Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2022/9350 E. 2024/5796 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/9350
- Karar No
- 2024/5796
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/504 E., 2021/50 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi, nakil aracının iadesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama Sanık hakkında kanun iadesi üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Katılan vekilinin temyiz istemi, sanığın üst sınırdan cezalandırılmadığına, nakil aracının müsadere edilmediğine, karar tarihinde yürülükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ve re'sen gözetilecek diğer nedenlerle kararın bozulması talebine ilişkindir. 2.Sanığın temyiz istemi; usul ve Kanuna aykırı olan kararın bozularak beraatine karar verilmesi talebine ilişkindir. II. GEREKÇE Sanığın sürücüsü olduğu araçta yapılan aramada, minibüsün zulalı bölümlerinde toplam 2100 paket kaçak sigara ele geçirildiği anlaşılmıştır. Sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na (5607 sayılı Kanun) muhalefet suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. Sanık savunmasında; sigaraları satmak için aldığını beyan ederek atılı suçu kabul etmiştir. Kanun iadesi sonrasında gümrüklenmiş değerin iki katını ödemesi halinde etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanabileceği ihtar edilmiş ancak sanık etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istemediğini beyan etmiştir. Kaçak eşyanın taşınmasında kullanılan nakil aracına ilişkin ruhsat sureti, 17.11.2014 tarihli bilirkişi raporu ve malen sorumlu ... beyanı dava dosyasında yer almaktadır. Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın ve katılan vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir. Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen aşağıda belirtilen hususlar dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir. 1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10.07.2020 tarihli yazısı ile 7242 sayılı Kanun uyarınca yapılan kanun iadesinin bozma mahiyetinde olduğu uyarlama yargılamasının kesinleşen dosyalarda söz konusu olduğu bu nedenle dosyada uyarlama yargılaması yapılmadığı halde hüküm fıkrasında uyarlama yargılamasından söz edilmesi, 2. 24.11.2015 tarihili 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 53 üncü maddesinin bazı bölümlerinin iptal edilmesi nedeniyle, anılan maddenin yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, 3.Her ne kadar Mahkemece hakkaniyete aykırı olacağı ve aracın iyiniyetli 3. kişiye ait olduğu gerekçeleri ile ile nakil aracının müsadere edilmesine yer olmadığına karar verilmiş ise de; suçta kullanılan nakil vasıtasında ele geçirilen eşyanın, nakil vasıtasının yüküne göre miktar ve hacim bakımından tamamını veya ağırlıklı bölümünü oluşturmadığı anlaşıldığından 5607 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki koşulların gerçekleşmediği dikkate alınarak hükmün sonucu itibarıyla doğru olduğu cihetle, nakil aracı üzerinde bulunan zulalı kısmın sökülerek hak sahibine iadesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, 4.Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereği 4.080,00 TL maktu vekalet ücreti öngörüldüğü halde katılan ... İdaresi lehine 2.725,00 TL maktu vekâlet ücretine hükmolunması, isabetli bulunmamıştır. III. KARAR Gerekçe bölümünde (1, 2, 3 ve 4) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle sanığın ve katılan vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322 nci maddesi gereği, hükmün altıncı bendinin sekizinci ve dokuzuncu paragraflarının hükümden çıkarılması, hüküm fıkrasının vekâlet ücretine ilişkin bendinde bulunan "2.725,00TL" ibaresi çıkarılarak yerine "4.080 TL" ibaresinin eklenmesi, hükmün suçta kullanılan nakil vasıtasının iadesine ilişkin (14) numaralı bendindeki ''müsaderesine yer olmadığına'' ibaresinden sonra gelmek üzere ''araçtaki zulanın masrafı sahibinden alınmak suretiyle sökülerek sahibine iadesine," ifadesinin eklenmesi, hükümden sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanmasına ilişkin kısmın çıkartılarak yerine gelmek üzere "24/11/2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı kararındaki iptal edilen hususlar gözetilerek, 5237 sayılı Kanun'un 53/1-2-3. madde ve fıkralarının tatbikine," ibaresinin eklenmesi ve sair kısımların aynen bırakılması suretiyle hükmün Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.05.2024 tarihinde karar verildi.