Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/20125 E. 2013/15898 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2013/20125
Karar No
2013/15898
Karar Tarihi

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün uyulan önceki Yargıtay bozma ilamına uygun biçimde verilmiş olmasına, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça ve yasaca cevaz bulunmamasına ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine, 2-Davacı vekili davacının daha sonra davalı tarafından el konulan Etibank A.Ş. ... Şubesinde 05.09.1986 yılında SSK'ya tabi sözleşmeli personel olarak çalışmaya başladığını, 4 yıla yakın bir süre bu şekilde çalıştıktan sonra 1990 yılında kadroya geçtiğini, bu kez Emekli Sandığına bağlı olarak çalışmaya devam ettiğini, 1998 yılında bankanın özelleştirilmesinden sonra aynı bankada çalışmaya devam ettiğini, 15.02.2002 yılında iş akdinin feshedildiğini, 05.09.1986 tarihinden 14.02.2002 tarihine kadar bilfiil bu işyerinde çalıştığını, tarafına sadece özelleştirme sonrası çalışması için cüzi bir ödeme yapıldığını, önceki dönem çalışmaları için ödeme yapılmadığını iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatının davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili daha sonraki yargılama aşamasında ihbar tazminatı talebinden vazgeçmiştir. Davalı vekili davacının işçi olduğu döneme ilişkin olarak hiçbir talebi bulunmadığını, huzurdaki davada iş mahkemelerinin değil, o dönemdeki davacının niteliği nedeniyle İdare Mahkemesi'nin görevli olduğunu, ayrıca yetkili mahkemenin İstanbul Mahkemeleri olduğunu, davacının hak talep ettiği dönemde KİT niteliğinde bir kurum olan Etibank A.O.da çalıştığını, müvekkili bankanın Etibank A.Ş.'nin ancak özelleştirme sonrası döneminden sorumlu olduğunu, bu nedenle huzurdaki davanın müvekkili banka açısından husumet yönünden reddi gerektiğini, davacının çalıştığı Etibank A.O'nın 04.01.1998 tarihinde özelleştirilerek Medya-İpek Holding A.Ş.ne satıldığını, davacının 04.01.1998 tarihinden itibaren ticari faaliyet gösteren bir kuruluş olan Etibank A.Ş'de çalışmaya başladığını, davacının bu tarihten itibaren işçi sıfatını kazandığını, davacının 657 sayılı Kanu'na tabi olarak çalıştığı sürelere ait yasal haklarından müvekkili bankanın külli halefi olduğu Etibank A.Ş.'nin sorumlu olmadığını, Emekli Sandığı'na müracaat etmesi gerektiğini, İş Kanunu'nun 14/4. maddesi hükmünden yararlanabilmesi için hizmet akdiniSSK'dan yaşlılık, malulluk ya da toptan ödeme almak amacıyla feshetmesi ve çalışmasının aynı ya da değişik kamu kuruluşlarında geçmesi gerektiğini, Etibank A.Ş.'nin özelleştirmeden sonra kamu kuruluşu niteliğini yitirdiğini, davacının İş Kanunu'nun 14/4. maddesinden faydalanabilmek için gerekli koşulların hiçbirini taşımadığını beyanla davanın usulden ve esastan reddini istemiştir. Mahkemece davanın idari yargı yerinin görev alanına girdiği gerekçesi ile dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiş, davacı vekilinin temyizi üzerine 9. Hukuk Dairesi'nin 07/07/2011 tarihli ilamı ile özetle “... 1475 sayılı Yasa'nın 14/4. maddesinde, “T.C. Emekli Sandığı Kanunu ve Sosyal Sigortalar Kanunu'na veya yalnız Sosyal Sigortalar Kanunu'na tabi olarak sadece aynı ya da değişik kamu kuruluşlarında geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesi suretiyle Sosyal Sigortalar Kanunu'na göre yaşlılık veya malullük aylığına ya da toptan ödemeye hak kazanan işçiye, bu kamu kuruluşlarında geçirdiği hizmet sürelerinin toplamı üzerinden son kamu kuruluşu işverenince kıdem tazminatı ödenir” şeklinde kurala yer verilmiştir. Yukarıda da özetlendiği şekilde davacının en son Sosyal Sigortalar Kurumuna tabi işçi olarak çalışmasını sürdürdüğü ve Emekli Sandığı'na tabi olarak memur sıfatıyla geçirdiği sürenin kıdem süresine dahil edilmesini istediği anlaşılmakla uyuşmazlığın çözüm yerinin adli yargı ve İş Mahkemesi olduğu gözetilmeksizin yazılı gerekçe ile görevsizlik kararı verilmesi hatalıdır.(Emsal nitelikte Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 23.2.2010 tarih ve 2008/5986 Esas–2010/4621 Karar sayılı ilamı ve Uyuşmazlık Mahkemesinin 14.11.2005 tarih ve 2005/55 Esas – 2005/82 Karar sayılı kararı) Mahkemece işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken görevsizlik kararı verilmesi bozmayı gerektirmiştir. “ gerekçesi ile bozulmuştur. Mahkeme bozma kararına uymuş, bilirkişiden rapor aldıktan sonra davacının Etibank nezdinde işçilikte ve memuriyette geçen hizmet süresi için hesap edilen kıdem tazminatını hüküm altına almış, ihbar tazminatı talebini ise reddetmiştir. Davacının Emekli Sandığına tabi hizmetleri için kıdem tazminatı talep edip edemeyeceği ihtilaflıdır. Davacı, işyerinde 05.09.1986 - 18.1.2002 tarihleri arasında çalıştığı halde işverence 15.4.1998-18.1.2002 yılları arasında kalan süre için kıdem tazminatı ödendiğini, 1986-1998 dönemi için de ödeme yapılması gerektiğini ileri sürerek fark