Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/4976 E. 2013/13161 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2013/4976
- Karar No
- 2013/13161
- Karar Tarihi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Davalı temyizi yönünden ; 6100 sayılı HMK'nun geçici 3.madde 1.fıkrasına göre; “Bölge adliye mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2’nci maddesi uyarınca Resmi Gazete'de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.” 2.fıkrasına göre; Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/09/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ila 454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur. Miktar ve değeri temyiz kesinlik sınırını aşmayan taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar HUMK'nun 427/2.maddesi uyarınca temyiz edilemez. Kesinlik sınırı kamu düzeni ile ilgilidir. Temyiz kesinlik sınırı belirlenirken yalnız dava konusu edilen taşınır malın veya alacağın değeri dikkate alınır. Faiz, icra(inkar) tazminatı, vekalet ücreti ve yargılama giderleri hesaba katılmaz. Birleştirilen davalarda, temyiz sınırı her dava için ayrı ayrı belirlenir. İhtiyari dava arkadaşlığında, temyiz sınırı her dava arkadaşının davası için ayrı ayrı belirlenir. Karşılık davada, temyiz sınırı asıl dava ve karşılık dava için ayrı ayrı belirlenir. Tespit davalarında, temyiz sınırı tespit davasının öncüsü olduğu eda davasının miktar ve değerine göre belirlenir. Temyiz sınırından fazla bir alacağın tamamının dava edilmiş olması halinde, hükümde asıl istemin kabul edilmeyen bölümü temyiz sınırını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Kısaca temyize konu edilen miktara bakılarak kesinlik belirlenir. Alacağın bir kısmının dava edilmesi halinde, kısmi davada kesinlik sınırı dava edilen miktara göre değil, alacağın tamamına göre belirlenir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 06.06.1975 gün ve 1975/6-8 sayılı içtihadında “5521 sayılı yasada açık düzenleme olmamakla birlikte, bu yasanın 15.maddesindeki düzenleme gereği HUMK'nun 427.maddesindeki kesinlik sınırının iş mahkemelerinde verilen kararlarda da uygulanması gerektiği, grup halinde açılan davaların salt iş mahkemelerine özgü bir dava türü olmadığı, bu nedenle seri olarak açılan davalarda her dosya için kesinlik sınırına bakılması gerektiği” açıkça belirtilmiştir. 2012 yılında mahkemelerce verilen kararların temyiz edilebilmesi için temyize konu dava değerinin 1.690,00 TL'sını geçmesi gerekir. Somut olayda, mahkemece kabulüne karar verilen ve davalı tarafça temyize konu edilen miktar 711,00 TL olup karar tarihi itibariyle, temyiz eden davalı aleyhine verilen hüküm kesin nitelik taşıdığından, davalı ... Başkanlığının temyiz dilekçesinin süre aşımından REDDİNE karar verilmelidir. 2-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine, 3-Davacı, 15.01.2007 tarihinde emekliye ayrıldığını ancak Toplu İş Sözleşmesinden kaynaklanan ve diğer işçilik alacaklarının ödenmediğini belirterek işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir. Davalı, davacının talep ettiği tüm işçilik alacaklarının ödendiğini belirtmiştir. Mahkemece davacının sadece ücret alacağının eksik ödendiğini diğer tüm alacaklarının daha önceden ödendiği belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında davacı işçinin fazla mesai, hafta tatili, ulusal bayram genel tatil çalışması yapıp yapmadığı uyuşmazlık konusudur. Fazla mesai, hafta tatili, ulusal bayram genel tatil çalışması yaptığını ispat yükü işçiye, çalışma olgusunun ispatlanması halinde ücretlerinin ödendiğini ispat yükü ise işverene düşmektedir. Fazla mesai, hafta tatili, ulusal bayram genel tatil ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların tanık beyanlarıyla sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalarda bu noktada gözönüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır. İmzalı ücret bordrolarında fazla mesai, hafta tatili, ulusal bayram genel tatil ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla mesai, hafta tatili, ulusal bayram genel tatil ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda da ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır . Somut olayda davacı fazla mesai, hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil ücreti alacaklarını ödenmediğini ileri sürmüş, davalı ise söz konusu çalışmalar olduğunda karşılığının ödendiğini belirterek talebin reddini savunmuştur. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda dosyaya sunulan giriş kartları ve puantaj cetvellerine göre davacının fazla çalışma, hafta tatili çalışması ve ulusal bayram genel tatil alacağı olduğunda bunun giriş kartları ve puantajlara uygun olarak hesaplanıp bordrolarda gösterildiği ve ödendiği tespit olunduğundan talebin reddedilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bilirkişinin itibar ettiği bordrolar imzasız olduğundan tahakkuk edilen alacakların ödendiği kabul edilemez. Bu nedenle yapılması gereken davacının ücret hesabı kayıtlarını ilgili bankadan getirterek bordroda tahakkuk ettirilen alacaklarının ödenip ödenmediğinin tespitini yaparak çıkacak sonuca göre karar vermektir. Mahkemece bu husus gözetilmeksizin eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, davalının temyiz dilekçesinin süre aşımından reddine, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 11.07.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.