Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2021/4336 E. 2022/6484 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/4336
- Karar No
- 2022/6484
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 12.11.2014 tarihinde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 05.05.2016 tarihli hükmün Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içeriğindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü : KARAR Dava, TMK’nın 713/2. maddesi gereği, maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan hukuki sebebine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davacı vekili; dava konusu 134 parsel sayılı gayrimenkulün, halen ... oğlu ... adına kayıtlı olduğunu, ne kayıttan önce, ne de kayıttan sonra Hasankendi Köyünde ... oğlu ... adında birinin yaşadığını bilenin olmadığını, dava konusu gayrimenkulün yaklaşık 70 - 80 yıldan beri müvekkilinin ve babasının zilyetliğinde olduğunu, tarım amaçlı işletildiğini belirterek, ... oğlu ... adına olan kaydın iptaliyle müvekkili adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, dava konusu taşınmazla ilgili olarak, dava dışı kişilerce açılan, aynı nedene dayalı davanın reddedilerek kesinleştiği ve bu davanın kesin hüküm teşkil ettiğinden bahisle davanın, dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiş, karara karşı taraf vekillerince temyiz başvursunda bulunulmuştur. Hukuk düzeninde istikrar sağlama amacı taşıyan kesin hüküm, hükme karşı yasa yollarının tükenmesi (şekli anlamda kesin hüküm) ve taraflar arasındaki hukuki ilişkinin bir daha dava konusu yapılmaması (maddi anlamda kesin hüküm) şeklinde hukuk yargılama sistemimizde yer almaktadır. Şekli anlamda kesinleşmeyi zorunlu kılan, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin yeniden dava konusu yapılamaması amacını güden maddi anlamda kesin hüküm 6100 sayılı HMK’nın 303. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddeye göre bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın, taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir. Yine TMK’nın 713/2. maddesi gereği, maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan hukuki sebebine dayalı tapu iptali ve tescil davalarının dinlenebilmesi için tapu kütüğünde malikin kim olduğunun anlaşılamaması gerekir. Kadastro tutanakları da tapu kütüğü kapsamında tapunun eki belgelerindendir. Maliki tapu kütüğünden kim olduğunun anlaşılamaması hali; taşınmaz malın sahibinin kim olduğunun bilinmesine yarayacak gerekli bilginin tapu sicilinden çıkarılmasının imkansız olmasıdır (HGK.nun 10.04.1991 tarih, 1991/8-51 E., 194 K. sayılı ilamı). Kütükteki bilgi ve belgelerden gerekli dikkati gösteren herkesin malikin kim olduğunun anlayamayacağı hallerde ve malik sütununun boş bırakılması, malik adının müphem ve yetersiz gösterilmesi, malik adının silinmiş ve yenisinin yazılmamış olması gibi hallerde malikin tapu kütüğünden anlaşılamadığı sonucuna varılabilir. Somut olayda, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, tarafları aynı olmayan davanın, görülmekte olan davada kesin hüküm teşkil ettiğinden bahisle davanın reddi doğru olmadığı gibi, dava konusu talebin esasıyla ilgili olarak gerekli araştırma ve inceleme yapmaksızın hüküm tesis edilmiş olması doğru değildir. Kabule göre de, davalılardan kayyım ve Maliye Hazinesi ayrı ayrı vekillerle temsil edilmesine karşın, davalılar lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, hangi davalı için olduğu belirtilmeksizin maktu vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru görülmemiş, açıklanan nedenler ile hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 02.11.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.