Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2021/29958 E. 2025/12205 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/29958
- Karar No
- 2025/12205
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/814 E., 2021/49 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet, eşya müsaderesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kanun iadesi üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Hükmolunan cezanın nevi ve miktarına göre, sanığın duruşmalı inceleme talebinin, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 318. maddesi gereğince reddine karar verilmekle;
Olayın oluş biçimi, sanığın aşamalardaki savunması, ele geçirilen kaçak eşyanın miktarı ile yakalanma şekli göz önüne alındığında, atılı suçun sanık tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik Mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Ancak; 1. 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 5/2. maddesinin "Yedinci fıkrası hariç, 3. maddede tanımlanan suçlardan birini işlemiş olan kişi, etkin pişmanlık göstererek, soruşturma evresi sona
erinceye kadar suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı Devlet Hâzinesine ödediği takdirde, hakkında, bu kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza yarı oranında indirilir. Bu fıkra hükmü, mükerrirler hakkında veya suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde uygulanmaz" hükmünü içerdiği, 7242 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesinde yapılan değişiklik gereği kovuşturma aşamasında da etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesinin son cümlesi kapsamında "Soruşturma evresinde, ihtar yapılmaması hâlinde kovuşturma evresinde hâkim tarafından sanığa ihtar yapılır" düzenlemesinin getirildiği cihetle, dosya kapsamında yer alan 07.12.2020 tarihli bilirkişi raporuna göre suça konu 8 adet cep telefonunun gümrük kaçağı olduğunun tespit edildiği gözetilerek; buna göre Gümrük İdaresince yeniden düzenlenecek KEMT varakasının dosyaya alınmasından sonra, sanığa 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesi uyarınca gümrüklenmiş değerin iki katı tutarını hüküm verilinceye kadar ödemesi halinde cezasında 1/3 oranında indirim uygulanacağının bildirilmesi gerekirken, dosyada yer alan 9 adet cep telefonuna dair KEMT varakasındaki değer esas alınarak ve ödeme için duruşma gününe kadar süre tanınarak sanığın yanıltılması, ödemediğinden bahisle hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmaması,
2. Suça konu 8 adet gümrük kaçağı cep telefonunun 5607 sayılı Kanun'un 13/1. maddesi yollamasıyla 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 54/4. maddesi uyarınca müsaderesine, kaçak olmadığı anlaşılan 1 adet cep telefonunun sanığa iadesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi, bozmayı gerektirmiştir.
Açıklanan nedenlerle, sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA, 09.10.2025 tarihinde karar verildi.
KARŞI DÜŞÜNCE
Sanık ... hakkında, 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan hükmün katılan idare vekili tarafından temyizi üzerine, yerel mahkemenin mahkumiyete ilişkin kararının hukuka aykırı arama nedeniyle bozulması yerine, sayın çoğunluğun yazılı gerekçelerle bozulmasına dair kararı yerinde değildir. Şöyle ki;
Sanığa ait işyerinde suça konu cep telefonlarının ele geçirildiği olayda, Sulh Ceza Hakimliğinden arama kararı alınmış, ancak 30.07.2015 tarihli arama tutanağından da açıkça anlaşıldığı üzere,
Cumhuriyet Savcısının hazır bulunmadığı sanığa ait işyerinde arama yapılırken, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 119/4 üncü madde ve fıkrasında belirtilen o yer ihtiyar heyeti veya komşulardan iki kişinin hazır bulundurulmadığı, sanığın da suçlamayı kabul etmediği anlaşılmaktadır.
Dosya kapsamı ile yukarıda da anlatıldığı üzere, sanığın işyerinde yapılan aramada, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 119/4 üncü madde ve fıkrasında emredici bir kural olan o yer ihtiyar heyeti veya komşulardan iki kişi hazır bulundurulmamak suretiyle açıkça kanuna aykırılık yapıldığı, sanığın da suçlamayı kabul etmemesi karşısında aramanın hukuka aykırı olduğu, başkaca da usule uygun bir delilin bulunmaması nedeniyle yerel mahkeme kararının bozulmaması yönündeki sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum. 09.10.2025