Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/7760 E. 2013/23432 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2013/7760
Karar No
2013/23432
Karar Tarihi

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine, 2-Davacı, davalı işyerinde apartman görevlisi olarak çalıştığını, hiçbir sebep gösterilmeksizin işine son verildiğini, genel kurul tutanağının 5. maddesine göre tüm alacaklarının ödenerek işten çıkarılmasına karar verilmiş olmasına rağmen alacakların ödenmediğini belirterek kıdem ve ihbar tazminatı ile bazı işçilik alacaklarının tahsilini talep etmiştir. Davalı, sözleşmenin davacının olumsuz davranışları nedeni ile haklı nedenle feshedildiğini, kıdem tazminatının her ay bordrosuna yansıtılarak ödendiğini belirterek davanın reddini istemiştir. Mahkemece, haklı nedenin davalı tarafından ispatlanamamış olması nedeniyle davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kıdem tazminatına ilişkin yapılan ödemelerin mahsup edilip edilmeyeceği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.

İşverene ait bir ya da birkaç işyerinde belli bir süre çalışmış bir işçinin, işini kaybetmesi halinde, işinde yıpranması, yeni bir iş edinmede karşılaşacağı güçlükler ve işyerine sağladığı katkı göz önüne alınarak, geçmiş hizmetlerine karşılık işveren tarafından işçiye kanuni esaslar dahilinde verilen toplu paraya “kıdem tazminatı” denilmektedir. Kıdem tazminatının koşulları, hesabı ve ödeme şekli doğrudan İş Kanunlarında düzenlenmiştir. Kıdem tazminatı, feshe bağlı haklardan olsa da, iş sözleşmesinin sona erdiği her durumda talep hakkı doğmamaktadır. 4857 sayılı İş Kanununun 120 nci maddesi hükmüne göre, yürürlükte bırakılan 1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesinde, kıdem tazminatına hak kazanabilmek için işçinin işverene ait işyerinde en az bir yıl çalışmış olması gerekir. Kıdem tazminatına hak kazanma noktasında en az bir yıllık çalışma koşulu, İş Kanunu sistemi içinde nispi emredici bir hüküm olarak değerlendirilmelidir. Buna göre, toplu ya da bireysel iş sözleşmeleriyle, en az bir yıl çalışma süresi işçi lehine azaltılabilecektir. İşçinin işyerinde fiilen çalışmaya başladığı tarih, bir yıllık sürenin başlangıcıdır. Tarafların iş ilişkisi kurulması yönünde varmış oldukları ön anlaşma bu süreyi başlatmaz. Yine iş sözleşmesinin imza tarihi yerine, fiilen iş ilişkisinin kurulduğu tarihin, kıdem tazminatına hak kazanma ve hesap yönünden dikkate alınması gerekir. İşçinin çıraklık ilişkisinde geçirdiği süreler de kıdem tazminatına esas alınmayacak, buna karşın deneme süresi kıdemine eklenecektir. İşçinin kıdem hakkı bakımından aranan en az bir yıllık süre, derhal fesihlerde feshin bildirildiği anda sona erer. Kural olarak fesih bildirimi muhataba ulaştığı anda sonuçlarını doğurur. Bildirimli fesihler yönünden ise ihbar öneli süreye dahil edilir. . 2822 sayılı Yasanın 42 nci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, grev ve lokavtta geçen süreler kıdem süresine eklenemez. Tutukluluk ve hükümlülükte geçen süreler de kıdem tazminatına esas sürede dikkate alınamaz. İşçinin iş sözleşmesi feshedilmediği halde çeşitli nedenlerle kıdem tazminatı adı altında yapılan ödemler avans niteliğinde sayılmalıdır. İşçinin iş sözleşmesinin feshinde kıdem tazminatına hak kazanılması durumunda, işyeri ya da işyerlerinde geçen tüm hizmet sürelerine göre kıdem tazminatı hesaplanmalı, daha önce avans olarak ödenen miktar yasal faiziyle birlikte mahsup edilmelidir. 2013/7760 -2013/23432 S/3

Somut olayda davacının iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiği ve bu nedenle kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığının tespiti konusunda verilen karar da herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak dosyaya sunulan ve davacının imzasını taşıyan bordrolara göre davacıya her ay, bir yıl için kazanacağı kıdem tazminatı miktarı 12 aya bölünmek suretiyle ödendiği anlaşılmaktadır.Ancak mahkeme tarafından söz konusu ödemeler hiçbir şekilde dikkate alınmamış ve hesaplanan kıdem tazminatı alacağından mahsup edilmemiştir. Yapılacak iş, söz konusu kıdem tazminatı ödemelerinin ödendiği tarihten fesih tarihine kadar olan dönem için yasal faiz işletilmek suretiyle tamamının hesaplanan kıdem tazminatı hesabından mahbup edilmesidir. Mahkemece bu husus yerine getirilmeksizin eksik inceleme ile hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalı tarafa iadesine, 26.12.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/7760, K. 2013/23432, T. 26.12.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2013-7760-e-2013-23432-k-cf780fda9224