Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/13410 E. 2013/14235 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2013/13410
- Karar No
- 2013/14235
- Karar Tarihi
Taraflar arasındaki dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, duruşma için tebliğ edilen 10.09.2013 günü belirlenen saatte temyiz eden davalı ... vekili Av.... geldi, karşı taraftan gelen olmadı. Gelenin huzuru ile duruşmaya başlandı. Duruşmada hazır bulunan tarafın sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyadaki belgeler incelendi. Gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre
davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı vekili, davacıya ait sigorta primlerinin davalı işveren tarafından gerçek ücret üzerinden yatırılmaması üzerine iş sözleşmesinin davacı tarafından haklı nedenle feshedildiğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla çalışma, ulusal ... genel tatil, yıllık izin ücreti alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı vekili, davacı tarafın iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacı işçinin davalı işverenden herhangi bir alacağı bulunmadığını, ayrıca davacının davalı işverene borçlu olduğunu ve bu borç bakımından takas mahsup taleplerinin bulunduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının iş sözleşmesini fesihte haklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Kimi zaman çalışma yaşamında çeşitli sebeplerle, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçekte alınan ücretle örtüşmediği görülmektedir. Bu durumda kabule konu edilecek alacakların belirlenmesi bakımından gerçek ücretin tespiti önem kazanmaktadır. İşçinin çalıştığı süre, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve benzer işi yapan işçilere ödenen ücretler gibi hususlar göz önünde tutulduğunda işçiye ödenen ücret hususunda tereddüt oluştuğunda tanık ifadeleri dikkate alınmalı ve ancak tanık ifadeleri ile şüphe giderilemediği halde işçinin meslekte geçirdiği süre, davalı işyerindeki çalışma süresi, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından özellikle ilgili meslek odasından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.
Mahkemece karara esas alınan bilirkişi raporunda davacının asgari ücret yanında ... primi karşılığında çalıştığı kabul edilerek ücretin tespiti yoluna gidilmiştir. Öncelikle ... priminin işçilik ücretinin bir parçası olarak kabulünde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak bilirkişi tarafından davacının her ay 26 gün ... yaptığı ve günlük ... primi tutarının 35,00 TL olduğundan hareketle ücret belirlenmiş olsa da; dosya kapsamına göre davacının her ay ortalama kaç ... yaptığını ortaya koyacak bir delile rastlanmamıştır. Yine ... primlerinin gidilen yola göre değişip değişmediği de tam olarak anlaşılamamaktadır. Bu nedenle öncelikle yukarıda anılan kıstaslar çerçevesinde ücret araştırması yapılmalı, davacıya ödenebilecek ... priminin mesafeye göre farklılaşıp farklılaşmayacağı belirlenmeli, ayrıca işyeri giriş çıkış kayıtları, ... listeleri, ... emirleri, takograf kayıtları vs. belgelerin celbi suretiyle davacının ayda ortalama yapacağı ... sayısı ve yapılan yol belirlenmeli eğer bu belgelere ulaşılamıyorsa tanıkların ... düzeni ve sayıları hakkında ayrıntılı ifadelerine başvurulmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek ücretin miktarı hakkında sonuca varılmalıdır. Eksik araştırma ile ücretin tespiti hatalıdır.
3-Taraflar arasında uyuşmazlık, işçinin kullandırılmayan izin sürelerine ait ücretlere hak kazanıp kazanmadığı noktasında toplanmaktadır.
Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır.
Somut olayda; davalı işverenin dosyaya delil olarak yıllık izin defteri sunmuş olmasına karşın bu delil üzerinde mahkemece herhangi bir araştırma ve değerlendirme yapılmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle söz konusu yıllık izin defteri ve özellikle bu belgedeki davacının imzaları hakkında davacı tarafın beyanı alınmalı ve bu beyana göre gerekirse imza incelemesi yaptırılması suretiyle yıllık izin ücreti talebi hakkında karar verilmeli iken eksik inceleme ile sonuca gidilmesi isabetsizdir.
4-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "taleple bağlılık ilkesi" başlığını taşıyan 26. maddesinde "Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir." hükmüne yer verilmiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde ve ıslah dilekçesinde kıdem tazminatı bakımından temerrüt tarihinden itibaren faiz yürütülmesini talep etmesine karşın söz konusu tazminata fesih tarihinden itibaren faiz işletilerek talebin aşılması doğru değildir.
5-Davalı vekilinin cevap dilekçesinde davacı işçinin davalı işverene borçlu olduğundan bahisle takas mahsup talebinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Davalı taraf bu iddiasını bir kısım banka kredi ödemelerine dayandırmaktadır. Mahkemece takas mahsup talebi hakkında herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmamıştır. Mahkemece öncelikle davalı taraftan takas mahsup talebine dair talebin sebepleri ve dayanakları hakkında açıklama istenmeli, ardından bu iddiaya ilişkin ödeme miktar ve nedenlerini de içeren ayrıntılı banka dökümleri getirtilmeli, bu kayıtlar ve talep hakkından davacı tarafın da beyanı alındıktan sonra takas mahsup talebi hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmelidir. Ayrıca anılan husus hakkında davalı tarafın yemin deliline dayandığı da göz önünde tutulmalıdır. Davalının iş bu talebi hakkında hiç bir araştırma ve değerlendirme yapılmaması isabetsizdir.
6-Taraflar arasında davacının fazla çalışma ücretine hak kazanıp kazanmadığı noktasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Taraf tanıklarının ifadeleri işyerindeki çalışma düzeni hakkında kanaat edinilmesini sağlayacak nitelik taşımamaktadır
Bozma ilamının ikinci bendinde de belirtildiği üzere işyeri giriş çıkış kayıtları, ... listeleri, ... emirleri, takograf kayıtları vs. belgelerin celbi suretiyle davacının ayda ortalama yapacağı ... sayısı ve yapılan yol belirlenmeli, sefere çıkılmadığı durumlarda çalışma şekli tespit edilmeli, eğer anılan belgelere ulaşılamıyorsa tanıkların ... düzeni, ... sayıları ve sefere çıkılmadığı durumlarda işyerindeki çalışma düzeni hakkında ayrıntılı ifadelerine başvurulmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek davacının fazla çalışma ücretine hak kazanıp kazanmadığı belirlenmeli iken eksik araştırma ile karar verilmesi doğru olmamıştır.
7-Davacı vekili, dava dilekçesinin talep bölümünün 6. maddesinde davacının düşük ücret üzerinden yatırılan sigorta primlerinin davalıya gerçek değer üzerinden geçmişe yönelik olarak işe ilk giriş tarihinden itibaren ödettirilmesine karar verilmesini talep etmiş olup bu talep hakkında mahkemece olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiş olması yerinde olmamıştır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında kendisini vekille temsil ettiren davalı taraf yararına takdir olunan 990,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 10.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.