Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2021/30950 E. 2025/12502 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2021/30950
Karar No
2025/12502
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/1201 Esas, 2021/1821 Karar SUÇ : 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddiyle hükmün onanması

Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.10.2019 tarihli ve 2015/30 Esas, 2019/390 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun (5411 sayılı Kanun) 160/1. maddesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 43. maddesi uyarınca neticeten 6 yıl 3 ay hapis ve 100,00 TL adlî para cezası verilmiştir.

B. İstinaf İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 31.03.2021 tarihli ve 2020/1201 Esas, 2021/1821 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince 5411 sayılı Kanun'a

muhalefet suçundan kurulan hükme yönelik sanık ve müdafiin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Sanık ...'in Temyiz İstemi Savunması için ihtiyaç duyduğu hiçbir belgenin temin edilmediğine, savunma hakkının kısıtlandığına, müşterilerin tamamının arkadaşı ya da eski eşinin akrabaları olduğuna, bu ilişkin banka aracılığıyla kurulmadığına, bankanın bu şahıslara ödeme yapması sonucu alacakların banka alacağı haline geldiğine, belgelerin hiçbirinde kendi eli ürünü imza bulunmadığına, bazı imzaların ise işlemlerden haberdar olmadığını beyan eden kişilerin eli ürünü olduğunun belirlendiğine, bankayı zarar uğratacak suç işlemediğine ve beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.

2.Sanık ... Müdafiin Temyiz İstemi Masumiyet karinesi gereğince müvekkilinin beraatine karar verilmesi gerektiğine, savunma hakkının kısıtlandığına, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine, tevsii tahkikat talepleri ile ilgili olumlu ya da olumsuz bir karar verilmediğine, zimmet suçundan bahsedilemeyeceğine, zarar gördüğü iddia edilen tüm şahısların müvekkilinin yakın ilişkide olduğu kişiler olduğuna, bu şahısların kredi dosyalarında imzalarının da olduğuna, hükmün tek dayanağının banka teftiş raporu olduğuna, raporlarda da banka raporunun dışına çıkılmadığına, aleyhte olduğu kadar lehe delillerin de toplanması gerektiğine, katılan bankanın bir kısım delillerin sunulmasından hiçbir gerekçe sunmadan imtina ettiğine ve bu nedenle savunma için ihtiyaç duydukları hiçbir delili temin edemediklerine, bizzat müşteriler tarafından imzalandığı tespit edilen belgelerin dahi zimmet eylemine dahil edildiğine, yargılamanın vicdani kanaate erişilmeden sonlandırıldığına, tüm kredilerle ilgili müşterilerin imza ve onaylarının olduğuna ve kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 07.10.2015 tarihli iddianamesi ile ... Şubesinde şube müdürü olarak görev yapan sanığın, ... Şubesi ile ... Şubelerinde müdür olarak çalıştığı dönemlerde farklı tarihlerde müşterilerin bilgisi dışında sahte kredi sözleşmeleri ve dekontlar hazırlayıp mudi hesaplarından toplam 468.701,88 TL'yi zimmetine geçirdiği iddiası ile kamu dava açıldığı ve yargılama yapıldığı anlaşılmıştır.

Dairemizin uygulamalarına göre; Zimmetin, banka içi kayıtların olağan bir denetimi, araştırma ve karşılaştırılması suretiyle kesin bir biçimde ortaya çıkarılabilecek durumda olması halinde basit zimmet olarak nitelendirilmesi mümkün olup; Ayrıca, Tediye fişleri kullanılarak banka parasını zimmete geçirilmesinde fiilin, basit ya da nitelikli zimmet suçunu oluşturup oluşturmayacağının değerlendirilmesi bakımından; Tediye fişleri bulunamamış ya da bulunan tediye fişlerinde mudi imzası yok ise eylem basit zimmet;

Mudi yanıltılarak veya kandırılarak imzalatılan boş bir tediye fişini kullanıp, mudinin bilgi ve talimatı olmaksızın hesabından para çekerek mal edinilmiş ise eylem nitelikli zimmet; Tediye fişine mudi yerine sahte imzalar atmak suretiyle gerçekleştirilen işlemler ile ilgili olarak, fişler üzerindeki sahte imzaların ilk bakışta ve basit bir inceleme ile sahteliğinin anlaşılması halinde eylem basit zimmet, sahteciliğin aldatıcılık özelliğinin bulunması halinde ise eylem nitelikli zimmet suçunu oluşturacaktır.

