Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2024/967 E. 2024/8494 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/967
- Karar No
- 2024/8494
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/21 E., 2023/28 K. SUÇ : 1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 5271 sayılı Kanun'un 291 inci maddesinin birinci fıkrasındaki 15 günlük temyiz sürenin bölge adliye mahkemelerince verilen kararlara ilişkin olarak düzenlendiği, bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçmesinden önce verilip Yargıtay incelemesinden geçen dosyalara ilişkin temyiz süresinin 5320 sayılı Kanunun 8 nci maddesi uyarınca uygulanmakta olan 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesine göre 1 hafta olduğu gözetilmeksizin, hüküm fıkrasında temyiz süresinin "15 gün" olarak belirlenmesi suretiyle sanığın temyiz süresi yönünden yanıltıldığı anlaşıldığından 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz isteği; herhangi bir gerekçe belirtilmeksizin hükmün temyiz edilmesi iradesine ilişkindir. II. GEREKÇE 1.Sanığın askerlik hizmetini yerine getirmekte iken 10.04.2010 tarihinde çıktığı çarşı izninden aynı gün saat 17:00'ye kadar dönmesi gerekirken dönmediği, bu durumu polis ekipleri tarafından yakalandığı 12.04.2010 tarihi saat 19:45'e kadar devam ettirdiği anlaşılmıştır. 2.Sanık hakkında yakalanmakla sona eren mehil içi firar suçundan 1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu'nun 68 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması için kamu davası açılmıştır. 3.Sanığın savunmasında; ankesörlü telefondan nişanlısını aradığını, bir erkeğin kendisini rahatsız ettiğini söylemesi üzerine sinirlenerek kaçmaya karar verdiğini, zaten psikolojisinin de bozuk olduğunu ve bir takım ilaçlar kullandığını, üstüne bir de böyle haber alınca kendisini tutamadığını, 12.04.2010 tarihinde ihbar üzerine yakalandığını beyan ettiği belirlenmiştir. 4.Kovuşturma aşamasında dinlenen psikiyatri uzmanı bilirkişi mütalaasında; sanığın suç tarihlerinde askerliğe elverişli olduğunu, askerliğe elverişlilik durumunun değerlendirilmesi için sağlık kuruluna sevkine gerek olmadığını ve ceza ehliyetinin tam olduğunu belirtmiştir. 5.Sanığın 10.04.2010 tarihinde çarşı izninden dönmediğine dair tutanak, 12.04.2010 tarihinde yakalanmasına dair tanzim edilen tutanak, sanık hakkında düzenlenen vaka kanaat raporu, sanığın gördüğü tedavilere ait sağlık kayıtları ve sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının açıklanması için ihbarda bulunan Silivri 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.01.2018 tarihli ve 2017/605 Esas, 2018/105 Karar sayılı kararı ve kesinleşme şerhi dava dosyasında mevcuttur. 6.Tüm dosya kapsamına göre, sanığın 10.04.2010-12.04.2010 tarihleri arasında yakalanmakla sona eren mehil içi firar suçunu işlediği anlaşılmakla, Mahkemece, sanığın eyleminin sabit görülerek hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında, ayrıca hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 31.07.2014 tarihinde usulüne uygun olarak kesinleşmesinin ardından beş yıllık denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlediğinin ihbar olunması üzerine açıklanması geri bırakılan hükmün aynen açıklanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı tespit edildiğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. 7.Gerekçeli karar başlığında sanığın yolda ve nezarette geçirdiği sürelerin gösterilmemesi mahallinde tamamlanabilir eksiklik; suç tarihlerinin ise sanığın firarda kaldığı tarihleri kapsayacak biçimde "10.04.2010-12.04.2010" şeklinde gösterilmesi yerine "10.04.2010" olarak gösterilmesi gösterilmesi mahallinde düzeltilmesi mümkün yazım hatası olarak kabul edilmiştir. 8.Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamış ve sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Gölpazarı Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.01.2023 tarihli ve 2023/21 Esas, 2023/28 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.10.2024 tarihinde karar verildi.