Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2023/5026 E. 2023/6034 K. – Suya El Atmanın
Konu: Suya El Atmanın Önlenmesi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/5026
- Karar No
- 2023/6034
- Karar Tarihi
- Konu
- Suya El Atmanın Önlenmesi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/377 E., 2023/133 K. KARAR : Davanın kısmen kabulü Taraflar arasındaki suya el atmanın önlenmesi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince, Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı dava dilekçesinde; Bademli Mahallesinde bulunan iki adet bahçe vasfındaki taşınmazı 24.07.1991 tarihli köy satış senedi ile önceki maliklerinden satın aldığını, davalının da aynı mevkide bahçe ve tarlalarının bulunduğunu, bu yerlerin sulama suyu ihtiyacının 1960'lı yıllardan beri dava konusu su kaynağından karşılandığını, ancak davalının suya müdahale ederek kendisine ait bahçeleri sulamasını engellediğini, bu nedenle ağaçlarının ve sebzelerinin zarar gördüğünü ileri sürerek davalının suya müdahalesinin önlenmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı cevap dilekçesinde; davacının bugüne kadar, dava konusu suda herhangi bir kullanımının olmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 14.07.2016 tarihli ve 2014/173 Esas, 2016/286 Karar sayılı kararı ile dava konusu suyun orman arazisi içinden kaynayıp arazinin sınırlarını aşan genel sulardan olup kullanım hakkının devlete ait olduğu ve bu itibarla özel mülkiyete konu olamayacağı, suyun ulaşabildiği taşınmazların doğal olarak bu sudan yararlanma haklarınında bulunduğu, tanık beyanları dikkate alındığında suyun çevresindeki ve ulaşabildiği yerlerdeki taşınmaz zilyetlerinin aynı köyde ikamet eden .... ve ... olarak iki aile olduğu, bu aileler arasında dava konusu suyun kullanımı hususunda anlaşma olduğu, bu anlaşmaya göre dörder günlük fasılalarla anılan ailelere mensup olanların sudan yararlandığı, davacının sonradan satın aldığı taşınmaz ile bu taşınmazın genel sudan yararlanma hakkının birbirinden bağımsız haklar olarak değerlendirilip ayrı işlemlere tabi tutulamayacağı, sonuç olarak davacının dava konusu sudan yararlanma hakkının bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, genel sudan davacıya ait taşınmazların yararlanmasını engellemeye yönelik davalının el atmasının önlenmesine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin 14.07.2016 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 19.11.2020 tarihli ve 2017/377 Esas, 2020/7526 Karar sayılı kararıyla mahkemece, suların en az olduğu dönemde jeoloji, hidrolog ve ziraat mühendisinin bulunduğu bilirkişi heyetiyle mahallinde yeniden keşif icra edilerek davacının ve davalının suya ihtiyaç durumunun ziraat bilirkişisine bilimsel verilere uygun olarak tespit ettirilmesi ve daha sonra ihtiyaç durumları da gözetilerek tarafların bu sudan yararlanma şekil ve şartları belirlenmek suretiyle taraflar arasında su rejimi oluşturulması gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak ve dava konusu su kaynağından sadece davacının yararlanmasını sağlayacak şekilde el atmanın önlenmesine karar verilmesi doğru görülmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahallinde yapılan keşif sonrası sunulan bilirkişi raporları ve dinlenen tanık beyanlarına göre dava konusu suyun, mevcut debisi ve öteden beri kullanım şekli itibariyle genel nitelikte yeraltı kaynak suyu olduğu ve su rejimi oluşturulması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, dava konusu 24/11/2015 tarihli fen bilirkişi raporunda A ve B olarak gösterilen davacıya ait yerin sulanmasına davalı tarafça yapılan müdahalenin önlenmesine, 24/11/2015 tarihli fen bilirkişi