Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2021/4343 E. 2025/8216 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2021/4343
Karar No
2025/8216
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/27 E., 2016/424 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet SUÇ TARİHLERİ : HÜKÜMLER :1. Sanık ... hakkında 24.07.2014 ve 04.12.2014 tarihli eylemler nedeniyle mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi 2. Sanık ... hakkında 27.07.2014 tarihli eylem nedeniyle beraat, kaçak eşyanın müsaderesi 3. Sanık ... hakkında mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi 4. Sanık ... hakkında beraat 5. Sanık ... hakkında ceza verilmesine yer olmadığına TEMYİZ EDENLER : Katılan vekili, sanık ... müdafi, sanık ... TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî onama, kısmî bozma

Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I- Sanık ... Hakkında 27.07.2014 Suç Tarihli (Birleşen 2015/27 Esas) ve Sanık ... Hakkında Birleşen 2015/816 Esas Sayılı Dosyadan Verilen Beraat Hükümleri Yönünden Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

II- Sanık ... Hakkındaki Mahkûmiyet Hükmüne Yönelik Temyiz İstemi Yönünden 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) "Sanığın veya hükümlünün ölümü" kenar başlıklı 64/1. maddesi; "Sanığın ölümü halinde kamu davasının düşürülmesine karar verilir. Ancak, niteliği itibarıyla müsadereye tabi eşya ve maddi menfaatler hakkında davaya devam olunarak bunların müsaderesine hükmolunabilir." şeklinde düzenlenmiştir.

Sanığın, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi’nden (UYAP) temin olunan güncel nüfus kayıt örneğine göre hüküm tarihinden sonra 11.03.2019 tarihinde vefat ettiğinin ve bu durumun Körfez Devlet Hastanesi tarafından tescil edildiğinin anlaşılması bozmayı gerektirmiştir.

Açıklanan nedenle, sanık müdafiin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Karar) 321/1. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322/1. maddesinin (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8. maddesi gereği sanığın vefat etmesi nedeniyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla DÜŞMESİNE,

III- Sanık ... Hakkındaki Mahkûmiyet Hükmü Yönünden Olayın oluş biçimi, sanığın aşamalardaki savunması, ele geçirilen kaçak eşyanın miktar ve mahiyeti ile eşyanın yakalanma şekli göz önüne alındığında, atılı suçun sanık tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik Mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Ancak; Dosyada bulunan KEMT varakası ve bilirkişi raporlarında belirlenen CIF değerler arasında çelişki bulunduğu gözetilerek CIF değerlerine yönelik çelişki giderilerek, tespit edilecek CIF değerler üzerinden Gümrük İdaresince hesaplanacak gümrüklenmiş değer tutarları esas alınmak suretiyle;

10.12.2022 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8. maddesi ile 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3. maddesinin 22. fıkrasının ''3/23." madde ve fıkrası olarak değiştirildiği dikkate alınarak, hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3/23. maddesine eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar pek hafif olması halinde üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içerdiği, yine aynı Kanun'un 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesi uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve dava konusu kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katının ödenmesi halinde, soruşturma evresinde etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmamış ise verilecek cezada 1/2 oranında, yapılmış ise 1/3 oranında indirim yapılacağı belirtilerek 7242 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesi uyarınca etkin pişmanlık ihtarında bulunulması gerektiği de göz önünde bulundurulmak suretiyle, 5237 sayılı Kanun'un 7. maddesi ve 7242 sayılı Kanun'un 63. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'a eklenen geçici 12/2. maddesi gereği ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının Mahkemesince saptanması ve sonucuna göre uygulama yapılmasında zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir.

Açıklanan nedenle, sanık ve katılan ... İdaresi vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

IV- Sanık ... Hakkındaki Ceza Verilmesine Yer Olmadığına İlişkin Hükme Yönelik Temyiz İstemi Yönünden Sanığın ayrı bir yargılama konusu olan 09.03.2015 ve 14.03.2015 suç tarihli eylemleri nedeniyle Mahkemenin 2015/374 Esas sayılı dosyasında yargılanarak hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulandığı, temyize konu 04.12.2014 suç tarihli eylemle Mahkemenin 2015/374 Esas sayılı dosyadaki eylemlerin suç ve iddianame tarihleri nazara alındığında bahse konu dosyalardaki eylemlerin zincirleme suç hükümlerine göre değerlendirilmesi ve birlikte görülmesi gereken eylemler olduğu ancak 2015/374 Esas sayılı dosyanın karara çıkmış olması nedeniyle birleştirme imkânı olmadığından bahisle, sanık hakkında zincirleme suç hükümlerine göre kurulmuş hüküm bulunduğundan, 04.12.2014 suç tarihli eylemi nedeniyle ayrıca cezaya hükmolunamayacağı gerekçesiyle ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ise de;

Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2014 tarihli ve 2013/7-591 Esas, 2014/171 Karar sayılı kararında ayrıntıları belirtildiği gibi; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işleniş yer ve zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluş ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler birlikte değerlendirilip, sanığın eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirip gerçekleştirmediği ve hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının tartışılarak belirlenmesi bakımından; İncelemeye konu bu dosyaya ilişkin suç tarihinin 04.12.2014 olduğu, iddianame düzenleme tarihinin ise 02.12.2015 olduğu, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminde (UYAP) yapılan kontrolde; Dairemizin 2022/17117 Esas sırasında kayıtlı aynı gün incelenen olan Kocaeli 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/264 E., 2021/57 K. sayılı dosyasında sanığa atılı eylemlerle ilgili olarak suç tarihlerinin sırasıyla 09.03.2015 ve 14.03.2015, iddianame düzenleme tarihlerinin ise sırasıyla 13.05.2015 ve 25.05.2015 olduğu, Anılan dosyalarda sanığın eylemlerinin benzer mahiyette olduğu dikkate alınarak, anılan dosyaların incelenip, gerektiğinde birleştirilerek, sanığın bu eylemleri bir suç işleme kararı icrası kapsamında işleyip işlemediği ve hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağı hususu tartışıldıktan sonra bir karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur. Açıklanan nedenlerle, katılan ... İdaresi vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 29.05.2025 tarihinde karar verildi.

KISMÎ KARŞI DÜŞÜNCE

... hakkında, 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan hükmün sanık müdafii ve katılan idare vekili tarafından temyizi üzerine, sayın çoğunluğun kamu davasının ölüm nedeniyle düşürülmesine dair kararı yerinde değildir. Şöyle ki;

Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17.05.2011 tarih ve 2011/107-97, 21.02.2012 tarih ve 2012/365-49 E-K sayılı kararları ile bir çok kararında da belirtildiği üzere; “(1) Sanığın ölümü hâlinde kamu davasının düşürülmesine karar verilir. Ancak, niteliği itibarıyla müsadereye tâbi eşya ve maddî menfaatler hakkında davaya devam olunarak bunların müsaderesine hükmolunabilir. (2) Hükümlünün ölümü, hapis ve henüz infaz edilmemiş adlî para cezalarını ortadan kaldırır. Ancak, müsadereye ve yargılama giderlerine ilişkin olup ölümden önce kesinleşmiş bulunan hüküm, infaz olunur.” şeklinde düzenlenmiş olan 5237 sayılı TCY’nın 64 üncü maddesinde; sanığın ölümü halinde, kamu davasının düşürüleceği, sadece niteliği itibariyle müsadereye tabi eşya ve yararlar hakkında yargılamaya devam edileceği, hükümlünün ölümü halinde ise, cezanın ortadan kaldırılmasına karar verilmekle birlikte, müsadere ve yargılama giderlerine ilişkin hükmün infaz edileceği belirtilmek suretiyle, sanık ve hükümlünün ölümüne farklı sonuçlar yüklenmiştir. Bu itibarla; 5237 sayılı Yasanın 64 üncü maddesi ile sanık veya hükümlünün ölümüne farklı sonuçlar yüklenmesi, dosyada müsadereye konu eşya bulunması nedeniyle, ölümün yerel mahkemece araştırılarak 5237 sayılı TCY’nın 64 ve 5271 sayılı Yasanın 223 üncü maddeleri uyarınca gereken kararın mahkemesince verilmesi gerektiğinden bozulması yerine, Dairece yerel mahkemenin kararının zamanaşımı nedeniyle dair sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum. 29.05.2025

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2021/4343, K. 2025/8216, T. 29.05.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2021-4343-e-2025-8216-k-3d76ec8c2d83