Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2025/3834 E. 2025/16142 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2025/3834
Karar No
2025/16142
Karar Tarihi

MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI: 2018/16 E., 2022/212 K. SUÇLAR: 4733 sayılı Tütün,Tütün Mamulleri ve Alkol PiyasasınınDüzenlenmesine Dair Kanun'a ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM: Mahkûmiyet, eşya müsaderesi, nakil aracının iadesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Düzeltilerek onama

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

Dosyada mevcut ... varakalarındaki gümrüklenmiş değerlerin pek hafif kabul edildiği, Dairemiz yerleşik uygulamasına göre 19.04.2013 tarihli olayda ele geçen 5300 paket kaçak sigaranın değerinin hafif olduğu anlaşılmakla birlikte, pek hafif kabul edilmesine rağmen yarı oranda indirim yapılması suretiyle çelişki oluşturulmuş ise de sonucu itibarıyla doğru olduğundan bozma nedeni yapılmamıştır.

Cezanın belirlenmesini düzenleyen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 61. maddesi uyarınca temel cezanın belirlenmesinden sonra önce zincirleme suç hükümleri uyarınca artırım yapılması, devamında eşyanın değerinin hafif olması nedeniyle indirim yapılması yerine yazılı şekilde hüküm tesisi sonuca etkili görülmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık

tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiin diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.

1-Sanık hakkında hem adlî para cezası, hem de hapis cezası verildiği ve adlî para cezaları bakımından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 58. maddesine göre tekerrür hükümleri uygulanamayacağı halde tekerrür hükümleri uygulanmasına karar verilirken hiçbir ayrım yapmaksızın sanığın cezasının 5237 sayılı Kanun'un 58. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi,

2-5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 108/2. maddesi gereği sanığın birden fazla tekerrüre esas alınabilecek sabıkasının bulunması halinde bunlardan en ağır olanın tekerrüre esas alınması gerektiği anlaşılmakla Ankara 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/557 Esas, 2012/1657 Karar sayılı kararı ile erteli 1 yıl 8 ay erteli hapis ve 80,00 TL adli para cezasına (uyarlama sonrası Ankara 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/364 Esas, 2023/538 Karar sayılı 10 ay erteli hapis, 20 TL adli para cezası) mahkûmiyetine ilişkin ilâmının tekerrüre esas alınması gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı hukuka aykırı bulunmuş ise de; bahse konu hukuka aykırılıklar Yargıtay tarafından düzeltilerek giderilmiştir.

Açıklanan nedenlerle sanık müdafiin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesi gereği; hükmün tekerrür uygulanmasına ilişkin bendinin çıkartılarak yerine "Sanığın adli sicil kaydında mevcut Ankara 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/557 Esas, 2012/1657 Karar sayılı kararı ile erteli 1 yıl 8 ay erteli hapis ve 80,00 TL adli para cezasına (uyarlama sonrası Ankara 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/364 Esas, 2023/538 Karar sayılı 10 ay erteli hapis, 20 TL adli para cezası) mahkûmiyetine ilişkin ilâmının tekerrüre esas alınmasına, sanık hakkında hükmolunan hapis cezasının 5237 sayılı Kanun'un 58/6-7. maddeleri gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına ancak aleyhe temyiz olmadığından, sanığın kazanılmış hakkı korunarak, 5275 sayılı Kanun'un 108/2. maddesi gereğince mükerrir olan sanık hakkında koşullu salıverme süresine eklenecek miktarın bozma öncesi tekerrüre esas alınan Ceyhan 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/577 E., 2011/167 K. sayılı ilâmı ile verilen hapisten çevrilme 4.000,00 TL adlî para cezasına göre belirlenmesine, " ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 16.12.2025 tarihinde karar verildi.

