Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2024/2325 E. 2024/5705 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2024/2325
Karar No
2024/5705
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/183 E., 2022/47 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Zamanaşımı nedeniyle düşme, eşya müsaderesi, nakil aracının iadesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Şikâyetçi EPDK vekilinin temyiz istemi yönünden, suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliği itibarıyla davaya katılma ve kararı temyiz etme hakkının bulunmadığı, Şikâyetçi Gümrük İdaresi'nin davadan haberdar edilmeksizin ve yokluğunda yargılama yapılarak hüküm kurulması nedeniyle, katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş olan ve 5271 sayılı Kanun'un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği hükmü temyize hakkı bulunan Gümrük İdaresi vekilinin temyiz istemi yönünden; sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. TEMYİZ SEBEPLERİ Şikâyetçi Gümrük İdaresi vekilinin temyiz nedenleri; zamanaşımını durduran ve kesen sebeplere yeterince dikkat edilmediğine, katılma hakkının tanınmadığına, re’sen dikkate alınacak nedenlerle hükmün bozulması talebine ilişkindir. II. GEREKÇE A. Şikâyetçi EPDK Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden Gümrük kapıları dışından gümrük kaçağı eşyayı yurda sokma niteliğinde olan eylemin 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na (5607 sayılı Kanun) muhalefet suçu kapsamında kaldığı, bu suçtan zarar görenin de Gümrük İdaresi olduğu cihetle, EPDK'nun suçtan zarar gören sıfatının, 5271 sayılı Kanun'un 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca mezkûr suçtan açılan kamu davasına katılma hakkının ve aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği bu suçtan kurulan hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı dikkate alındığında, EPDK vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir. B. Şikâyetçi Gümrük İdaresi Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden 1. Sanığın eyleminin 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi kapsamında kaldığı, sanığın bahse konu eyleminin suç tarihinden sonra yürürlüğe giren ve lehe olan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin onuncu fıkrasında düzenlendiği cihetle; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 7 nci ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 9 uncu maddeleri hükmü karşısında; sanığın 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi kapsamındaki eyleminin, suç tarihinden sonra yürürlüğe giren ve lehe olan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin onuncu fıkrasında düzenlenen cezanın miktarına göre, 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan, 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresine tabi olduğu anlaşılmıştır. 2. Sanık hakkında açılan kamu davasının yapılan yargılaması neticesinde, 17.12.2009 tarihinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın 22.02.2010 tarihinde kesinleştiği kabul edilerek, sanığın denetim süresinde 27.01.2014 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan mahkûmiyet kararının kesinleşmesi üzerine, ihbarda bulunulması ile duruşma açılarak sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmiş ise de, sanığın 17.01.2009 tarihinde gümrük kapıları dışından kaçak akaryakıtı yurda sokma niteliğindeki eyleminin 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçunu oluşturduğu, anılan Kanun uyarınca suçtan zarar gören ve katılma hakkı bulunan Gümrük İdaresi'ne gerekçeli kararın tebliğ edilmediği, 17.12.2009 tarihli hükme yönelik Gümrük İdaresi'nin itiraz hakkı bulunduğundan anılan kuruma tebliğ edilmeyen hükmün henüz kesinleşmediği ve infaz yönüyle zamanaşımını durdurmadığı, 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca zamanaşımını kesen en son işlemin 08.10.2009 tarihli mahkeme huzurunda savunma alma işlemi olduğu ve bu tarihten, hüküm tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu anlaşıldığından, Mahkemece 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca zamanaşımını en son kesen sebep olan sanığın savunmasının alındığı 08.10.2009 tarihinden ve aynı maddenin dördüncü fıkrası gereği suçun işlendiği 17.01.2009 tarihinden itibaren hüküm tarihine kadar olağan ve olağanüstü dava zamanaşımı sürelerinin gerçekleşmiş olduğu gerekçesi ile kamu davasının düşmesine, kaçak eşyanın müsaderesine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. 3. Zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilen hallerde, suçta kullanılan nakil aracının iadesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde müsaderesine karar verilmesi hususu hukuka aykırı bulunmuş, söz konusu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından düzeltilmiştir. III. KARAR A. Şikâyetçi EPDK Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle, EPDK vekilinin temyiz isteğinin 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Şikâyetçi Gümrük İdaresi Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden Gerekçe bölümünün (B) bendinde 3 numaralı kısımda açıklanan nedenle şikayetçi Gümrük İdaresi vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükmün 5 numaralı kısmının çıkartılarak yerine gelmek üzere "suçta kullanılan 5 adet atın tasfiye bedelinin hak sahibine iadesine" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 23.05.2024 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2024/2325, K. 2024/5705, T. 23.05.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2024-2325-e-2024-5705-k-7b88268dfcb9