Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/11960 E. 2013/18328 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2013/11960
Karar No
2013/18328
Karar Tarihi

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine, Davacı vekili, iş sözleşmesinin davalı işverence haklı bir sebebe dayanmaksızın feshedildiğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla çalışma ücreti, yıllık izin ücreti, ulusal bayram genel tatil ücreti ve vergi iadesi alacaklarının hüküm altına alımasını talep etmiştir. Davalı vekili, davacının devamsızlık yapması sebbeiyle akdin haklı nedenle feshedildiğini,davalı işverenden herhangi bir alacağı bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının iş sözleşmesini fesihte haksız olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. Kimi zaman çalışma yaşamında çeşitli sebeplerle, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçete alınan ücretle örtüşmediği görülmektedir. Bu durumda kabule konu edilecek alacak kalemlerinin belirlenmesi bekımından gerçek ücretin tespiti önem kazanmaktadır. İşçinin çalıştığı süre, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve benzer işi yapan işçilere ödenen ücretler gibi hususlar gözönünde tutulduğunda işçiye ödenen ücret hususunda tereddüt oluştuğunda tanık ifadeleri dikkate alınmalı ve ancak tanık ifadeleri ile şüphe giderilemediği halde işçinin meslekte geçirdiği süre, davalı işyerindeki çalışma süresi, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından özellikle ilgili meslek odasından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir. Yukarıda belirtilen kıstaslar çerçevesinde emsal ücret araştırması yapılmaksızın davacı iddiasına göre belirlenen ücret üzerinden alacakların hesap edilmesi isabetsizdir. 3-Davacı vekili, dava dilekçesinin talep bölümünün yıllık izin ücreti ve vergi iadesi alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiş olup bu talepler hakkında mahkemece olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiş olması da hatalıdır. 4-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun "taleple bağlılık ilkesi" başlığını taşıyan 26. maddesinde "Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir." hükmüne yer verilmiştir. Talep kapsamı dışına çıkılarak hüküm kurulması mümkün değildir. Bu durumun tek istisnası Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 180. maddesine göre davanın tamamen ıslahı olabilir. Somut olayda; ıslah dilekçesi ve ekindeki harç makbuzu dikkate alındığında davacı tarafça kısmen ıslah talebinde bulunulduğu anlaşılmakla, dava dilekçesinde sıralanan talepler arasında yer almayan asgari geçim indirimi alacağının ıslah dilekçesine dayanılarak talebin aşılması suretiyle hüküm altına alınması isabetsizdir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 05.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/11960, K. 2013/18328, T. 05.11.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2013-11960-e-2013-18328-k-93864ccbf45f