Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/246 E. 2013/5479 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2013/246
- Karar No
- 2013/5479
- Karar Tarihi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava niteliği ve içeriği itibariyle davacının paydaşı bulunduğu ve ortaklığın giderilmesi davasına konu olan 266 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatın aidiyetinin tespitine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne, yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmiş ise de, varılan sonuç davanın niteliğine, dosya içeriğine ve yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir. Öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre; muhdesat aidiyetinin tespiti davalarında ortaklığın giderilmesi davasının yargılaması sırasında muhdesatın davacı tarafça meydana getirildiğini açıkça kabul edenler dışında kalan ve muhdesatın üzerinde bulunduğu taşınmazda paydaş olan tüm tapu maliklerinin davada taraf olmaları zorunludur. HMK'nun 312. maddesi hükmüne göre kural olarak davalı tarafın davayı kabul etmesi halinde yargılama giderlerinden ve yargılama giderlerinden sayılan vekâlet ücretinden sorumlu tutulması, bunun sonucu olarak davacı tarafın yaptığı giderlerin davalıdan tahsiline, vekille temsil edilmiş ise davacı taraf yararına vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekir. Aynı maddenin ikinci fıkrası hükmüne göre de, davanın kabulü halinde davacı tarafın yargılama giderlerinden ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulmaması için davayı kabul etmesi yeterli olmayıp aynı zamanda ve birlikte kabulün en geç taraf teşkilinden sonraki ilk duruşma oturumunda yapılması ve davalının hal ve durumu itibarı ile dava açılmasına sebebiyet vermemiş olması gerekir. Bu iki koşuldan herhangi birinin gerçekleşmemiş olması halinde davanın kabul edilmiş olması nedeniyle davalının yargılama giderlerinden ve yargılama giderlerinden sayılan vekâlet ücretinden sorumlu tutulması gerekeceği kuşkusuzdur. Dosya içeriğindeki tapu kaydı içeriğinden, dava konusu muhdesatın üzerinde yer aldığı 266 parsel sayılı taşınmazın davacı ile birlikte ..., ve ...adlarına kayıtlı olduğu, Çan Sulh Hukuk Mahkemesinin 2008/462 Esas sayılı derdest ortaklığın giderilmesi davasının da bulunduğu anlaşılmaktadır. O halde mahkemece az yukarıda açıklanan hukuksal olgular gözönüne alınarak öncelikle davacı tarafça paydaşlardan sadece ....ve ....’in ortaklığın giderilmesi davasında muhdesat iddiasını kabul etmedikleri, diğer paydaşların muhdesatın davacı tarafından meydana getirildiğini açıkça kabul ettiklerinin ileri sürüldüğü de gözönüne alınarak; ortaklığın giderilmesi dava dosyası mahkemesinden getirtilerek bu durum denetlenmeli, eldeki davada taraf olması gereken kişiler belirlenmeli, ortaklığın giderilmesi davasında muhdesat iddiasını kabul etmeyen paydaşların tümünün muhdesat aidiyetinin tespiti davasının açılmasına sebebiyet verdikleri kabul edilerek yargılama gideri ve yargılama giderinden sayılan vekâlet ücretinden sorumlu olacakları düşünülmeli, muhdesat iddiasını kabul etmekle birlikte aleyhinde dava açılmış kişilerin belirlenmesi halinde haklarındaki bu davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerekeceği gözönüne alınmalıdır. Hal böyle olunca mahkemece açıklanan doğrultuda araştırma ve soruşturma yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi, gerek eski Medeni Kanun ve gerekse sonradan yürürlüğe giren Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre arz üzerindeki bütünleyici parça nitelikli muhdesatların mülkiyetinin arzın mülkiyetine tabi olduğu gözetildiğinde, sadece muhdesatın davacı tarafça meydana getirildiğinin tespitine karar verilmekle yetinilmesi, mülkiyetin tespiti isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması dahi isabetsiz, davacı ...’un temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde davacı ...'a iadesine, 03.04.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.