Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2021/4342 E. 2025/6948 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/4342
- Karar No
- 2025/6948
- Karar Tarihi
SAYISI : 2015/889 E., 2016/528 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEMYİZ EDENLER : Sanık ... müdafi, sanık ..., sanık ... TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî süreden ret, kısmî bozma Sanık ...'ın temyiz isteğine ilişkin olarak; sanığın temyiz isteminin süresinde olmadığı anlaşılmıştır. Sanık ...(Sığak) müdafiin ve sanık ...'in temyiz isteklerine ilişkin olarak; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I.Sanık ...'ın Temyiz İstemi Yönünden Sanığın yokluğunda verilen kararın, hem bilinen en son adresinde hem de sistemde kayıtlı MERNİS adresinde usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği anlaşılmakla, sanığın eski hale getirme talebinin reddine karar verilmiştir. Sanığın yokluğunda verilip 06.06.2016 tarihinde usulüne uygun şekilde tebliğ edilen karara karşı sanık tarafından, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 310/1. maddesinde belirlenen bir haftalık kanunî süre geçtikten sonra 14.11.2016 tarihinde temyiz isteğinde bulunulduğu, hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 305/1. maddesi gereği re’sen temyize de tabi olmadığı anlaşılmakla, sanığın temyiz isteminin, 1412 sayılı Kanun’un 317. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, II.Sanık ...'in Temyiz İstemi Yönünden Sanığın, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi’nden temin olunan güncel nüfus kayıt örneğine göre hüküm tarihinden sonra 28.10.2024 tarihinde vefat ettiğinin anlaşılması karşısında, bu durumun Mahkemece araştırılarak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 64/1. maddesi uyarınca sanık hakkında açılan kamu davasının düşürülüp düşürülmeyeceğinin, ilgili taraflar usûlünce duruşmadan haberdar edildikten sonra karar yerinde duruşma açılarak yapılacak yargılamada değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle, sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, III.Sanık ...(Sığak) Müdafiin Temyiz İstemi Yönünden Olayın oluş biçimi, sanığın aşamalardaki savunması, ele geçen eşya miktarı ve tüm dosya kapsamı karşısında, atılı suçun sanık tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik Mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak; 1.Dava konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin 2 katının ödenmesi halinde; soruşturma evresinde etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmamış ise verilecek cezada 1/2 oranında, yapılmış ise 1/3 oranında indirim yapılacağı belirtilerek 7242 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 5/2. maddesi uyarınca etkin pişmanlık ihtaratında bulunulması gerektiği de göz önünde bulundurulmak suretiyle; 10.12.2022 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'nun 8. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3. maddesinin 22. fıkrasının ''3/23." madde ve fıkrası olarak değiştirildiği gözetilerek, hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3/23. maddesine eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içerdiği, yine aynı Kanun'un 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesi uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmış olup 5237 sayılı Kanun'un 7. maddesi ve 7242 sayılı Kanun'un 63. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'a eklenen geçici 12/2. maddesi gereği ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının mahkemesince saptanması ve sonucuna göre uygulama yapılmasında zorunluluk bulunması, 2.Sanık ...'nun eyleminin yalnızca inceleme dışı sanık ... ile birlikte hareket ederek onun adına gelen sigaraları almaya gitmek şeklinde gerçekleştiği, diğer sanıkların ise ... adına gelen kaçak sigaraları ücreti karşılığı nakletmek ve Volkan'a teslimini gerçekleştirmek biçiminde hareket ettikleri, dolayısıyla Sanık ... ve Mehmet Çavuşoğlu ile suç işleme iradesi ile hareket etmedikleri bu haliyle 5607 sayılı Kanun'un 4/2. maddesinde düzenlenen suçun üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi koşulunun somut olayda gerçekleşmediği, sanığın olayda eylemi sanık ... ile birlikte iki kişi olarak işlediği anlaşılmakla hakkında toplu suç nedeniyle artırım yapılması hukuka aykırı bulunmuştur. 3.5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinde öngörülen hak yoksunlukları uygulanırken, 15.04.2020 tarih ve 31100 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 10. maddesi ile anılan maddede yapılan değişiklik ve Anayasa Mahkemesinin 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesindeki hak yoksunluklarına ilişkin 24.11.2015 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı nedeniyle anılan maddenin yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir. Açıklanan nedenlerle, sanık müdafiin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 08.05.2025 tarihinde karar verildi.