Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/21088 E. 2014/4101 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2013/21088
- Karar No
- 2014/4101
- Karar Tarihi
Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava Türü : İşe iade YARGITAY İLAMI Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı vekili, davalı işverene ait işyerinde çalışan davacı işçinin iş sözleşmesinin haklı ve geçerli neden olmadan feshedildiğini belirterek, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı işveren vekili, davacı işçinin de imzaladığı olay tutanağında da belirtildiği üzere davacının, mesai saatinin bitiminden önce görev yerinin terk ederek işi bırakması karşısnıda amirleri tarafından uyarıldığını, davacının kendisine yapılan bu uyarı karşısında amirlerine karşı saygısız tavırlar sergileyen davacının bu tutumunun tutanak altına alındığını ve savunmasının alınarak iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, davacının, işyeri uygulamasına göre işten erken ayrılmadığı, işyeri amiri ... arasında yaşanan olayda hakaret içerikli sözler sarfedilmediği, taraflar arasında yaşanan tartışmanın varlığı kabul edilmekle birlikte işyeri amirine saygısız hareket etme boyutuna ulamadığı değerlendirildiği ve feshin son çare olması ilkesine de uyulmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesi işverene, işçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenlerle iş sözleşmesini feshetme yetkisi vermiştir. İşçinin davranışlarından kaynaklanan fesihte takip edilen amaç, işçinin daha önce işlediği iş sözleşmesine aykırı davranışları cezalandırmak veya yaptırıma bağlamak değil; onun sözleşmesel yükümlülükleri ihlale devam etmesi, tekrarlaması rizikosundan kaçınmaktır. İşçinin davranışları nedeniyle iş sözleşmesinin feshedilebilmesi için, işçinin iş sözleşmesine aykırı, sözleşmeyi ihlal eden bir davranışının varlığı gerekir. İşçinin kusurlu davranışı ile sözleşmeye aykırı davranmış ve bunun sonucunda iş ilişkisi olumsuz bir şekilde etkilenmişse işçinin davranışından kaynaklanan geçerli bir fesih söz konusu olur. Buna karşılık, işçinin kusur ve ihmaline dayanmayan sözleşmeye aykırı davranışlarından dolayı işçiye bir sorumluluk yüklenemeyeceğinden işçinin davranışlarından kaynaklanan geçerli fesih nedeninden de bahsedilemez. İşçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenler, aynı Yasanın 25. maddesinde belirtilen nedenler yanında, bu nitelikte olmamakla birlikte, işyerlerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen nedenlerdir. İşçinin davranışlarından veya yetersizliğinden kaynaklanan nedenlerde, iş ilişkisinin sürdürülmesinin işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyeceği durumlarda, feshin geçerli nedenlere dayandığını kabul etmek gerekecektir. Aynı maddenin II.d maddesi uyarınca, işçinin işverene veya ailesine karşı şeref ve namusuna dokunacak sözler söylemesi veya davranışlarda bulunması ya da işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnatlarda bulunması veya işçinin işverene, aile üyelerinden birine veya işverenin diğer bir işçisine sataşması haklı fesih nedeni olarak sayılmıştır. Sataşma niteliğinde olmadığı sürece, diğer işçilerle devamlı ve gereksiz tartışmaya girişmek, iş arkadaşları ile ciddi geçimsizlik göstermek, işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli fesih nedenidir. Dosya içeriğine göre, davacı işçinin de imzasının bulunduğu tutanak ile, "....25.7.2012 Çarşamba günü akşam mesai bitiminde 16.55 te atölye kapısı dışında, servis bekleme alanında, sivil kıyafetleriyle tek başına otururken, kendisine iş bırakma saatinin 17.00 olduğu, takım teslimi, el yüz yıkama, kıyafet değişimi gibi süreler dahil edilirse en erken 17.10 da ancak hazır olması mümkün olabileceği, dolayısıyla işi neden erken bırakıp atölyeden çıktığı sorulduğunda " ancak beni mi görüyorsunuz. Herkes atölyede giyinmiş tuvalete vs yerlere saklanıyor, bende mi öyle yapayım" şeklinde karşılık verdiği, bunun üzerine kendisine "kendi hakkını savunurken çok yavuzsun ama mesele şirket hakkına gelince öyle davranmıyorsun" denildiğinde "beğeniyorsan beni çalıştırırsın beğenmiyorsan ver iş çıkışımı gideyim" karşılığını verdiği" belirtildiği görülmüştür. Tutanak üzerine davacı alınan savunmasında özetle, söz konusu hususların yalan olduğunu, dışarıda oturduğunu, mesai saatinin bittiğini, en az on kişiden fazla üzerini değiştiren olduğunu, " bir beni mi görüyorsun" dediğini, herkesin içinde kendisini küçük düşürdüğünü, zamanı gelince "sizi gönderecem" deyince onuruna dokunduğunu, ve "şefim çıkışımı veriyorsan ver yapacak bir şey yok" dediğini, ofise çağrıldığını, " ben senin amirinim ben ne dersem odur, benim sözümden çıkmayacan herkesin içinde beni küçük düşürmeyecen" dediğini beyan etmiştir. Görüleceği üzere davacının bizzat altında imzası olan tutanak ile bu tutanak nedeniyle alınan savunmasından olay günü davacının mesaisinin bitiminden önce çalıştığı yerden ayrılıp servis beklediği, davacının üzerinin giyinik olması karşısında işi daha erken bıraktığının düşünüldüğü, ayrıca kendisini bu nedenle uyaran amirine yönelik sarfettiği sözlerin varlığı sabit hale gelmiştir. Davacının bahse konu bu eylemleri gözetildiğinde haklı fesih sebebinin gerçekleşmediği ancak davacının davranışlarının işyerinde olumsuzluklara yol açtığı ve işverence iş ilişkisini sürdürmesi beklenemeyeceğinden feshin haklı değil geçerli nedene dayandığından işe iade isteğinin reddedilmesi gerektiği halde talebin hatalı gerekçe ile kabulü bozmayı gerektirmiştir. 4857 sayılı İş Yasasının 20/3. maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile; 1-Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2-Davanın REDDİNE, 3-Alınması gereken 25,20 TL harçtan peşin yatırılan 21.15 TL harcın tenzili ile bakiye 4.05 TL harç giderinin davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, 4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 5-Davalının yapmış olduğu 104.00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine 6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre 1.500,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Artan gider ve delil avansının istek halinde ilgilisine iadesine, 8-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, 18/02/2014 gününde oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.