikleri tanıkla da davalarını doğrulamış olduklarından, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma ilamına uyularak davanın kabulüne, dava konusu 2482 ada 3 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile 1/4 hissesinin davacı ..., 1/4 hissesinin davacı ... , 1/4 hissesinin davacı ..., kalan 1/4 Hissenin ise tapu maliki ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacıların davasını ispat edemediğini, 2. Her davacı lehine ayrı ayrı vekalet ücreti ödenmesine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin hatalı hesaplandığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, inanç sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. İnanç sözleşmesi, 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak, yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır. 2. Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, taraflar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) “delil başlangıcı” niteliğinde bir belge varsa 6100 sayılı Kanun’un 202 nci maddesi uyarınca inanç sözleşmesi “tanık” dahil her türlü delille ispat edilebilir. 3. Yazılı delil veya “delil başlangıcı” yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (6100 sayılı Kanun’un 188 inci maddesi ile 225 nci maddesi vd.) yemin gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması halinde hakimin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.12.2015 tarihli ve 2014/14-516 Esas, 2015/2838 Karar sayılı kararı da bu doğrultudadır. 4. İnanç sözleşmesinden doğan davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı) 125 inci maddesi hükmü gereğince inanç sözleşmesinden kaynaklanan davalarda zamanaşımı süresi on yıl olarak kabul edilmektedir. 5. Karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi. 3. Değerlendirme 1. Temyizen incelenen Mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Mahkemece her ne kadar her bir davacı yönünden ayrı ayrı vekalet ücreti takdirine karar verilmişse de; dava konusu taşınmazın 3/4 hissesinin iptali ile davacılar adına tesciline karar verilmiş olması gözetilerek dava değerinin 3/4 ü üzerinden ve dava sebebinin ortak olması nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davacılar lehine tek vekalet ücreti takdiri gerekirken, ayrı ayrı vekalet ücreti verilmesinin isabetsiz olduğu anlaşılmıştır. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı tarafın diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Davalı tarafın Mahkeme kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile Mahkeme kararının, hüküm fıkrasının (4), (5) ve (6). bentler yerinden çıkartılarak yerine “Davacılar lehine dava değerinin 3/4'ü üzerinden hesaplanan 80.499,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.