raporunda A, B ve C olarak gösterilen meyve bahçelerinin öncelikli olarak sulanması sonrasında D ve E olarak gösterilen yerlerin sulanmasına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Bilirkişi raporunun yetersiz olduğu, A, B, C, D ve E ile gösterilen kısımlarda yer alan bitki ve ağaçların ayrı ayrı niteliğine yer verilmeksizin, hangi öncelik sırasına göre sulanması gerektiği belirtilmeksizin hüküm kurulmasının doğru olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, suya el atmanın önlenmesi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. Türk Medeni Kanunu'nun 718 inci maddesi gereğince; arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyetin kapsamına yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer. 2. Bu madde hükmüne paralel olarak düzenlenen Türk Medeni Kanunu'nun 756 ncı maddesi gereğince de; "Kaynaklar, arazinin bütünleyici parçası olup bunların mülkiyeti ancak kaynadıkları arazinin mülkiyeti ile birlikte kazanılabilir. Başkasının arazisinde bulunan kaynaklar üzerindeki hak, bir irtifak ... olarak tapu kütüğüne tescil ile kurulur. Yeraltı suları, kamu yararına ait sulardandır. Arza malik olmak onun altındaki yeraltı sularına da malik olmak sonucunu doğurmaz. Arazi maliklerinin yer altı sularından yararlanma biçimi ve ölçüsüne ilişkin özel kanun hükümleri saklıdır." 3. Gerek Türk Medeni Kanunu'nun 718 inci maddesi gerekse 756/2 nci maddesinde sözü edilen kaynaklar, yeraltı sularından farklıdır. Kaynak, kökeni yeraltı suyu olan tabi ve sürekli olarak yeryüzüne çıkan özel mülkiyete girecek nitelikte özel bir su olup suni bir şekilde veya ara sıra yeryüzüne çıkan su, kaynak niteliğini kazanmaz (Gürsoy/ Eren/ Cansel, Türk Eşya Hukuku, Ankara 1978, s.618). Ayrıca, kaynaktan çıkan suyun yararı kamuya ait bir akarsu oluşturacak kadar bol çıkması halinde kaynak artık özel mülkiyete konu olamaz. Yine, yeraltı suyundan sondaj gibi suni yollarla çıkartılan sulardan yararlanma usulü de 167 sayılı Yeraltı Suları Kanunu'na tabidir. Başka bir ifadeyle kaynak suyu kendiliğinden kaynadığı arazinin hudutlarını aşacak debide ise ya da malikinin ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra fazlası varsa genel su kabul edilir ve komşular da yararlanabilir. Bunun yanında kaynak suyu tapulu olmayan araziden (örneğin mera, orman vb.) çıkıyorsa suyun debisine bakılmaksızın genel sudur. Bu sudan ise kadim ve öncelik ... ihlal edilmemek suretiyle herkes ihtiyacı oranında yararlanabilir. 4. Özel su ise tapulu taşınmazdan çıkan ve sadece o taşınmazın ve malikinin kişisel ihtiyacını karşılamaya yeterli olan sudur. Arazinin mülkiyetine tabi olan kaynak suyu yani özel su üzerinde, hak sahibi dilediği gibi tasarruf etme yetkisine sahiptir. Bu suyu kendisi kullanabileceği gibi kaynağındaki suyu kullanması hususunda bir başkasına irtifak ... da tanıyabilir. Ayrıca mülkiyet hakkına dayanarak kaynağa elatma varsa elatmanın giderilmesi için davalar açmak yetkisi de bulunmaktadır. 5. 6100 sayılı HMK’nın 297/2 nci maddesi gereğince, hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. 3. Değerlendirme 1. Mahkemece bozma ilamında belirtildiği üzere su rejimi kurulması için mahalinde keşif yapılmışsa da taraflar arasındaki nizayı çözümler nitelikte ve herkesin ihtiyaçları oranında yararlanabileceği haftalık ya da günlük süreler esas alınmak suretiyle bir su rejimi kurulmamış, kararda tarafların hak ve yükümlülükleri belirlenmemiştir. Değinilen bu hususlar gözetilmeden noksan inceleme ve araştırma ile yetinilerek yazılı şekilde HMK’nın 297/2 nci maddesi hükmüne aykırı olacak şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 06.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.