Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/6369 E. 2013/4355 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2013/6369
- Karar No
- 2013/4355
- Karar Tarihi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, düzenlenen rapor incelendi, gereği düşünüldü: Davacı, davalı şirkette 12.06.2010 tarihinde tanzim teşhir elemanı olarak çalışmaya başladığını ve 17.10.2011 tarihinde iş akdinin feshedildiğinin şifahen bildirildiğini, iş akdinin feshinin işverence haksız olarak ve geçerli bir neden olmadan İş Kanununa aykırı yapıldığını, taraflar arasında belirli süreli hizmet akdi yapılmasını gerektirir objektif nedenler bulunmadığını, bu nedenle imzalanan sözleşmenin belirsiz süreli olduğunu, bildirerek işe iadesine ve yasal haklarının ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı, davacının belirli süreli iş akdine dayalı olarak çalıştığını, iş akdinin belirli süreli hizmet akdinin sona ermesi nedeniyle feshedildiğini, fesih sebebinin yazılı, kesin ve açık bir biçimde 12.10.2011 tarihinde davacıya tebliğ edildiğini ancak davacının bu bildirimi almaktan imtina ettiğini, davanın süresinde olmadığını belirterek reddini savunmuştur. Mahkemece, davacı işçinin yaptığı işin sürekli bir iş olduğunu ve yasaya uygun olarak yapılmayan fesih geçerli veya haklı nedene dayanmadığından davanın kabulüne ile davacının işe iadesine karar verilmiştir. Kararı davalı vekili temyiz etmiştir. Davanın bir aylık hak düşürücü süre içinde açılıp açılmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur. 4857 sayılı İş Kanununun 20.maddesi uyarınca iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini ileri süren işçinin, fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren .../. 2013/6369-4355 S.2 bir ay içerisinde feshin geçersizliği ve işe iade istemi ile dava açması gerekir. Bu süre hak düşürücü süre olup, resen dikkate alınması gerekir. İşveren fesih bildiriminde bulunmuş, ancak bunu tebliğ etmemiş olmasına rağmen, örneğin, işçi, işvereni şikayet ederek, fesih bildiriminin yapıldığı tarihi kesin olarak belirleyecek bir işlem yapmışsa, artık bu tarihin esas alınması uygun olacaktır. Bu anlamda işverenin fesih bildiriminin tebliğden imtina edildiği tutanakların tutulduğu tarih, tutanak düzenleyicilerinin doğrulaması halinde tebliğ tarihi sayılacaktır. Eylemli fesih halinde dava açma süresi, eylemli feshin yapıldığı tarihten itibaren işler. Fesih bildirimine karşı idari itiraz yolu öngören personel yönetmeliği ya da sözleşme hükümleri, dava açma süresini kesmeyeceği gibi, işçinin bu süre içinde hastalığı nedeni ile rapor alması da bu süreyi durdurmayacaktır. İş sözleşmesinin önel verilerek feshi halinde, dava açma süresi önelin sona ereceği tarihte değil, işverenin fesih bildirimini tebliğ ettiği tarihten başlar. Somut olayda, davacıya iş akdinin feshini içeren bildirimin, davacı tarafından tebliğden imtina edilmesi nedeniyle yapılamadığından bahisle 12.10.2011 tarihli tutanağın tutulduğu, dosyada başkaca fesih bildirimin tebliğine yönelik evrakın bulunmadığı, davalı tarafın davanın yasal süresi içinde açılmadığını beyanla itiraz ettiği, mahkemece, dava şartlarından olan, davanın 1 aylık yasal süresi içinde açılıp açılmadığı hususunun kesin olarak belirlenmesi için tutanakta imzaları bulunan tanıklara sorularak tutanak içeriğinin doğruluğunun tespit edilmesi gerekirken, davalı tarafın bu konudaki itirazları göz ardı edilerek esasa girilip davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer itirazların incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine 25.03.2013 tarihinde oybirliğiyle KESİN olarak karar verildi.