Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2021/9293 E. 2024/10912 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2021/9293
Karar No
2024/10912
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/99 E., 2015/743 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz istemi; hakkında verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğuna ve re'sen tespit edilecek hususlara ilişkindir. II. GEREKÇE Olay tutanağına göre 23.12.2013 tarihinde, Osmaniye - Adana otoban yolu üzerinde, sanığın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracın durumundan şüphelenilerek durdurulduğu, Adana 5. Sulh Ceza Mahkemesinin 2013/3210 Değişik İş sayılı arama kararına istinaden araçta yapılan aramada 400 karton kaçak sigara ele geçirildiği anlaşılmıştır. Sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. Sanık aşamalardaki savunmalarında; işi icabı kiraladığı araçlar ile şehirler arası seferlere çıktığını, Şanlıurfa iline gittiğinde bakkallardan temin ettiği uygun fiyatlı sigaraları Ankara ilinde satabileceğini düşündüğünü, pişman olduğunu, kamu zararını ödeme gücü olmadığını beyan etmiştir. Dava konusu eşyaların değerinin hafif kabul edildiği, Dairemiz yerleşik uygulamalarına uygun olduğu tespit edilmiştir. Tüm dosya kapsamına göre sanığın eyleminin sabit olduğu belirlenmekle, sanığın suça konu kaçak sigaraları ticari amaçla bulundurduğunun kabulü ile hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır. Ancak; 1.Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre sanığın eyleminin 11.04.2013 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası kapsamında kaldığı, ancak suç tarihinden sonra ise 28.06.2014 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrasının son cümlesi delâletiyle anılan Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci ve onuncu fıkraları kapsamında bulunduğu, 10.12.2022 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasının “yirmiüçüncü” fıkra olarak değiştirildiği gözetilerek, hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiüçüncü fıkrasına eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içerdiği, yine aynı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve anılan madde uyarınca suça konu kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı tutarındaki miktarın hüküm verilinceye kadar Devlet Hazinesine ödenmesi halinde verilecek cezada; soruşturma aşamasında ihtarat yapılmamış ise 1/2, ihtarat yapılmış ise 1/3 oranında indirim uygulanacağının hüküm altına alındığı dikkate alınarak, Suç tarihinde yürürlükte olan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun ile 6545, 7242 ve 7423 sayılı Kanunlar ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası yollamasıyla beşinci, onuncu, yirmiüçüncü ve 5 inci maddesinin ikinci fıkrası somut olaya ayrı ayrı uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri zorunluluğu, 2.Hükmün gün olarak belirlenen para cezası adlî para cezasına çevrilirken 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 52 nci maddesinin ikinci fıkrasının gösterilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm verilmesi, 3.Açılan davanın niteliğine göre, suçtan doğrudan zarar gören Gümrük İdaresi olduğu halde, suçtan zarar görmeyen ve davaya katılma hakkı bulunmayan Tarım ve Orman Bakanlığının müdahilliğine karar verilerek lehine vekâlet ücreti takdir edilmesi, 4.Sanık hakkında hem adlî para cezası, hem de hapis cezası verildiği ve adlî para cezaları için 5237 sayılı Kanun'un 58. maddesine göre tekerrür hükümleri uygulanamayacağı halde tekerrür hükümleri uygulanmasına karar verilirken hiçbir ayrım yapmaksızın, sanığın cezasının 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi, 5.Suça konu kaçak eşyanın müsaderesi ile yetinilmesi gerekirken ayrıca tasfiyesine karar verilmesi, 6.Trafik kaydına şerh konulan ve iddianame ile müsaderesi talep edilen nakil aracı hakkında hüküm kurulmaması, 7.Anayasa Mahkemesinin, 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesindeki hak yoksunluklarına ilişkin 24.11.2015 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı göz önünde bulundurularak hüküm oluşturulmasının gerekmesi, bozmayı gerektirmiştir. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 04.12.2024 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2021/9293, K. 2024/10912, T. 04.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2021-9293-e-2024-10912-k-3612bf30722b