Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/13295 E. 2013/19912 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2013/13295
- Karar No
- 2013/19912
- Karar Tarihi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Davalının temyizi yönünden; 6100 sayılı HMK'nun geçici 3.madde 1.fıkrasına göre; “Bölge adliye mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmi Gazete'de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.” 2.fıkrasına göre ; Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/09/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ila 454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur. Miktar ve değeri temyiz kesinlik sınırını aşmayan taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar HUMK'nun 427/2.maddesi uyarınca temyiz edilemez. Kesinlik sınırı kamu düzeni ile ilgilidir. Temyiz kesinlik sınırı belirlenirken yalnız dava konusu edilen taşınır malın veya alacağın değeri dikkate alınır. Faiz, icra(inkar) tazminatı, vekalet ücreti ve yargılama giderleri hesaba katılmaz. Birleştirilen davalarda, temyiz sınırı her dava için ayrı ayrı belirlenir. İhtiyari dava arkadaşlığında, temyiz sınırı her dava arkadaşının davası için ayrı ayrı belirlenir. Karşılık davada, temyiz sınırı asıl dava ve karşılık dava için ayrı ayrı belirlenir. Tespit davalarında, temyiz sınırı tespit davasının öncüsü olduğu eda davasının miktar ve değerine göre belirlenir. Temyiz sınırından fazla bir alacağın tamamının dava edilmiş olması halinde, hükümde asıl istemin kabul edilmeyen bölümü temyiz sınırını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Kısaca temyize konu edilen miktara bakılarak kesinlik belirlenir. Alacağın bir kısmının dava edilmesi halinde, kısmi davada kesinlik sınırı dava edilen miktara göre değil, alacağın tamamına göre belirlenir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 06.06.1975 gün ve 1975/6-8 sayılı içtihadında “5521 sayılı yasada açık düzenleme olmamakla birlikte, bu yasanın 15.maddesindeki düzenleme gereği HUMK'nun 427.maddesindeki kesinlik sınırının iş mahkemelerinde verilen kararlarda da uygulanması gerektiği, grup halinde açılan davaların salt iş mahkemelerine özgü bir dava türü olmadığı, bu nedenle seri olarak açılan davalarda her dosya için kesinlik sınırına bakılması gerektiği” açıkça belirtilmiştir. 2013 yılında mahkemelerce verilen kararların temyiz edilebilmesi için temyize konu dava değerinin 1.822,00 TL'sını geçmesi gerekir. Somut olayda, mahkemece kabule karar verilip davalı tarafça temyize konu edilen miktarın toplamı 314,35 TL olup karar tarihi itibariyle, temyiz eden davalı aleyhine kabul edilen hüküm kesin nitelik taşıdığından, davalının temyiz dilekçesinin reddi gerekir. 2-Davacı temyizine gelince; Davacı, iş akdinin gerekçesiz olarak işveren tarafça feshedildiğini, 6.000,00 TL tazminat ödenmesi vaad edilmesine rağmen ödenmediğini belirterek fazlaya ilişkin talep ve haklarını saklı tutarak 6.000,00 TL kıdem ve ihbar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı, davacının performansının yetersiz olduğu gerekçeleri ile Bölge Koordinatörünün önerisi ile 28.05.2010 tarihinde ibraname ile tüm hakları nakden ödenerek işine son verildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, dosyaya ibraz edilmiş ibraname miktar içerdiğinden ve davacı tarafça da imza inkar edilmediğinden ibraname makbuz olarak kabul edilerek, bilirkişi raporunun 2. seçenek hesaplamasına göre, ihbar tazminatı alacağı kalmadığından bu alacak talebinin reddine, kıdem tazminatı bakımından ise hesaplamaya göre yapılmış olan ödemeden bakiye kaldığından, bakiye miktarın kabulüne karar verilmiştir. Somut olayda; iş sözleşmesinin kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanılacak şekilde işveren tarafından feshedildiği konusunda taraflar arasında ihtilaf bulunmamaktadır. Davalı işveren dosyaya ibraz ettiği 28.05.2010 tarihli ibraname ile davacının kıdem ve ihbar tazminatının hesaplanarak ödendiğini beyan etmiş, davacı taraf ise, işveren tarafça kendisine söz konusu ibraname imzalatıldıktan sonra ödeme yapılacağını beyan edip ibraname imzalatıldıktan sonra kendisine ödeme yapılmadığını iddia etmiştir. Mahkemece, davacının söz konusu iddiası karşısında işverenin ödeme yapıp yapmadığı araştırılmaksızın, ibranamenin davacı tarafça imzalanmış olması nedeniyle ibranamede belirtilen miktar kadar ödemenin yapıldığı kabul edilmiştir. Davacı işveren Tacir olan Limited Şirketidir. İşverenin gelir ve giderlerine ilişkin defter tutma zorunluluğu olduğu gibi giderlerini ticari defterlerinde göstermesi asıldır. Mahkemece, yapılması gereken, davacının ibraname imzalatıldıktan sonra ödeme yapılmadığı yönündeki iddiası karşısında, ibranamede belirtilen miktarın işverence ödenip ödenmediği konusunda, gerekirse bilirkişi marifetiyle davalı işverenin banka hesapları ile ticari defterleri üzerinde inceleme yaptırılarak, fiili olarak ödemenin yapılıp yapılmadığı hususunu tereddüte yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturduktan sonra, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması hatalı olup bozma nedenidir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, davalının temyiz dilekçesinin reddine, temyiz harcının istek halinde taraflara iadesine 21/11/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.