Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/12264 E. 2013/19189 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2013/12264
Karar No
2013/19189
Karar Tarihi

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi Dava Türü : Alacak YARGITAY İLAMI Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle ölen işçinin eşi ve alt soyu bulunmakta olup davacı anne ve babanın mirasçılık sıfatı bulunmadığının anlaşılmasına göre davacı ... ve ...’ün tüm temyiz itirazların reddine, 2-Davacılar ..., ... ve ... ’ün temyiz talepleri yönünden; dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre bu davacıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine, 3- Davacılar, merhum ... 'ün 11/03/2004 tarihinde davalı işyerine eski hükümlü kontenjanından faydalanarak iş kurumu tarafından yerleştirildiğini, 30/09/2008 tarihinde öldüğünü, 1475 sayılı Kanunun 14. maddesi çerçevesince kıdem tazminatına hak kazandığını, çalışmış olduğu süre boyunca hak etmiş olduğu yıllık ücretli izinler kullandırılmadığı gibi yıllık izin ücretlerinin de ödenmediğini, işçinin 11/03/2004 tarihinden öldüğü 30/09/2008 tarihine kadar aylık ücretlerinin ödenmediğini ileri sürerek, kıdem tazminatı ile yıllık izin, ücret ve asgari geçim indirim alacaklarının tahsilini istemiştir. Davalı, kıdem tazminatı ve yıllık ücretli izin alacağı yönünden davacıların taleplerini kabul ettiklerini, başkaca bir alacağı olmadığını bildirerek davanın reddi gerektiğini Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacı vekilince bordrolardaki imzaya itiraz edildiği, ancak imza incelemesine esas başkaca resmi kurumlarda atılmış imza örneği dosyaya sunulmadığı, davalı şirket tarafından bordroların aslının temin edilemediğinin bildirildiği, işçi ücretinin ödendiğini ispat yükü işverene ait olsa da işçi ücretinin ödenmediğini iddia ettiğinde kararlaştırılmış ücretin ne olduğunu ispat etmesi gerektiği, bunun ispatı halinde hak edilen ücretin ödendiğinin ispat yükümlülüğünün işverene düşeceği, davacı tarafça işçi ücretinin ne olduğu hakkında tanık dahil herhangi bir delil sunulmadığı, ayrıca ölen işçinin imza incelemesine esas olabilecek resmi kurumlarda atılmış imza örneklerinin de sunulmadığı bu nedenle ücret alacağının reddedilmesi gerektiği, kıdem tazminatı alacağına iş sözleşmesinin ölüm sebebi ile sona ermiş olması sebebi ile hak kazanacağı, yıllık ücretli izin alacağının davalı tarafça kabul edilmesi sebebi ile kabul edilmesi gerektiği, asgari geçim indirimi alacağının ücret bordrolarında ödenmediği tespit edildiğinden tahsiline karar verilmesi gerektiği, sunulan bilirkişi raporunun da karar vermeye yeterli ve makul olduğu kanaati ile ayrıca ölen işçinin anne ve babasının mirasçılık hakkı olmadığından aktif husumet yokluğu bulunması sebebi ile bu davacılar açısından davanın reddi ile diğer davacılar açısından davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İşçi ücretlerinin ödenmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır. 4857 sayılı İş Kanununun 37 nci maddesine göre, işçiye ücretin elden ya da banka kanalıyla ödenmesi durumunda, ücret hesabını gösteren imzalı ve işyerinin özel işaretini taşıyan “ücret hesap pusulası” verilmesi zorunludur. Uygulamada çoğunlukla “ücret bordrosu” adı altında belgeler düzenlenmekte ve periyodik ödemelerde işçinin imzası alınmaktadır. Banka aracılığı ile yapılan ödemelerde banka kayıtları da ödemeyi gösteren belge niteliğindedir. Ücretin ödendiğinin ispatı işverene aittir. Bu konuda işçinin imzasını taşıyan bir ödeme belgesi yeterli ise de, para borcu olan ücretin ödendiğinin tanıkla ispatı mümkün değildir. 