KARŞI DÜŞÜNCE Sanık ... hakkında, 4733 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan hükmün, sanık müdafii tarafından temyizi üzerine sayın çoğunluğun sanık hakkındaki 08.03.2013 tarihli yargılamaya konu eylem yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verilmesi yerine TCK.nun 43. maddesine esas dosyalarının zamanaşımını kestiğine ilişkin kararı yerinde değildir. Şöyle ki;

Ceza Genel Kurulunun 20/03/2012 gün, 2012/108 karar; 28/02/2012 gün, 2012/58 karar nolu ilamlarında da belirtildiği gibi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’na hakim olan ilke gerçek içtima olduğundan, bunun sonucu olarak, “kaç fiil varsa o kadar suç, kaç suç varsa o kadar ceza” söz konusu olacaktır. Nitekim bu husus Adalet Komisyonu raporunda da; “Ceza hukukunun temel kurallarından birisi, ‘kaç fiil varsa o kadar suç, kaç suç varsa o kadar ceza vardır’ şeklinde ifade edilmektedir. Bunun istisnaları, suçların içtimaı bölümünde belirlenmiştir. Bu istisnalar dışında, işlenen her bir suçla ilgili olarak ayrı ayrı cezaya hükmedilecektir. Böylece verilen her bir ceza, bağımsızlığını koruyacaktır” şeklinde ifade edilmiştir. Bu kuralın istisnalarına ise, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “suçların içtimaı” bölümünde, 42 (bileşik suç), 43 (zincirleme suç) ve 44 üncü (fikri içtima) maddelerinde yer verilmiştir.

Ceza hukukunda yasadaki suç tanımına uygun olarak gerçekleşen her netice ilke olarak ayrı bir suç oluşturur ve fail kaç netice meydana getirmiş ise o kadar suç işlemiş sayılarak her birinden dolayı ayrı ve bağımsız cezalandırılır. Ancak bazı hallerde birden fazla netice meydana gelmiş olsa bile, faile meydana gelen netice kadar ceza verilmeyerek tek bir ceza verilmesi ile yetinilir. Birden fazla neticenin meydana gelmesine karşın faile tek ceza verilmesini gerektiren hallerden biri de zincirleme suçtur. Zincirleme suçta faile tek ceza verilirken, yasanın öngördüğü miktarda bir artırım da yapılması söz konusudur.

Zincirleme suç, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 80 inci maddesinde “Bir suç işlemek kararının icrası cümlesinden olarak kanunun aynı hükmünün birkaç defa ihlal edilmesi, muhtelif zamanlarda vaki olsa bile bir suç sayılır. Fakat bundan dolayı terettüp edecek ceza altıda birden yarıya kadar artırılır.” şeklindedir. Bu maddenin karşılığı olarak koyulan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 43/1 inci maddesinde; “Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır” biçiminde düzenlenmiştir. Buna göre zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için; a- Aynı suçun değişik zamanlarda birden fazla işlenmesi, b- İşlenen suçların mağdurlarının aynı kişi olması, c- Bu suçların aynı suç işleme kararı altında işlenmesi gerekmektedir.

Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zincirleme suç hükümlerinin uygulandığı hallerde aslında işlenmiş birden fazla suç olmasına karşın fail bu suçların her birinden ayrı ayrı cezalandırılmamakta, buna karşın bir suçtan verilen ceza belirli bir miktarda arttırılmaktadır. Dolayısıyla zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasında esas alınan suçlardan herhangi birisi hakkında, yargılama aşamasında şikâyetten vazgeçme veya zamanaşımı gerçekleşmesi gibi kovuşturma yapılmasına engel bir nedenin ortaya çıkması halinde, bu suçun zincirleme suç uygulaması kapsamı dışına çıkarılarak açılan kamu davasının düşmesine karar verilmesi gerekir.

Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde; Sanığın, 08.03.2013, 19.04.20 13... .06.2013 tarihlerinde işlediği kaçakçılık suçlarının 5237 sayılı TCK.nun 43. maddesi kapsamında kaldığı ve zamanaşımı süresinin dolmadığına Daire tarafından karar verilmiş ise de yukarda anlatılan nedenlerle TCK.nun 43. maddesi kapsamındaki eylemin zamanaşımını kesmeyecek olması karşısında, incelemeye konu 08.03.2013 suç tarihli eylem yönünden, suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nun 66. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendi ile 67. maddesinin 4. fıkrasına göre atılı suçlara ilişkin uzatılmış zamanaşımı süresinin 12 yıl olduğu, suç tarihinden itibaren 12 yıllık uzatılmış dava zamanaşımının temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleşmesi nedeniyle düşürülmesine karar verilmesi yerine, yazılı şekilde yerel mahkemenin kararının düzeltilerek onanması yönündeki sayın çoğunluğun kararına katılmıyoruz. 16.12.2025

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2025/3834, K. 2025/16142, T. 16.12.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2025-3834-e-2025-16142-k-ca5270c2f2fe