Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2023/19630 E. 2025/7199 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2023/19630
Karar No
2025/7199
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/132 E. 2022/95 K. KATILANLAR : Gümrük İdaresi, Tarım ve Orman Bakanlığı SUÇLAR : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na ve 4733 sayılı Tütün,Tütün Mamulleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun'a muhalefet SUÇ TARİHLERİ : HÜKÜMLER : Kısmî beraat, kısmî ret, kısmî mahkûmiyet, eşya müsaderesi, nakil aracının iadesi TEMYİZ EDENLER : Katılan ... İdaresi vekili, katılan ... ve Orman Bakanlığı vekili, sanıklar ... ve ... müdafii, sanık ... TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ :Kısmî ret, kısmî onama, kısmî düzeltilerek onama

30.01.2013 suç tarihli eylem haricindeki eylemler yönüyle Tarım ve Orman Bakanlığı vekilinin temyiz istemi yönünden; suç tarihleri ve ele geçen eşyanın niteliğine göre suçtan doğrudan zarar görmeyen Tarım ve Orman Bakanlığının davaya katılma ve hükmü temyize yetkisinin bulunmadığı anlaşılmıştır.

Katılan ... İdaresi vekili, 30.01.2013 tarihli eylem yönüyle katılan ... ve Orman Bakanlığı vekili, sanıklar ... ve ... müdafii ile sanık ...'ın temyiz istemleri yönünden; sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde

olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

Sanık ...'na ilişkin 17.04.2013 tarihli, sanık ...'a ilişkin 05.11.2013 tarihli eylemler yönüyle mahallinde karar verilmesi mümkün görülmüştür.

Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz isteminin münhasıran beraat, ret ve nakil aracının iadesi kararlarına ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede Tebliğname'de yer alan görüşe iştirak edilmemiştir.

I-Tarım ve Orman Bakanlığı Vekilinin Sanık ... Hakkında Kurulan Mahkûmiyet Hükmüne Yönelik Temyiz İstemi Yönünden Sanık ... hakkındaki, 28.01.2015 tarihli beraat kararının Yargıtay (Kapatılan) 19. Ceza Dairesinde 03.03.2021 tarihinde incelenerek, ... hakkında suç duyurusunda bulunularak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi için bozulmasına karar verilmesinden sonra, sanık ... hakkında 23.05.2021 tarihli iddianame ile açılan kamu davasının, sanık ... hakkındaki dava ile birleştirilmesine karar verilerek, sanığın mahkûmiyetine karar verildiği,

5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesinin "Bölge adliye mahkemelerinin, 26.09.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un Geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazete'de ilan edilecek göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 322 nci maddesinin dördüncü, beşinci ve altıncı fıkraları hariç olmak üzere, 305 ilâ 326 ncı maddeleri uygulanır. (Ek cümle: 6723 sayılı Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (6723 sayılı Kanun) 33 üncü maddesi) Bu kararlara ilişkin dosyalar bölge adliye mahkemelerine gönderilemez." şeklinde düzenlendiği, buna göre bölge adliye mahkemelerinin faaliyete başlama tarihi olan 20.07.2016 tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1412 sayılı Kanun'un 322/4-5-6 madde fıkraları hariç olmak üzere, 305 ilâ 326. maddelerinin uygulanacağı, 20.07.2016 tarihinden sonra verilen kararlar hakkında ise 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (5271 sayılı Kanun) hükümlerinin uygulanacağı cihetle,

Dava dosyasının, adı geçen sanık ... yönünden daha önceden Yargıtay incelemesinden geçmediği, 6723 sayılı Kanun'un 33. maddesi ile değiştirilen 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesinin uygulanma koşullarının bulunmadığı, bölge adliye mahkemelerinin göreve başladığı 20.07.2016 tarihinden sonra verilmiş olan hükmün istinaf kanun yoluna tabi olduğu ve kanun yolunun re'sen dikkate alınacağı anlaşılmakla, 5271 sayılı Kanun'un 272. ve devamı maddeleri uyarınca inceleme yapılmak üzere dava dosyasının, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE,

II- Tarım ve Orman Bakanlığı Vekilinin 30.01.2013 Suç Tarihli Eylem Haricindeki Eylemlere İlişkin Sanıklar Hakkında Kurulan Hükümlere Yönelik Temyiz İstemi Yönünden Suç tarihleri ve ele geçen eşyanın gümrük kaçağı eşyanın niteliğine göre, sanıkların eylemlerinin 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na (5607 sayılı Kanun) muhalefet suçu kapsamında kaldığı, bu

suçtan zarar görenin de Gümrük İdaresi olduğu, suçtan doğrudan zarar görmeyen Tarım ve Orman Bakanlığı'nın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237/1. maddesi uyarınca kamu davasında katılan sıfatının ve aynı Kanun’un 260/1. maddesi gereği hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmakla, Tarım ve Orman Bakanlığı vekilinin temyiz isteğinin 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

