Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2022/8106 E. 2024/8831 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/8106
- Karar No
- 2024/8831
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/357 E., 2021/1742 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, eşyanın ve nakil aracının müsaderesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık ...'nin temyiz isteğine ilişkin olarak; sirayet nedeniyle lehe bozmadan yararlanan sanığın, bozma sonrası yeniden kurulan hükme karşı temyiz kanun yoluna başvurma yetkisi bulunmadığı anlaşılmıştır. Sanık ...'nin temyiz isteğine ilişkin olarak; hükmün karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I.TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık ...'nin temyiz sebepleri; nakil aracının kayden maliki olan şirket ile hiç bir organik bağı olmadığına ve re'sen gözetilecek diğer sebeplerle hakkında verilen kararın lehe olacak şekilde bozulması gerektiğine ilişkindir. II. GEREKÇE Yol kontrol ve arama noktasında sanık ...'nin sevk ve idaresindeki, sanık ... Bilgili'nin içinde bulunduğu araçta, önleme araması kararına istinaden yapılan aramada, aracın şasesi ile kasa kısmı arasında oluşturulmuş orijinal özelliği olmayan bölmede 1.300 litre kaçak motorin ele geçirildiği anlaşılmıştır. Sanık ...'nin savunmasında; olaydan bir hafta önce diğer sanığın yetkilisi olduğu şirketten aracı kiraladığını, Hatay'a gideceğini öğrenince kendisinin de işi olduğundan birlikte araca bindiklerini, Hatay'da diğer sanığın yanından ayrıldığını, tekrar yola çıktıklarında yapılan aramada kaçak akaryakıtın ele geçtiğini, araca bindiğinde mazot kokusu alması nedeniyle diğer sanığın kaçak akaryakıt aldığını öğrendiğini, atılı suçlamayı kabul etmediğini beyan ettiği görülmüştür. Sanık ...'nin savunmasında; suçlamayı kabul etmediğini, malen sorumlu şirketin sanık ...'ye ait olduğunu, olay tarihinde de ... için şoförlük yaptığını, mazotu almaya birlikte gittiklerini, mazotun parasını Ahmet'in verdiğini, Ahmet'in çiftçi olduğunu ve mazotu traktöründe kullanmak amacıyla aldığını, aracın kasasındaki bölmeyi kendisinin yaptırmadığını beyan ettiği görülmüştür. Sanık ...'nin malen sorumlu sıfatıyla şirket yetkilisi olarak da beyanda bulunduğu, aracını diğer sanığa kiraya verdiğini, araç üzerindeki tedbir şerhinin kaldırılmasını istediğini, beyan ettiği görülmüş; dosya kapsamında yapılan incelemede aracın malen sorumlu şirket tarafından 25.10.2013 tarihli sözleşme ile sanık ...'ye bir aylığına kiraya verildiğine ilişkin harici kiralama sözleşmesinin hazırlık aşamasında dosyaya ibraz edildiği anlaşılmıştır. Kaçak eşyaya mahsus tespit (KEMT) varakasında belirlenen gümrüklenmiş değerin Dairemiz yerleşik içtihatlarına göre "pek hafif değer" aralığında olduğu anlaşılmıştır. A.Sanık ...'nin Temyiz İstemi Yönünden Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 31.10.2012 tarihli ve 2011/777 Esas, 2012/1819 Karar sayılı ilâmında da açıklandığı üzere; bozmanın sirayetinin, hükmü temyiz etmeyenlerin veya temyiz isteği reddedilenlerin, temyiz edenlerden daha ağır bir ceza ile cezalandırılmaları adaletsizliğini gidermek amacıyla 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 325 inci ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 306 ncı maddelerinde düzenlendiği, bu suretle hükmü temyiz edenler lehine oluşacak durumdan temyiz etmeyenlerin de yararlandırıldığı, ancak bozmanın sirayetinde yerel mahkeme hükmünün, temyize gelmeyen sanık ... yönünden bozulmadığı, anılan maddeler uyarınca sanığın bozma kararının sonucundan yararlandırıldığı ve lehe bozmadan yararlanan sanığın, bozmadan sonra yeniden kurulan hükmü temyize yetkisi bulunmadığı gözetilerek; Adana 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2013/1621 Esas ve 2014/498 Karar sayılı ilâmı ile verilen mahkûmiyet hükmüne ilişkin kararı temyiz etmeyen ancak Yargıtay 19. Ceza Dairesinin (kapatılan) 11.02.2021 tarihli ve 2019/8965 Esas, 2021/1530 Karar sayılı ilâmı ile diğer sanık hakkındaki bozma ilâmından yararlandırılan sanık ...'nin, 25.11.2021 tarihli hükmü temyiz yetkisi bulunmadığı anlaşılmıştır. B.Sanık ...'nin Temyiz İstemi Yönünden Olayın oluş biçimi, sanıkların aşamalardaki savunmaları, ele geçen kaçak eşyanın Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre ticari miktar ve mahiyette olması, bozma ilâmı ile tüm dosya kapsamı göz önüne alındığında, sanıklar hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak; 1.Suç tarihinde yürürlükte olan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin onbirinci fıkrası ile 6545, 7242 ve 7423 sayılı Kanunlar ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onbirinci fıkrası delaletiyle aynı Kanun'un beşinci, onuncu ve yirmiüçüncü fıkraları ile 5 inci maddesinin ikinci fıkrası somut olaya uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi, 2.10.12.2022 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasının “yirmiüçüncü” fıkra olarak değiştirildiği gözetilerek, 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanunun 61 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiüçüncü fıkrasına eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin, söz konusu maddenin 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesi ile değişik 5607 sayılı Kanun'da hüküm altına alınması nedeniyle ancak anılan Kanun uyarınca belirlenecek temel cezaya tatbik edilebileceği gözetilmeden, suç tarihinde yürürlükte bulunan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'a göre belirlenen temel cezadan sonra uygulanması suretiyle karma uygulama yapılması, 3.15.04.2020 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, sanığın kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık müessesesinden yararlanabilmesi için mahkemece kaçak eşyaya mahsus tespit varakasında yer alan dava konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar tutarı ödemesi hususunda ihtarat yapılması ve ödeme yapması halinde, soruşturma aşamasında 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca daha önce sanığa bu hususta ihtar yapılmamış olduğu da gözetilerek cezasında 1/2 oranında indirim yapılacağının bildirilmesi gerektiği halde; sanığa buna ilişkin herhangi bir ihtarat yapılmadan ve sanık ödeme yapması halinde yasal düzenlemeden yararlanabileceği hakkında bilgilendirilmeden ilgili hükümlerin sanık hakkında uygulanmaması, 4.Yakalanan eşyanın değeri nazara alındığında, nakil vasıtasının müsadere edilebilmesi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 54 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca hakkaniyete aykırı olacağından, müsadere şartları gerçekleşmeyen nakil aracının, varsa üzerindeki zula tertibatı masrafları sanıklardan alınmak suretiyle sökülüp araç üzerindeki tedbir şerhi kaldırılarak hak sahibine iadesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde müsaderesine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR A.Sanık ...'nin Temyiz İstemi Yönünden Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle sanığın temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B.Sanık ...'nin Temyiz İstemi Yönünden Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 16.10.2024 tarihinde karar verildi.