Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2012/9046 E. 2013/6078 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2012/9046
- Karar No
- 2013/6078
- Karar Tarihi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı ... ve arkadaşları tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava, tapuda kayıtlı ve ortaklığın giderilmesi davasına konu edilen 38824 ada 21 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatın aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli olmadığı gibi, varılan sonuç da dosyada toplanan delillere ve yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir. Duraksamadan belirtmek gerekir ki; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun mülkiyet hakkının kapsamına ilişkin 684. maddesi hükmüne göre, bir şeye malik olan o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olduğu gibi, 718. maddesi hükmüne göre de taşınmaz mülkiyeti araziyle birlikte arazinin üzerinde bulunan bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatları da kapsar. Yine aynı Kanunun 688. maddesinde açıklandığı üzere paylı mülkiyette birden çok kimse maddi olarak bölünmüş olmayan bir şeyin tamamına belli paylarla maliktir. Bu kuralların ayrık hali olmak üzere; üzerinde ana taşınmazın değerinde artışa neden olan bina, ağaç vesaire gibi bütünleyici parça niteliğinde muhdesat bulunan taşınmazların ortaklığının satış yolu ile giderilmesinin istenilmesi halinde, muhdesatların kime ait olduğu hususunda tapu kaydında şerh bulunmaması veya tüm paydaşların bu konuda ittifak etmemesi nedeniyle açılacak tespit davası sonunda bu konuyu belirleyen kesinleşmiş bir hüküm bulunduğu taktirde, böyle bir kesin hükmün ortaklığın giderilmesi davasına bakan mahkemeyi bağlayacağı ve muhdesata isabet eden bölümün sadece muhdesat sahibine, arza isabet eden bölümün de payları oranında tüm paydaşlara verilmesini sağlayacak biçimde oranlama yapılıp, taşınmazın satışından elde edilecek paranın da bu oran dahilinde paydaşlara dağıtılmasına karar verileceği kuşkusuzdur. Öte yandan; 3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3 maddesi hükmünde kadastro tutanaklarının kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere karşı kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak dava açılamayacağı açıklanmıştır. Bu süre hak düşürücü niteliktedir. Hak düşürücü süre kamu düzenine ilişkin olup, taraflarca öne sürülmese bile mahkemece kendiliğinden dikkate alınması ve davanın süre geçtikten sonra açıldığının belirlenmesi halinde esasa girilmeyerek davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir. Somut olaya gelince; dava konusu muhdesatın üzerinde bulunduğu 38824 ada 21 parsel sayılı taşınmazda tarafların paydaş oldukları, taşınmazın “tek katlı kargir ev” niteliği ile tapuya kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır. Dava konusu muhdesatın kadastro tespit gününden önce meydana getirildiğinin ve kadastro tespitinin kesinleşmesi ile dava tarihi arasında az yukarıda açıklanan hak düşürücü sürenin geçmiş olduğunun belirlenmesi halinde davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği kuşkusuzdur. Ne var ki; dava konusu muhdesatın üzerinde yer aldığı taşınmaza ait kadastro tespit tutanağı getirtilmediğinden, davaya konu edilen muhdesat ile tapu kaydında gösterilen muhdesatın aynı olup olmadığı, aynı iseler, davada az yukarıda açıklanan hak düşürücü sürenin geçip geçmediği anlaşılamamaktadır. Eksik araştırma ve soruşturma ile karar verilemez. O halde mahkemece; öncelikle 38824 ada 21 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespit tutanağı ilgili Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, daha sonra az yukarıda açıklanan hukuki olgunun belirlenmesi açısından gerekirse taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, keşifte dava konusu muhdesatın kadastro tespitinden önce mi, sonra mı yapıldığı, yıkılıp yeniden mi inşa edildiği, yoksa kısmen veya tamamen tadilat mı yapıldığı, muhdesatın her bir katının hangi tarihte, kim tarafından, ne şekilde meydana getirildiği, taraflar, tanıklar ve uzman bilirkişiden sorulmalı, bu yolla davada hak düşürücü sürenin geçip geçmediği duraksamasız saptanmalı, öte yandan; davacı tarafın 20/08/1992 tarihinde tapuda paydaş olduğu gözözüne alınarak, muhdesatın her bir katı ayrı ayrı değerlendirilmek suretiyle bu tarihten önce yapılıp yapılmadığı, özellikle muhdesatın zemin katının davacının tapuda paydaş olduğu tarihten önce mevcut olan yapının tadilatı ile oluşup oluşmadığı belirlenmeli, mevcut muhdesatın oturulabilir hale getirilebilmesi için yapılan harcamaların yeni bir muhdesat meydana getirme niteliğinde olmayıp iyileştirme gideri (faydalı ve zorunlu gider) niteliğinde olduğu, bu gibi giderlerin ancak ve koşullarının varlığı halinde sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak davasına konu edilebileceği gözden uzak tutulmadan sadece muhdesatların kim tarafından meydana getirildiğinin tespiti ile yetinilmeli, mülkiyet olgusu doğurur şekilde aidiyet kararı vermekten kaçınılmalı, muhdesatın davacı tarafın tapuda paydaş olmasından önce mevcut olması halinde, muhdesatın mukadderatının arza tabi olması nedeniyle muhdesatın arzdan ayrı satışa konu edilmesi mümkün olamayacağı ve satın alma ile ancak taşınmaz üzerindeki muhdesatın aynı oranda payını satın almış olduğu gözönüne alınarak davanın reddine karar verilmesi, muhdesatın davacının taşınmazda paydaş olduğu tarihten sonra meydana getirildiğinin belirlenmesi halinde ancak davanın kabulüne karar verilmesi gerekir. Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın eksik araştırma ve soruşturma ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de yargılama sonunda hükmedilecek harcın davalı payına isabet eden muhdesat değeri üzerinden, vekâlet ücretinin ise harcı yatırılan dava değeri üzerinden hesaplanması gerekirken, muhdesat değerinin tamamı üzerinden belirlenen harç ve vekalet ücretine hükmedilmiş olması dahi isabetsiz, davalılardan ... ve arkadaşlarının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde davalı ... ve arkadaşlarına iadesine, 10.04.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.