III- Katılan ... İdaresi Vekilinin Sanık ... Hakkında 09.05.2013 Tarihli Eylem Hakkında ve Sanık ... Hakkındaki Beraat Kararları İle Nakil Aracının İadesi Kararına ve Sanıklar ... İle ... Hakkındaki Ret Kararlarına Yönelik Temyiz İstemi Yönünden Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

IV-Sanık ... Müdafiin Temyiz İstemi Yönünden Tekerrüre esas sabıkası bulunan sanık hakkında hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmemesi ile sanığın eylemi toplu kaçakçılık suçunu oluşturduğu halde bireysel kaçakçılık suçundan hüküm kurmak suretiyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

V-Sanık ... Müdafi İle Sanık ...'ın ve sanık ... Hakkındaki 30.01.2013 Tarihli Eyleme İlişkin Mahkûmiyet Kararına Yönelik Katılan ... ve Orman Bakanlığı Vekilinin Temyiz İstemleri Yönünden; Olayların oluş biçimi, sanıkların aşamalardaki savunmaları, ele geçirilen kaçak eşyanın miktar ve mahiyeti ile eşyanın yakalanma şekli göz önüne alındığında, atılı suçun sanıklar tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik Mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Ancak; 1-Dosya kapsamına göre sanıkların 20.04.2013 tarihli eylemde temyiz kapsamı dışı dosya sanığı ... ile; 09.05.2013 tarihli eylemde sanık ..., temyiz kapsamı dışı dosya sanığı ... ve hakkındaki mahkûmiyet kararı onanma suretiyle kesinleşen ... ile fikir ve eylem birliği içerisinde dava konusu sigaraları naklettikleri gözetilerek eylemlerinin toplu kaçakçılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden bireysel kaçakçılık suçundan hüküm kurmak suretiyle eksik ceza tayini,

2-Dosyada mevcut KEMT varakasına göre 20.04.2013 tarihli eylemde ele geçen 2930 paket kaçak sigaranın değeri hafif olduğu halde pek hafif olduğunun kabulü ile sanıklar hakkında cezada fazla indirim yapılması suretiyle eksik ceza tayini,

3-Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2014 tarih ve 2013/7-591 Esas, 2014/171 Karar sayılı ve 16.05.2017 tarih ve 2015/398 Esas, 2017/272 Karar sayılı kararlarında ayrıntıları belirtilmekle;

İncelemeye konu bu dosyada sanık ...'na ilişkin suç tarihlerinin 30.01.2013, 17.04.2013, 20.04.2013, 09.05.2013, iddianame düzenleme tarihlerinin ise sırasıyla 06.01.2014, 04.09.2014, 12.11.2013 ve 11.11.2013 olduğu,

Sanık ...'a ilişkin suç tarihlerinin 20.04.2013, 09.05.2013 iddianame düzenleme tarihlerinin ise sırasıyla 09.07.2013 ve 16.08.2013 olduğu,

Sanıklara ilişkin Kocaeli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2023/298 Esas sayılı derdest dosyasında suç tarihinin 24.06.2013, iddianame düzenleme tarihinin 12.11.2013 olduğu gözetilerek suç tarihlerine ve işlenen suçun niteliğine göre sanıkların eylemlerinin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 43. maddesi kapsamında zincirleme biçimde kaçakçılık suçunu oluşturup oluşturmadığının takdir ve değerlendirilmesi bakımından dosyanın celp edilerek incelenmesi, gerektiğinde birleştirilmesi ve sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi, hukuka aykırı bulunmuştur.

Açıklanan nedenlerle, katılan ... ve Orman Bakanlığı vekili, sanık ... müdafi ile sanık ...'ın temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA, temyiz edenin sıfatına göre sanıkların cezada kazanılmış haklarının saklı tutulmasına,13.05.2025 tarihinde karar verildi.