4857 sayılı Yasanın 32 nci maddesinde, “Çalıştırılan işçilerin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakının özel olarak açılan banka hesabına yatırılmak suretiyle ödenmesi hususunda; tabi olduğu vergi mükellefiyeti türü, işletme büyüklüğü, çalıştırdığı işçi sayısı, işyerinin bulunduğu il ve benzeri gibi unsurları dikkate alarak işverenleri veya üçüncü kişileri zorunlu tutmaya, banka hesabına yatırılacak ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakının, brüt ya da kanunî kesintiler düşüldükten sonra kalan net miktar üzerinden olup olmayacağını belirlemeye Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığından sorumlu Devlet Bakanlığı müştereken yetkilidir. Çalıştırdığı işçilerin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakını özel olarak açılan banka hesapları vasıtasıyla ödeme zorunluluğuna tabi tutulan işverenler veya üçüncü kişiler, işçilerinin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkaklarını özel olarak açılan banka hesapları dışında ödeyemezler” şeklinde kurala yer verilmiştir. Anılan hükme göre, belli koşulların varlığı halinde ödemeler işçi adına açılacak banka hesabına yatırılmalıdır. Uzun süre ücretlerinin ödenmediği iddiası karşısında, işverence cevap dilekçesinde dayanılmak kaydıyla yemin teklifi hakkının olduğu hatırlatılmalı ve gerekirse bu yönde usulü işlemler tamamlandıktan sonra sonuca gidilmelidir. Dairemizce, çok uzun süre ücret ödenmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu belirtilerek, hakimce resen yemin teklifinde bulunulabileceği de kabul edilmektedir. Somut olayda; davacı tarafça davacının çalışma süresi boyunca ücret almadığı iddia edilmiş, davalı tarafça davacıya ücret alacaklarının ödendiği savunularak imzalı ücret bordrolarının fotokopileri dosyaya sunulmuştur. Davacı tarafça imzaya itiraz edilmesi üzerine Mahkemece bordro asıllarının dosyaya sunulması davalı şirketten istenmiş, davalı tarafça maaş bordrolarının asıllarına rastlanılmadığı bildirilmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının ücretlerinin imzalı ücret bordroları ile ödendiği, tahakkuk olmayan aylar için asgari geçim indirimi alacaklarının hesaplandığı belirtilmiştir. Mahkemece davacının ücretinin ne olduğunun davacı tarafça ispat edilmediği ve davacının imza örneklerinin sunulmaması nedeniyle ücret talebinin reddine karar verilmiş ise de Mahkemenin bu kabulü yerinde değildir. Davacı taraf davacının ücreti konusunda beyanda bulunmamıştır. Mahkemece hüküm altına alınan diğer alacaklarda davacının asgari ücret aldığı kabul edilerek hesaplama yapılmış olup tarafların bu ücret miktarına itirazları bulunmamaktadır. Bu nedenle davacının ücreti ispat etmesi gerektiği yönündeki Mahkeme kabulü hatalıdır. Davacının davalı işyerinde çalıştığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. O halde davacının çalışma süresine ilişkin ücretlerinin ödendiğini ispat yükü davalı işverene ait olup davalı taraf imzalı ücret bordrolarının asıllarını sunamamıştır. Mahkemece davacının ücretinin banka kanalıyla ödenip ödenmediği tespit edilerek banka kanalıyla ödendiğinin tespiti halinde banka kayıtları getirtilerek inceleme yapılmalı, banka kanalıyla ödeme yapılmadığı takdirde davacıların ücret ve asgari geçim indirimi alacakları hüküm altına alınmalıdır. Yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi hatalıdır. SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, davacılar ... ve ...'ten temyiz harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, davacılar aynı dilekçe ile kararı temyiz edip 24,30 TL peşin temyiz harcı ödediklerinden davacılar ...,... ve ... 'e temyiz harcının iadesine yer olmadığına, 14.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/12264, K. 2013/19189, T. 14.11.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2013-12264-e-2013-19189-k-aebcfbe22743