Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2012/5965 E. 2013/9468 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2012/5965
- Karar No
- 2013/9468
- Karar Tarihi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı-karşı davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava, asıl davada adi ortaklıktan kaynaklanan alacak, karşı davada adi ortaklığın tasfiyesi istemlerine ilişkindir. Mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiştir. Kararı davalı (karşı davacı) temyiz etmiştir. Asıl davada davacı, eşi ile davalının adi ortaklık şeklinde faaliyet göstermekte iken eşinin 17.11.2009’da ölümü üzerine davalıdan ortaklıkla ilgili kar payını defalarca istediği halde davalı tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, ayrıca ortaklığın faaliyet gösterdiği yoğurtçu dükkanının ve üç adet aracın mülkiyetinin kendilerine ait olup davalının bunlarla ilgili kira ödemediğini bildirerek ortaklık kar payı ile taşınmaz ve araçların kira bedellerinden oluşan alacağının ödetilmesini istemiştir. Davalı cevabında, davacının taleplerinin ancak adi şirketin tasfiyesi ile karşılanacağından adi şirketin tasfiyesine karar verilmesini karşı dava olarak istemiş; asıl davadaki kira bedellerine yönelik olarak da dükkanın mülkiyeti ile ilgili bu güne kadar kira bedeli ödenmediğini, ayrıca araçların ortaklık malı olduğunu, davacının eşinin ölümünden sonra diğer mirasçıların muvafakati ile adi şirkete ortak olarak geçtiğini belirtmiştir. Mahkemece, asıl davadaki dükkan ve araçların kira bedellerine yönelik istemlerin reddine, kar payına yönelik istemin kabulüne karar verilmiş; karşı dava yönünden ise adi şirketin tasfiyesi koşulları oluşmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir. Asıl davadaki istemlerden olup da mahkemece hüküm altına alınan kar payına ilişkin talep aynı zamanda ortaklığın fesih ve tasfiyesini de kapsamaktadır. Nitekim davalı (karşı davacı) da karşı davada ortaklığın tasfiyesini istemiştir. Davanın bu şekilde hukuki nitelendirmesinin yapılmasının gerekliliği karşısında mahkemece adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine karar verilmiştir. Dava konusu uyuşmazlık 818 Sayılı Borçlar Kanununun yürürlükte olduğu dönemde meydana gelmiş ise dosya temyiz aşamasında iken 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 Sayılı TBK'nun yürürlüğüne dair kanunun 1. maddesi son cümlesi uyarınca “...sona erme ve tasfiye” konusunda 6098 Sayılı TBK hükümlerinin uygulanması gerekecektir. Bu nedenle adi ortaklığın sona ermesi ve tasfiyesine dair 6098 Sayılı TBK'nun 639, 642, 643 ve 644. maddelerinin dikkate alınması gerekir. Şu durumda, mahkemece yönetici ortak olduğu anlaşılan davalıdan hesap istenmeli, tarafların tasfiye konusunda anlaşıp anlaşamadıkları tespit edilmeli, tasfiyede anlaştıkları takdirde ona göre karar verilmelidir. Taraflar anlaşamadıkları takdirde, mahkemece öncelikle ortaklığa ait malların tespitinin yapılması gerekir. Bu hususta taraflardan delil ve karşı delilleri alınarak değerlendirme yapılmalı, bu hususun belirlenmesinin ardından yukarıda belirtildiği üzere yönetici ortak olduğu anlaşılan davalıdan hesap istenerek tayin olunacak görevli marifetiyle ortaklığa ait malların satılmasına, öncelikle varsa ortaklığın borçlarının ödenmesine, bilahare ortaklardan her birinin ortaklık için yaptıkları masraflar hesaplanmalı ve her birinin ortaklıktan olan alacağı düşüldükten sonra geriye birşey kalır ise bu meblağın, var ise zararın paylaştırılmasına karar verilmelidir. Anılan yön gözetilmeksizin verilen karar usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ:Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde davalı (karşı davacı)’ya iadesine, 23.05.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.