Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/12281 E. 2013/22316 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2013/12281
Karar No
2013/22316
Karar Tarihi

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine, 2-Davacı vekili, müvekkilinin 01.03.2008-25.04.2012 tarihleri arasında davalı işyerinde güvenlik görevlisi olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı işverence 25.04.2012 tarihinde haklı bir sebebe dayanmaksızın feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin alacağının davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili ,davacının davalı şirkete sunduğu dilekçesi ile başka bir projeye nakledilmeyi talep ettiğini, şirketin davacının talebini uygun bularak nakline karar verdiğini, 27.04.2012 tarihinde davacının iş akdini feshetmemek adına nakil bildirim tutanağını gönderdiğini, formun davacının eline 07.05.2012 tarihinde geçtiğini, bu esnada davacının nakilden haberdar olması nedeniyle devamsızlık tutanaklarının tutulmaya devam edildiğini, davacının işten çıkarıldığına dair iddiaların gerçek dışı olması nedeniyle bir yandan nakle ilişkin işlemlerin tamamlandığını,davacının işe dönmesinin beklendiğini, aynı zamanda da davacıya noter kanalıyla iş akdinin feshedilmediği bildirilerek işe gelmeme sebebinin sorulduğunu,davacının mazeretini belgelendirmediğini, bunun üzerine davacının iş akdinin İş Kanunu 25/II-g maddesi gereğince feshedildiğini ve davacının yıllık izin ücret alacağının da bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı bir fesih bildirimi olmaksızın davacının iş akdine fiilen son verildiği, davalı işverence yapılan feshin geçerli yada haklı nedene dayanmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Belirsiz alacak ve tespit davası başlıklı” 107’inci maddesi; "( 1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkansız olduğu hallerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir." "( 2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir." şeklinde düzenlenmiştir. Belirsiz alacak davası öncelikle bir tür eda davasıdır. Eda davasından farkı ise, talep sonucunda istenilen alacağın dava açıldığı anda tam olarak belirlenmemesidir. Belirsiz alacak davasında davanın belirsiz alacak davası olduğu belirtilmelidir. Belirsiz alacak davası açıldığında, alacak yargılama aşamasında belirli hale geldiğinde, ıslah dilekçesi ile miktarın arttırılmasına gerek olmadığı gibi böyle bir durumda zamanaşımı itirazı da savunmanın genişletilmesi yasağına takılır. Oysa belirsiz alacak davası belirtilmeden açılan kısmi davada, yargılama sırasında miktarın ıslah ile arttırılması durumunda, davalının ıslah zamanaşımı savunmanın genişletilmesi yasağına takılmaz. Somut olayda davacı dava dilekçesinde davaya konu işçilik alacaklarının tam ve kesin olarak belirlenebilir olmadığını belirterek HMK.'nun 107.madde hükümlerinin uygulanmasını talep etmiş ve ancak dava dilekçesinde faiz talebinde bulunmamıştır. Bu kez 07.11.2012 tarihli dilekçesi ile alacak taleplerini arttırarak faiz talebinde bulunmuş, mahkemece işçilik alacaklarına dava ve ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmüştür. Davacı davasını belirsiz alacak davası olarak açtığına göre 07.11.2012 tarihli dilekçesi ıslah dilekçesi olmayıp talep arttırım dilekçesidir. Bu itibarla Mahkemece dava dilekçesinde faiz talebinde bulunmamış olmasına karşın hüküm altına alınan işçilik alacaklarına dava ve ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesi hatalı olup bozma sebebi ise de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden karar bozulmamalı HMK’nun 370/2. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır. SONUÇ: Temyiz olunan kararda hüküm fıkrasının 1.,2. ve 3.bentlerinin silinerek yerine; "1-Kıdem tazminatı olarak; 6.244,46 TL brüt alacağın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine," 2-İhbar tazminatı olarak; 2.807,52 TL brüt alacağın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 3-Yıllık izin ücreti olarak 1.025,68 TL brüt alacağın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine" rakam ve sözüklerinin yazılmasına hükmün düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 16.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/12281, K. 2013/22316, T. 16.12.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2013-12281-e-2013-22316-k-fa00aeea116e