Yukarıda anılan hususlar nazara alındığında, dosya içerisinde bulunan adli tıp ve belge inceleme uzmanı tarafından düzenlenen 19.07.2018 tarihli rapora göre mudi Lösemili Çocuklar Derneğine ait hesapla ilgili olarak belgelerde müşteriye atfen atılmış imza mevcut olmakla birlikte bahsi geçen dernek yetkilisine ait imza örneği mevcut olmadığı için karşılaştırma yapılamadığı, mudi ...'a ait hesapla ilgili olarak 01.07.2013 tarihli dekontta müşteriye atfen atılmış imzanın suç tarihinden sonra 13.11.20 17... .03.2017 tarihlerinde düzenlenen belgeler ile karşılaştırılması sonucu imzalar arasındaki farklılıkların herkes tarafından ilk bakışta ve kolaylıkla anlaşılabilecek derecede belirgin olduğu, mudi ...'na ait hesapla ilgili olarak müşteriye atfen atılmış imzanın yine suç tarihinden sonra 21.04.2017 tarihinde düzenlenen belge ile karşılaştırılması sonucu 03.01.2013 tarihli kredi sözleşmesinde müşteriye atfen atılmış imza ile karşılaştırma evrakında bulunan imza arasındaki farklılıkların banka memurları tarafından ilk bakışta ve kolaylıkla anlaşılabilecek derecede belirgin olmadığı, mudi ...'e ait hesapla ilgili olarak 22.01.2013 tarihli dekontta müşteriye atfen atılmış imza mevcut olmakla birlikte bahsi geçen müşteriye ait imza örneği mevcut olmadığı için karşılaştırma yapılamadığı ancak imzanın bu kişinin eli ürünü olamayacağı çünkü aynı imzanın diğer mudi ...'a atfen atılan sahte imzalar ile önemli derecede benzerlik gösterdiği görüşünün bildirildiği anlaşılmakla,

Dairemizce dosyada onaylı suretleri mevcut sahte imzalı ödeme fişleri üzerinde örnekleme yoluyla yapılan inceleme sonucunda, bir kısım banka mudilerine ait hesaplardan gerçekleşen işlemlere ait tediye fişleri üzerindeki sahte imzaların ilk bakışta ve basit bir inceleme ile sahteliğinin anlaşılamadığı ve aldatıcılık özelliğinin bulunduğu kabul edilerek, adı geçen mudilerin hesap kartonetleri veyahut kartonetlerin mevcut olmaması halinde suç tarihinden önceye ait orijinal imzalı diğer belge asılları dosyaya celp edildikten sonra, mahkeme heyetince mudilerin sahte imzalı tediye fişlerinin aldatma kabiliyeti yönüyle incelenerek denetime imkan verecek şekilde tutanağa geçirilmesi, işlemlerin çokluğu ve duraksama halinde mahkemeye yardımcı olma ve aydınlatma bakımından bankacılık işlemleri konusunda uzman bilirkişi heyetinin görüşüne başvurulup her bir işlem bakımından duraksamaya yer bırakmayacak şekilde, eylemlerin ayrı ayrı basit ya da nitelikli zimmet olup olmadıklarının tespit edilmesi ve neticesine göre karar verilmesi gerekirken, sahte imzalı tediye fişleri ile mudilerin suç tarihinden sonraki tarihlerdeki imzalarını içeren fişler üzerinden değerlendirme yapılması suretiyle hüküm tesis edilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, sanığın ve müdafiin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca İstanbul 8. Ağır

Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, temyiz edenlerin sıfatına göre, 5271 sayılı Kanun'un 307. maddesi gereğince sanığın İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesince 07.10.2019 tarihinde hükmedilen cezada kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 15.10.2025 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2021/30950, K. 2025/12502, T. 15.10.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2021-30950-e-2025-12502-k-3a71db121a1e