Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2022/17295 E. 2023/5003 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2022/17295
Karar No
2023/5003
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇTAN ZARAR GÖREN : Gümrük İdaresi SUÇLAR : 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'na muhalefet, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet, resmî belgede sahtecilik HÜKÜMLER : Beraat TEMYİZ EDENLER : Katılan vekili, suçtan zarar gören vekili TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma A. Katılan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Vekilinin Temyiz İstemine Yönelik 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun (5809 sayılı Kanun) 63 üncü maddesinin onuncu fıkrasında uyarınca, bu suçtan verilen beraat hükümlerinin 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında düzenlenen kesinlik sınırının altında kalacağı ve temyiz olanağının bulunmadığı; 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na ( 5607 sayılı Kanun) muhalefet ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrasına muhalefet suçlarından ise doğrudan doğruya zarar görmediği için davaya katılma hakkı bulunmadığı cihetle; katılan vekilinin temyiz isteğinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. B. Suçtan Zarar Gören Vekilinin (5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet ve resmî belgede sahtecilik suçuna yönelik) Temyiz İstemine Yönelik Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 20.01.2016 tarihli ve 2016/1607 Esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında 5809 sayılı Kanun'a muhalefet, 5607 sayılı Kanun'a muhalefet ve 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ayrı ayrı cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır. 2.Adana 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 23. 05.2016 tarihli ve 2016/84 Esas, 2016/282 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında üzerine atılı 5809 sayılı Kanun'a muhalefet, 5607 sayılı Kanun'a muhalefet ve resmi belgede sahtecilik suçlarından ayrı ayrı 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi gereğince beraatine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Katılan Vekilinin Temyiz İstemi Sanık hakkında her üç suçtan verilen beraat kararının bozulması talebine ilişkindir. B. Suçtan Zarar Gören Vekilinin Temyiz İstemi Sanık hakkında 5607 sayılı Kanun'a muhalefet ve resmi belgede sahtecilik suçlarından mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiğine ve kamu davasına katılma hakları olduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1.Sanığın çalıştığı Aydın Aras Elektronik isimli iş yerinde mağdur Burhan ... adına bilgi ve rızası dışında, 358 567 04 58 43 063 nolu Blackbery marka telefonu, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine pasaportsuz giriş- çıkış formu düzenleyerek cep telefonunu sisteme kaydettirerek kullanımına açtırdığı iddiasıyla kamu davası açılmıştır. 2.Mağdur Burhan ... beyanında, dilekçe altındaki imzanın kendisine ait olmadığını, dilekçe ekindeki kimlik fotokopisinin kendisine ait olduğunu ancak kimliğini 2008 yılında kayıp nedeniyle yenilettiğini ifade etmiştir. 3.07.05.2015 tarihli Adana Kriminal Polis Laboratuvarı Uzmanlık Raporunda, suça konu 30.03.2012 tarihli belge altındaki imzanın Burhan ...'in elinden çıkmadığı bildirilmiştir. 4.Sanık aşamalardaki savunmalarında, kayıt işlemlerini kendisinin yaptığını, dilekçedeki ... adı altındaki imzanın kendisine ait olduğunu, diğer imzanın da Burhan ...'e ait olması gerektiğini ifade etmiştir. IV. GEREKÇE A. Katılan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Vekilinin Temyiz İstemine Yönelik 1.5809 sayılı Kanun'a muhalefet suçuna ilişkin olarak, 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereğince hüküm tarihi itibarıyla uygulanması zorunlu olan 1412 sayılı Kanun'un 305 inci maddesi uyarınca “Yukarı sınırı onmilyar lirayı geçmeyen para cezasını gerektiren suçlardan dolayı verilen beraat hükümleri,” kesin olup, bu hükümler hakkında temyiz yasa yoluna başvurulamayacağı, 5809 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesinin onuncu fıkrasında yer alan “Bu Kanunun 56 ıncı maddesinin birinci fıkrası hükümlerine aykırı hareket edenler bin günden beş bin güne kadar; ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkralarına aykırı hareket ederek bu işi bizzat yapanlar elli günden yüz güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.” şeklindeki düzenleme ile 5237 sayılı Kanun’un 52 nci maddesinin ikinci fıkrasındaki “En az yirmi ve en fazla yüz Türk Lirası olan bir gün karşılığı adlî para cezasının miktarı, kişinin ekonomik ve diğer şahsi halleri göz önünde bulundurularak takdir edilir.” hükmü birlikte dikkate alındığında, 5809 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesinin onuncu fıkrasında düzenlenen, sanığa atılı suçun üst sınırı 100 gün adli para cezası olup, 5237 sayılı Kanun'un 52 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince bir gün karşılığı da en üst sınır olan 100,00 TL üzerinden adli para cezasına hükmedilmesi halinde dahi sonuç cezanın 10.000 TL adli para cezasını geçmeyeceği, dolayısıyla bu suçtan verilen beraat hükümlerinin 1412 sayılı Kanun'un 305 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında düzenlenen kesinlik sınırının altında kalacağı ve temyiz olanağının bulunmadığı; 2.5607 sayılı Kanun'a muhalefet ve 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin birinci fıkrasına muhalefet suçlarından ise, doğrudan doğruya zarar görmediği için davaya katılma ve 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği sanık hakkındaki hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı cihetle; Katılan vekilinin temyiz isteğinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. B. Suçtan Zarar Gören Gümrük İdaresi Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, suçtan zarar gören Gümrük İdaresi vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. V. KARAR A. Katılan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Vekilinin Temyiz İstemine Yönelik Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenlerle katılan vekilinin temyiz isteğinin 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Suçtan Zarar Gören Gümrük İdaresi Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle Adana 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 23. 05.2016 tarihli ve 2016/84 Esas, 2016/282 Karar sayılı kararında suçtan zarar gören kurumu vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden suçtan zarar gören kurumu vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.05.2023 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2022/17295, K. 2023/5003, T. 22.05.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2022-17295-e-2023-5003-k-abb64d4968b3