Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/23959 E. 2013/19572 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2013/23959
- Karar No
- 2013/19572
- Karar Tarihi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı vekili davacının davalıya ait işyerinde 2002 yılından itibaren İş Yasasına tabi çalıştığını, ancak yıllık izinlerinin kullandırılmadığını, fazla mesai yapıp hafta tatilleri ile mili bayram-genel tatil günlerinde çalıştığını iddia ederek yıllık izin ücreti ve bazı işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini istemiştir. Davalı vekili davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucu toplanan delillere ve alınan bilirkişi raporuna itibarla davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekilinin temyizi üzerine 9. Hukuk Dairesi'nin 13/01/2013 tarihli ilamı ile “...Davacı işçi sözleşmeli olarak çalıştığı dönemde kullanmadığı izin alacaklarının ödenmediğini belirterek yıllık ücretli izin isteğinde bulunmuştur.Hükme esas alınanan bilirkişi raporunda; davacının ilk işe girdiği 15.09.1992 tarihinden, 17.02.2006 olan dava tarihine kadar olan yıllık izin alacağı hesaplanmış ve mahkemece kabulüne karar verilmiştir. Davacı 19.09.1992 tarihinde 399 sayılı KHK gereği işe girmiş ve 29.07.2002 tarihinde iş mevzuatına geçmiş ve çalıştığı kurum da 14.11.2005 tarihinde özelleşmiştir. Böyle olunca iş mevzuatına geçtiği tarihe kadar olan yıllık ücretli izin talebi ile ilgili uyuşmazlığın çözüm yeri İdari Yargıdır. Belirtilen döneme ilişkin izin alacağı ile ilgili olarak, görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilmesi hatalıdır. Davacının dava dilekçesinde işçilik dönemine ilişkin izin ücreti talebi olmadığı gibi, dava dilekçesinden halen aynı iş yerinde, aynı statüde çalıştığı anlaşıldığından, böyle olunca da işçilik dönemine ait izin alacağı muaccel hale gelmediğinden, işçilik dönemi içinde yıllık izin alacağı hesaplanıp kabulüne karar verilmesi istekle bağlılık kuralına aykırıdır.” gerekçesi ile bozulmuştur. Mahkeme bozma kararına uymuş,yıllık izin ücreti açısından görevsizlik kararı vermiş, diğer taleplerin ise reddine dair hüküm kurmuştur. Mahkemece, kısmi bozma kararına uyulması halinde kısmi bozma kararı gereğince inceleme yapılır ve yeni bir hüküm verilir. Mahkemenin kısmi bozma kararı gereğince verdiği yeni hüküm temyiz edilirse, Yargıtay'ca yalnız kısmi bozma kararının kapsamına giren bölüm hakkında temyiz incelemesi yapılır. Davadaki taleplerden biri veya birkaçı hakkındaki kararın Yargıtay'ın bozma kararının kapsamı dışında kalması nedeniyle kesinleşmesi halinde mahkemenin kısmi bozma kararı üzerine yaptığı inceleme sonucu verdiği yeni kararında, infazda tereddüt oluşmaması açısından eski kararının kesinleşen bölümünün de aynen tekrarlanarak “bu konuda verilen hüküm kesinleştiğinden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına” diye belirtilmek suretiyle yeni hükümde yer alması gerekmektedir Somut olayda; Bozma öncesi mahkeme kararında davacı yararına resmi bayram ve genel tatil çalışma ücreti ile dini ve milli bayram çalışma ücreti hüküm altına alınmış,fazla mesai ücreti ise sonradan ödendiğinden reddine karar verilmiştir. Bozma sonrası kurulan hükümde bu alacaklardan bahsedilmemesi, infzada tereddütlerin önlenmesi bakımından tespti hükmü kurulmaması, ayrıca kararın gerekçe kısmında bozma kapsamı dışında kalan kısımların kesinleştiğinden, bu nedenle hüküm kurulmadığından bahsedilirken hüküm kısmında davacının diğer taleplerinin reddine karar verilmesi çelişkili olduğu gibi hatalıdır. Öte yandan yıllık izin ücreti bakımından mahkemenin sadece dilekçenin görev yönünden reddine karar vermekle yetinmesi gerekirken tarafları kısıtlayıcı şekilde karar yerinde görevli ve yetkili idari yargı yerini belirtmesi ve talep halinde dosyanın idari yargı yerine gönderilmesine karar vermesi doğru olmamıştır. Ne var ki, bu aykırılıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, HMK'nun 370/2.maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır. SONUÇ: Hüküm fıkrasının; 1 ve 2 numaralı bentlerinin tümü ile hükümden çıkarılarak yerine; “1-Davacının talep etmiş olduğu yıllık izin ücreti bakımından adli yargı yeri değil idari yargı yeri görevli olduğundan bu alacağa ilişkin dava dilekçesinin yargı yolu bakımından reddine, davacının idari yargı yerinde dava açmakta muhtariyetine, 2-a-Brüt 132,17 TL resmi bayram ve genel tatil alacağının 50,00 TL'sının dava tarihi olan 03/04/2006 tarihinden, 82,17 TL'sının ıslah tarihi olan 21/04/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, b-Brüt 96,72TL milli ve dini bayram ücret alacağının 50,00TL'sının dava tarihi olan 03/04/2006 tarihinden, 46,72 TL'sının ıslah tarihi olan 21/04/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, c-fazla mesai ücretinin davalı yanca sonradan ödenmiş olması nedeni ile reddine dair 21.4.2010 tarihli karar bozma kapsamı dışında kalıp kesinleştiğinden bu konularda yeniden karar verilmesine yer olmadığına” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davaCıya iadesine, 19.11.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.