Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2025/3206 E. 2025/12692 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/3206
- Karar No
- 2025/12692
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi - İstanbul 8. Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/23 E., 2022/381 K. - 2015/328 E., 2019/391 K. SUÇLAR : 1072 sayılı Kanun'a muhalefet HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
Sanığın, İstanbul 59. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.06.2022 tarihli ve 2021/23 E., 2022/381 K. sayılı kararı ile 1072 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan, İstanbul 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.07.2019 tarihli ve 2015/328 E., 2019/391 K. sayılı kararı ile 1072 sayılı Kanun'a muhalefet ve kumar oynanması için yer ve imkan sağlama suçlarından mahkûmiyetine karar verilmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 22.05.2025 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 29.05.2025 tarihli ve KYB - 2025/67058 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29.05.2025 tarihli ve KYB - 2025/67058 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Dosya kapsamına göre; 1- İstanbul 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/328 esas sayılı dosyasındaki suç tarihinin 27/04/2015, iddianame tarihinin 11/05/2015 olduğu, İstanbul 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/328 esas sayılı dosyası ile birleşen İstanbul 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/258 esas sayılı dosyasındaki suç tarihinin 06/05/2015, iddianame tarihinin ise 25/05/2015 olduğu,
İstanbul 59. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/23 esas sayılı dosyasındaki suç tarihinin 25/04/2015, iddianame tarihinin 10/06/2021 olduğu,
Her üç suçun da ilk iddianame olan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 11/05/2015 tarihli ve 2015/62471 soruşturma, 2015/19744 esas sayılı iddianamesinin düzenlenme tarihinden önce işlendiği ve hukuki kesinti olmadığı, sanığın anılan eylemlerinin aynı mahiyette oldukları dikkate alınarak, bu eylemlerin bir suç işleme kararı icrası kapsamında işlendiği anlaşıldığından, inceleme konusu dosyaların birleştirilip, sanık hakkında temel ceza belirlendikten sonra 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 43. maddesinde öngörülen zincirleme suç hükümleri kapsamında değerlendirme yapılması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde kararlar verilmesinde, 2-İstanbul 8. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 16/07/2019 tarihli ve 2015/328 esas, 2019/391 sayılı kararı ile ilgili olarak; 5237 sayılı Kanun 228/1. maddesinde düzenlenen kumar oynanması için yer ve imkan sağlama suçunun cezası "...bir yıla kadar hapis ve adlî para cezası..." şeklinde iken, 02/12/2016 tarihli Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 19. maddesi ile “bir yıldan üç yıla kadar hapis ve iki yüz günden aşağı olmamak üzere” şeklinde değiştirildiği nazara alındığında, İstanbul 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 16/07/2019 tarihli ve 2015/328 esas, 2019/391 sayılı kararında, suç tarihi anılan değişiklikten önce 27/04/2015 olmasına rağmen, sanık hakkında kumar oynanması için yer ve imkan sağlama suçundan kurulan hükümde, temel cezanın, alt sınırdan uzaklaşıldığına dair herhangi bir gerekçe de gösterilmeksizin, suç tarihinde yürürlükte olmayan ve sanık lehine düzenleme içermeyen 5237 sayılı Kanun'un 228/1. maddesinin 6763 sayılı Kanun ile değişik halinden 1 yıl hapis ve 200 gün adlî para cezası olarak belirlenmesinde, isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE 1072 sayılı Kanun'a muhalefet suçunun 5271 sayılı Kanun'un 250. maddesinde düzenlenen seri yargılama usulü uygulanacak suçlar arasında yer aldığı ve Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 E., 2022/44 K. sayılı kararı ile 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 23. maddesi ile yeniden düzenlenen ve 5271 sayılı Kanun'un 250. maddesinde hüküm altına alınan seri yargılama usulüne ilişkin aynı kanunun Geçici 5/1-d maddesinde yer alan“…kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış…” ibaresinin "seri muhakeme usulü" yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği de dikkate alınmak suretiyle, 5237 sayılı Kanun'un 7. ve 5271 sayılı Kanun'un 250. maddeleri uyarınca dosyanın “seri yargılama usulü” yönünden yeniden değerlendirilmesi gerekeceği de gözetilerek yapılan incelemede;
Kanun yararına bozma müessesesinin uygulanmasında, 5271 sayılı Kanun'un 309/3. maddesindeki "Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar." şeklindeki düzenleme esas alınarak, kanun yararına bozma incelemesi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarnamesindeki istem ve gerekçe ile sınırlı olduğu cihetle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarnamesindeki talep yerinde görüldüğünden istemin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemlerinin KABULÜNE,
İstanbul 59. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.06.2022 tarihli ve 2021/23 E., 2022/381 K. sayılı ve İstanbul 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.07.2019 tarihli ve 2015/328 E., 2019/391 K. sayılı kararlarının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.10.2025 tarihinde karar verildi.