kıdem tazminatı ödetilmesini talep etmiştir. Davalı işveren davacının 1990-1998 yılları arasında 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine tabi olarak görev yapması sebebiyle işçi statüsünde olmadığını, işyerinin özelleştirilmesinin ardından 1.4.1998 tarihinde işçi sıfatının kazanıldığını ve işçilikte geçen süre için kıdem tazminatı ödendiğini, işçilikte geçen hizmet süresinden ise sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece davacının 1986-1990 yılları arasında işçilikte geçen hizmet süresi yanında 1990-1998 yılları arasında Emekli Sandığı'na tabi hizmet süresi için kıdem tazminatı hüküm altına alınmıştır. Davacı 1990-1998 yılları arasında 5434 sayılı Emekli Sandığı hükümlerine tabi olarak memur statüsünde çalışmış ve 15.4.1998 tarihinde davalı bankanın özelleştirilmesi sonucu İş Kanununa tabi olarak çalışmaya devam etmiştir. Davalı işveren tarafından 15.4.1998- 18.1.2002 tarihleri arasında kalan süre için kıdem tazminatı ödenmiştir. Davacı işçinin daha sonra sosyal güvenlik yönünden Sosyal Sigortalar Kurumuna tabi olarak çalışmaya devam ettiği de dosya içinde bulunan hizmet cetvelinden anlaşılmaktadır. 1475 sayılı Yasa'nın 14/4. maddesinde, “T.C. Emekli Sandığı Kanunu ve Sosyal Sigortalar Kanunu'na veya yalnız Sosyal Sigortalar Kanunu'na tabi olarak sadece aynı ya da değişik kamu kuruluşlarında geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesi suretiyle Sosyal Sigortalar Kanunu'na göre yaşlılık veya malullük aylığına ya da toptan ödemeye hak kazanan işçiye, bu kamu kuruluşlarında geçirdiği hizmet sürelerinin toplamı üzerinden son kamu kuruluşu işverenince kıdem tazminatı ödenir” şeklinde kurala yer verilmiştir. Anılan hükme göre 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine tabi olarak geçen hizmetler için kıdem tazminatına hak kazanılabilmesi için yaşlılık veya malullük ya da toptan ödemeye hak kazanacak şekilde iş sözleşmesinin sona ermesi gerekir. Davacı işçinin iş sözleşmesi 18.1.2002 tarihinde davalı işveren tarafından ihbar ve kıdem tazminatları ödenmek suretiyle feshedilmiş ve davacı işçi daha sonra başkaca işyerlerinde sosyal güvenlik yönünden 506 sayılı yasaya tabi olarak çalışmaya devam etmiştir. Böyle olunca davacı işçi yönünden 5434 sayılı Emekli Sandığı hükümlerine tabi olarak çalışılan süre için kıdem tazminatı ödenmesi söz konusu olmaz. Bazı özel yasalarda işçinin kıdem tazminatına hak kazanması durumunda Emekli Sandığına geçen hizmetler için de kıdem tazminatı ödeneceği şeklinde kurallar olup, sözü edilen kurumlarda çalışanlar yönünden emeklilik koşulu aranmamaktadır. Örneğin, Türk Telekomla ilgili 4673 sayılı Yasa'nın geçici 3.maddesinde, 399 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye tabi olarak çalışıp da iş mevzuatına tabi statüye geçmiş ya da geçecek olanların iş akitlerinin, kıdem tazminatını gerektirecek şekilde sona ermesi halinde Türk Telekomda ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarında geçen hizmet sürelerinin toplamı üzerinden kıdem tazminatı ödeneceği kurala bağlanmıştır. Bu durumda anılan kurum bakımından memuriyette geçen sürenin kıdem tazminatı hesabında dikkate alınabilmesi için işçinin emeklilik suretiyle ayrılmış olması zorunlu değildir. Ancak, somut olayda davalı işyerinde böyle bir uygulamanın varlığı kanıtlanamadığından memur olarak çalışılan süre için kıdem tazminatı talep hakkı doğmamıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarında da, 1475 sayılı Yasa'nın 14. maddesinde kıdem tazminatına hak kazandıran nedenlerin sınırlı olarak sayıldığı açıklanmıştır (Yargıtay HGK 25.11.2009 gün 2009/ 9-469 E, 2009/ 570 K.). Öte yandan, 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun'un 12. maddesinin 1. fıkrasında yer alan, “Son defa T.C. Emekli Sandığına tabi görevlerden emekliye ayrılan ve…” ibaresi Anayasa Mahkemesi'nin 5.2.2009 gün ve 2005/ 40 E, 2009/ 17 K. sayılı kararı ile iptal edilmiş olup, davacı işçinin ilerde emekli olması durumunda davaya konu olan 1990-1998 yılları arasındaki çalışmaları sebebiyle Emekli Sandığından talep hakkı doğabilecektir. İşyerinden emeklilik sebebiyle ayrılmamış olan davacı işçinin 5434 sayılı Yasa hükümlerine tabi 1990-1998 yılları arasında kalan çalışmaları için kıdem tazminatına hak kazanması mümkün değildir. Bu nedenle davacının 15/2/1990-15/4/1998 yılları arasında memuriyette geçen hizmet süresine ilişkin kıdem tazminatı talebi reddedilmeli, işçilikte geçen 05/09/1986- 14/2/1990 tarihleri arasındaki döneme ait kıdem tazminatının yasadan kaynaklanan külli halefiyet nedeni ile davalıdan tahsiline karar verilmelidir. Yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması hatalıdır. O halde davalı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, 01.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/20125, K. 2013/15898, T. 01.10.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2013-20125-e-2013-15898-k-165646e3ce34