Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2021/4627 E. 2022/6576 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/4627
- Karar No
- 2022/6576
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 10/07/2013 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 16/07/2014 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 713. maddesinin 2 inci fıkrasında düzenlenen ancak, Anayasa Mahkemesinin 17.03.2011 tarihli kararıyla Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilen "...ölüm..." hukuksal sebebine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davacılar vekili İzmir ili, Kemalpaşa ilçesi, ... Köyü’nde kain 155 ada 27 parsel (eski 267 parsel) sayılı taşınmazın tapu kayıt maliki ... tarafından 1971 yılında haricen davacıların murisine satıldığını, bu tarihten itibaren davacıların murisi ... ...’in malik sıfatıyla zilyet olduğunu ...’in 2008 yılında ölümü ile mirasçılarının zilyetliğinin devam ettiğini tapu kayıt maliki ...’ın 1979 yılında öldüğünü ve mirasçılarının tapuda intikal yaptırmadıklarını tapunun bu haliyle hukuki kıymetini kaybettiğini ileri sürerek davalılar murisi adına olan tapu kaydının iptali ile ... ... mirasçıları olan davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi talep ve dava edilmiştir. Davalılar vekili, harici satış senedinin geçersiz olduğunu olağanüstü zamanaşımı ile kazanım koşullarının oluşmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece davacıların zilyetlikle kazanma hükümlerine dayanmasının maliki açıkça belli olan dava konusu taşınmaz bakımından hukuken mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Kural olarak tapulu bir taşınmazın olağanüstü zamanaşımı yoluyla iktisabı mümkün değildir. Ancak kanunun açıkça izin verdiği ayrık durumlarda tapulu bir taşınmazın tamamının veya belli bir payının koşulları oluştuğu takdirde olağanüstü zamanaşımı yoluyla kazanılması mümkündür. Kanunda düzenlenen ayrık hallerden biri de TMK’nın 713/2. maddesidir. Anılan kanuni düzenlemelere göre; tapulu bir taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi adına tesciline karar verilmesi için, malikin ya da paydaşın ölmüş olması, yukarıda açıklanan koşullarda en az 20 yıl süre ile zilyet olunması ve bu süre içinde tapu kaydının intikal görmemesi gerekmektedir. Başka bir anlatımla, belirtilen koşulların tamamlanmasıyla mülkiyet kendiliğinden zilyede geçmiş olur. Mahkemece, sonradan verilen iptal ve tescile ilişkin karar yenilik doğurucu (inşai) nitelikte olmayıp, önceden doğmuş mülkiyet hakkının belirlenmesi niteliğindedir. Her ne kadar, TMK'nın 713/2. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "…ölmüş…" sözcüğü, Anayasa Mahkemesinin 17.03.2011 tarihli ve 2009/58 Esas, 2011/52 Karar sayılı ilamıyla iptaline ve yürürlüğünün durdurulmasına karar verilmişse de; Anayasanın 153/5. fıkrasında "iptal kararlarının geriye yürüyemeyeceği" açıklanmıştır. Nitekim Anayasa Mahkemesi de, 12.12.1989 tarihli ve 1989/11 Esas, 1989/48 Karar sayılı kararında iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralını kabul etmek suretiyle, hukuksal ve nesnel alanda sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadar ki dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır. Tüm bu açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde; TMK'nın 713/1 ve 2. fıkralarına dayalı olarak açılan tapu iptal ve tescil davalarında, koşullarına uygun olarak 20 yıllık zilyetlik süresinin tamamlandığı anda mülkiyetin kazanıldığının ve zilyet lehine kazanılmış (müktesep) hak doğduğunun kabulü gerekmektedir. Şu halde, Anayasa Mahkemesince yürürlüğün durdurulması kararının verildiği 17.03.2011 tarihi ya da davanın açıldığı tarihten hangisi önce ise, o tarihe kadar zilyet lehine mülkiyeti kazanma koşulları tamamlanmışsa, tapunun iptaliyle zilyet adına tesciline karar verilmesi gerekmektedir. Yukarıda da açıklandığı üzere, TMK'nın 713/2. fıkrasına dayalı olarak açılan davaların başarıya ulaşması için bu fıkrada belirtilen koşullar yanında aynı zamanda 713/1. fıkrasındaki koşullarında gerçekleşmiş bulunması gerekir. Çünkü 2. fıkrada; "aynı koşullar altında…" denilmek suretiyle aynı maddenin 1. fıkrasına atıfta bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle 1. fıkradaki koşulların araştırılıp belirlenmesi zorunludur. Başka anlatımla mülkiyetin kazanılabilmesi için diğer kazanma koşullarının yanında dava konusu taşınmazda davacı tarafın aralıksız, çekişmesiz, malik sıfatıyla ve 20 yıl süreyle zilyet ve tasarrufta bulunması gerekir. Somut olaya gelince; dava konusu 155 ada 27 parsel (eski 267 parsel) sayılı taşınmazın davalıların murisi ... adına 1968 tarihinde kadastro sonucu tescil edildiği, ...’ın 1979 tarihinde öldüğü ancak taşınmazın halen muris adına kayıtlı olduğu, davacıların ise murislerinin 1971 tarihinde harici satın alma ile taşınmaza zilyet olduğu ve eklemeli zilyetlik yoluyla da dava tarihine kadar zilyetliklerinin devam ettiği iddiasına dayandıkları anlaşılmaktadır. O halde mahkemece yukarıda açıklanan ilkeler ışığında araştırma yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın ilgiliye iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 03.11.2022 gününde oybirliği ile karar verildi.