Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/5324 E. 2013/12862 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2013/5324
Karar No
2013/12862
Karar Tarihi

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine. 2-Davacı, davalı işyerinde mikser şoförü olarak çalıştığını, iş akdinin emeklilik nedeniyle sona erdiğini, çalışma süresince fazla çalışma, yıllık izin, hafta tatili, genel tatil alacakları ile kıdem tazminatının ödenmediğini ileri sürerek bu alacaklarının tahsilini istemiştir. Yargılama sırasında davacı vekili davasını belirsiz süreli alacak davası olarak açtığını beyanla iki kez ıslah etmiştir. Davalı, davacının tüm haklarının ödendiğini, mevsim itibariyle çalışılmayan beton dökülmeyen dönemler olduğunu, davacının fazla mesailerinin karşılığının şehir içinde yaptığı her sefer için, belirli meblağlı sefer pirimi ödenmesi hususunda anlaştıklarını, ayrıca fazla mesai talebinin haksız olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, davacının hafta tatili ücreti hariç diğer alacak taleplerinin kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık , fazla çalışma hafta tatili ve genel tatil ücretinin davacıya ödenen maktu ücrete dahil olup olmadığı ve bunu aşan çalışma bulunup bulunmadığı ve davanın iki kez ıslah edilip edilemeyeceği noktasındadır. Fazla çalışma yönünden yasal sınırlamalardan biri İş Kanununun 41 inci maddesindeki, fazla çalışma süresinin toplamının bir yılda ikiyüzyetmiş saatten fazla olamayacağı şeklindeki hükümdür. Ancak bu sınırlamaya rağmen işçinin daha fazla çalıştırılması halinde, bu çalışmalarının karşılığı olan fazla mesai ücretinin de ödenmesi gerektiği açıktır. Yasadaki sınırlama esasen işçiyi korumaya yöneliktir Genelde belli hedeflerin gerçekleşmesine bağlı olarak prim karşılığı çalışan bu işçiler yönünden prim ödemelerinin fazla çalışmayı karşılayıp karşılamadığı araştırılmalıdır. İşçiye ödenen satış priminin fazla çalışmaların karşılığında ödenmesi gereken ücretleri tam olarak karşılamaması halinde aradaki farkın işçiye ödenmesi gerekir. İş sözleşmelerinde fazla çalışma ücretinin aylık ücrete dahil olduğu yönünde kurallara sınırlı olarak değer verilmelidir. Dairemiz, yıllık ikiyüzyetmiş saatle sınırlı olarak söz konusu hükümlerin geçerli olduğunu kabul etmektedir. Günlük çalışma süresinin onbir saati aşamayacağı Kanunda emredici şekilde düzenlendiğine göre, bu süreyi aşan çalışmaların denkleştirmeye tabi tutulamayacağı, zamlı ücret ödemesi veya serbest zaman kullanımının söz konusu olacağı kabul edilmelidir. Somut olayda davalı, davacının fazla çalışmalarının sefer primi olarak ödenmesi konusunda anlaştıkları ve davacı tanıklarının da beyan ettiği üzere ayda 450,00-500,00 TL arası sefer pirimi ödendiği anlaşılmaktadır yukarıda ilkeler ışığında davacının aldığı sefer primleri ile hakettiği fazla mesai alacağı karşılaştırılmalı ve sefer primini geçen fazla mesai alacağı varsa aradaki fark ödenmeli aksi taktirde davacının bu talebinin reddine karar verilmelidir. Ayrıca davacı tarafından 26.12.2011 tarihli ıslah dilekçesiyle bilirkişi raporu doğrultusunda tüm talepleri ıslah edilmiş ve ıslah harcı da aynı gün ödenmiştir. Yine davacı tarafından 17.10.2012 tarihinde ikinci kez ıslah dilekçesi verilmiş olup aynı gün harcı ödenmiş, talep ettiği alacak miktarları yükseltilmiştir. Dava 4.2.2011 tarihinde açılmış olup 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 1.10.2011 tarihinde yürürlüğe girmiştir. HMK'nun 448.maddesinde bu kanun hükümlerinin, tamamlanmamış işlemleri etkilememek kaydıyla derhal uygulanacağı bildirildiğinden HMK.'nun 107. maddesinde düzenlenen belirsiz alacak davasına ilişkin hükmün somut olayda uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Gerek HUMK.'nun 83.maddesine, gerekse HMK.'nun 176.maddesine göre aynı davada, taraflar ancak birkez ıslah yoluna başvurabilir. Mahkemece, 2. ıslah dilekçesi dikkate alınarak hüküm kurulmuş olması hatalıdır. O halde davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde, davalıya iadesine 8.7.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/5324, K. 2013/12862, T. 08.07.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2013-5324-e-2013-12862-k-c447096e1491