KISMİ KARŞI DÜŞÜNCE

Sanık ... ... ve 7 arkadaşı hakkında, 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan hükmün, sanık ... ..., katılan ... İdaresi vekili ve bir kısım sanıklar tarafından temyizi üzerine sayın çoğunluğun sanık ... ... hakkındaki 30.01.2013 tarihli yargılamaya konu eylem

yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verilmesi yerine TCK.nun 43. maddesine esas dosyasının zamanaşımını kestiğine ilişkin kararı yerinde değildir. Şöyle ki;

Ceza Genel Kurulunun 20/03/2012 gün, 2012/108 karar; 28/02/2012 gün, 2012/58 karar nolu ilamlarında da belirtildiği gibi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’na hakim olan ilke gerçek içtima olduğundan, bunun sonucu olarak, “kaç fiil varsa o kadar suç, kaç suç varsa o kadar ceza” söz konusu olacaktır. Nitekim bu husus Adalet Komisyonu raporunda da; “Ceza hukukunun temel kurallarından birisi, ‘kaç fiil varsa o kadar suç, kaç suç varsa o kadar ceza vardır’ şeklinde ifade edilmektedir. Bunun istisnaları, suçların içtimaı bölümünde belirlenmiştir. Bu istisnalar dışında, işlenen her bir suçla ilgili olarak ayrı ayrı cezaya hükmedilecektir. Böylece verilen her bir ceza, bağımsızlığını koruyacaktır” şeklinde ifade edilmiştir. Bu kuralın istisnalarına ise, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “suçların içtimaı” bölümünde, 42 (bileşik suç), 43 (zincirleme suç) ve 44 üncü (fikri içtima) maddelerinde yer verilmiştir.

Ceza hukukunda yasadaki suç tanımına uygun olarak gerçekleşen her netice ilke olarak ayrı bir suç oluşturur ve fail kaç netice meydana getirmiş ise o kadar suç işlemiş sayılarak her birinden dolayı ayrı ve bağımsız cezalandırılır. Ancak bazı hallerde birden fazla netice meydana gelmiş olsa bile, faile meydana gelen netice kadar ceza verilmeyerek tek bir ceza verilmesi ile yetinilir. Birden fazla neticenin meydana gelmesine karşın faile tek ceza verilmesini gerektiren hallerden biri de zincirleme suçtur. Zincirleme suçta faile tek ceza verilirken, yasanın öngördüğü miktarda bir artırım da yapılması söz konusudur.

Zincirleme suç, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 80 inci maddesinde “Bir suç işlemek kararının icrası cümlesinden olarak kanunun aynı hükmünün birkaç defa ihlal edilmesi, muhtelif zamanlarda vaki olsa bile bir suç sayılır. Fakat bundan dolayı terettüp edecek ceza altıda birden yarıya kadar artırılır.” şeklindedir. Bu maddenin karşılığı olarak koyulan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 43/1 inci maddesinde; “Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır” biçiminde düzenlenmiştir. Buna göre zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için; a- Aynı suçun değişik zamanlarda birden fazla işlenmesi, b- İşlenen suçların mağdurlarının aynı kişi olması, c- Bu suçların aynı suç işleme kararı altında işlenmesi gerekmektedir.

Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zincirleme suç hükümlerinin uygulandığı hallerde aslında işlenmiş birden fazla suç olmasına karşın fail bu suçların her birinden ayrı ayrı cezalandırılmamakta, buna karşın bir suçtan verilen ceza belirli bir miktarda arttırılmaktadır. Dolayısıyla zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasında esas alınan suçlardan herhangi birisi hakkında, yargılama aşamasında şikâyetten vazgeçme veya zamanaşımı gerçekleşmesi gibi kovuşturma yapılmasına engel bir nedenin ortaya çıkması halinde, bu suçun zincirleme suç uygulaması kapsamı dışına çıkarılarak açılan kamu davasının düşmesine karar verilmesi gerekir.

Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;

Sanık ... ...’nun, 30.01.2013, 17.04.2013, 20.04.2013 ve 09.05.2013 tarihlerinde işlediği kaçakçılık suçlarının 5237 sayılı TCK.nun 43. maddesi kapsamında kaldığı ve zamanaşımı süresinin dolmadığına Daire tarafından karar verilmiş ise de yukarda anlatılan nedenlerle TCK.nun 43. maddesi kapsamındaki eylemin zamanaşımını kesmeyecek olması karşısında, incelemeye konu 30.01.2013 suç tarihli 4733 sayılı Yasaya aykırılık eylemi yönünden, suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nun 66. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendine göre atılı suça ilişkin uzatılmış dava zamanaşımı süresinin 12 yıl olduğu, suç tarihinden itibaren temyiz inceleme gününe kadar 12 yıllık uzatılmış dava

zamanaşımının temyiz inceleme tarihinde gerçekleşmesi nedeniyle düşürülmesine karar verilmesi yerine, yerel mahkemenin kararının yazılı gerekçelerle bozulması yönündeki sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum. 13.05.2025

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2023/19630, K. 2025/7199, T. 13.05.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2023-19630-e-2025-7199-k-15fe85b78d5b