Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/10913 E. 2013/17480 K. – Alacak
Konu: Alacak
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2013/10913
- Karar No
- 2013/17480
- Karar Tarihi
- Konu
- Alacak
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda; hüküm süresi içinde taraf vekilerince temyiz edilmiş, Yargıtayca incelemenin duruşmalı olarak yapılması davalı vekili tarafından istenmiş ise de; HUMK'nun 438.maddesi gereğince duruşma isteğinin miktardan reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara,hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine, 2-Davacı vekili, davacının Gebze 1. İş Mahkemesinin 2008/105 Esas ve 2009/565 Karar sayılı dava dosyasında davacının işe iadesine karar verildiğini, işe başlatmama tazminatının 4 ay olarak belirlendiğini, mahkeme kararının kesinleşmesi ile birlikte davalı işverene işe başlatması için süresi içinde 14/07/2011 tarihinde başvuruda bulunulduğunu, davalı tarafın ise başvuruya cevap vermediğini, davacıya çalıştığı dönemde her 3 ayda 1 maaş tutarında ikramiye, her ay yakacak yardımı ve çocuk yardımı ödemesi yapıldığını, bunun dışında yasa gereğince davacıya ödenmesi gereken 4 aylık süreye denk gelen kıdem ve ihbar tazminatı farkı alacağı bulunduğunu ileri sürerek ödenmeyen fark kıdem ve ihbar tazminatı ile 4 aylık işe başlatmama tazminatı ve 4 aylık ücret ve sosyal haklar alacağının temerrüt tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili; Gebze 1. İş Mahkemesinin 2008/105 Esas sayılı işe iade davası dosyasında, davacının işe başlatılmaması halinde 4 aylık ücret tutarındaki tazminat ve 4 aylık ücret ödenmesine karar verildiğini, mahkemece hüküm altına alınan bu miktarlarla işverenin yükümlü kılınmasının ise bir cezai-parasal yükümlülük olduğunu, bu bakımdan davacının yalnızca tespit davasının sonucu verilen iş akdinin feshinde son almış olduğu ücret üzerinden tespit edilen aylıklarla sınırlı olmak üzere eda davası açma hakkı bulunduğunu, davacının kıdem ve ihbar tazminatı ödenmediği için ayrı dava açması gerektiğini ve davacının talepleri için yasal faiz uygulanabileceğini savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında davaya konu işçilik alacaklarına işletilecek faiz başlangıç tarihine ilişkin uyuşmazlık bulunmaktadır. 4857 sayılı İş Kanununun 21. maddesinin 5. fıkrasına göre, işçi kesinleşen mahkeme kararının kendisine tebliğinden itibaren 10 iş günü içinde işe başlamak için işverene başvuruda bulunmak zorundadır. Aksi halde işverence yapılan fesih geçerli bir feshin sonuçlarını doğurur. Aynı maddenin 1. fıkrasına göre de işveren işe iade için başvuran işçiyi 1 ay içinde işe başlatmak zorundadır. Aksi halde en az 4, en çok 8 aylık ücret tutarında belirlenen iş güvencesi tazminatı ile boşta geçen süreye ait en çok 4 aya kadar ücret ve diğer hakları ödenmelidir. Mevcut yasal düzenleme gereğince işçinin işe iade sonrasında başvurusuna rağmen işe başlatılmaması halinde, işe başlatılmayacağının sözlü ya da eylemli olarak açıklandığı tarihte veya bir aylık başlatma süresinin sonunda iş sözleşmesi işverence feshedilmiş sayılır. Bu itibarla kıdem tazminatı bakımından faiz başlangıcı, işçinin işe alınmayacağının açıklandığı tarih ya da bir aylık işe başlatma süresinin sonu olup kıdem tazminatı dışındaki ihbar tazminatı alacağına, taraflar arasında özel bir sözleşme hükmü bulunmadığı ya da davalı usulüne uygun olarak temerrüde düşürülmediği takdirde dava tarihinden itibaren faiz yürütülebilir. İşe başlatmama tazminatı yönünden ise işçinin işe başlatılmadığı tarih, işe başlatmama tazminatının muaccel olduğu andır. Bahsi geçen tazminat yönünden faize hak kazanmak için kural olarak işverenin temerrüde düşürülmesi gerekir. Ancak işçinin işe iade başvurusunda işe alınmadığı takdirde işe başlatmama tazminatının ödenmesini talep etmiş olması durumunda işverenin ayrıca temerrüde düşürülmesi gerekmez ve bahsi geçen tazminat muaccel olduğu anda işverence ödenmelidir. Somut olayda davacının davalı işyerinde çalışmakta iken 08.02.2008 tarihinde iş akdinin davalı işverence feshedildiği, davacının açtığı işe iade davası sonucunda, Gebze 1. İş Mahkemesinin 03.09.2009 tarih, 2008/105 Esas ve 2009/568 Karar sayılı ilamı ile davalı işverence yapılan feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine, davacının süresi içerisinde başvurusuna rağmen işverence işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının 4 aylık brüt ücret tutarı olarak belirlenmesine ve davacının süresi içinde başvurması halinde kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aylık ücret ve diğer haklarının davalıdan alınarak davacıya ödenmesi gerektiğinin, tespitine karar verildiği, hükmün davalı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 9.Hukuk Dairesinin 08.06.2011 tarih, 2010/3343 Esas ve 2011/17079 Karar sayılı ilamı ile onandığı, Yargıtay onama kararının 14.07.2011 tarihinde davacı vekiline tebliğ edildiği, davacının Gebze 1.Noterliği kanalıyla gönderdiği 14.07.2011 tarih ve 17489 yevmiye no'lu ihtarnamesi ile yasal süre içinde işe başlatılmayı, işe başlatılmaması halinde ise hükmedilen tazminat ve ücretler ile fark kıdem ve ihbar tazminatının hesabına yatırılmasını talep ettiği, anılan ihtarnamenin 18.07.2011 tarihinde davalıya tebliğ edildiği ancak başvuruya cevap verilmediği ve iş akdinin bir aylık süre sonu olan 18.08.2011 tarihi itibarıyla feshedildiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Bahsedilen ilkeler ışığında mahkemece, kıdem, ihbar ve işe başlatmama tazminatına fesih, muacceliyet ve temerrüt tarihi olan 18.08.2011 tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken belirtilen işçilik alacaklarına yanılgılı değerlendirme ile 19/07/2011 tarihinden itibaren faiz işletilmesi hatalı olup bozma sebebi ise de, bu eksikliğin giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden karar bozulmamalı HMK’nun 370/2. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle; Temyiz olunan kararın hüküm fıkrasındaki kıdem tazminatının, ihbar tazminatının, işe başlatmama tazminatının, boşta geçen süre ücretinin tahsiline ilişkin bentlerindeki "19.07.2011" tarihlerinin silinerek yerine "18.08.2011" tarihlerinin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, fazla alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 25.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.