Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2021/29221 E. 2024/11309 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2021/29221
Karar No
2024/11309
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/477 E., 2018/340 K. - 2017/478 E., 2018/288 K. SUÇLAR : 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'na aykırılık KARARLAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Çumra Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.04.2018 tarihli ve 2017/477 Esas, 2018/340 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında firar suçundan, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 66/1-a ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 62 ve 51 maddeleri uyarınca erteli 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin hükmün, istinaf edilmeksizin 14.12.2018 tarihinde; yine Çumra Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.03.2018 tarihli ve 2017/478 Esas, 2018/288 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında firar suçundan, 1632 sayılı Kanun'un 66/1-a ve 5237 sayılı Kanun'un 43, 62 ve 51 maddeleri uyarınca erteli 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin hükmün, istinaf edilmeksizin usûlüne uygun şekilde kesinleştikleri anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 23.08.2021 tarihli ve 94660652-105-42-2936-2020-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 29.09.2021 tarihli ve KYB - 2021/105578 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 29.09.2021 tarihli ve KYB - 2021/105578 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “ Dosya kapsamına göre; 1-Çumra Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/477esas sayılı dosyasındaki suç tarihinin 13/06/2015-25/11/2015, iddianame düzenleme tarihinin ise 07/12/2015 olduğu, Çumra Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/478 esas sayılı dosyasının suç tarihinin 28/11/2015-07/03/2016, iddianame düzenleme tarihinin ise 01/04/2016 olduğu, her iki suçun da 07/12/2015 tarihli ilk iddianamenin düzenlenme tarihinden önce işlendiği ve hukuki kesinti olmadığı, anılan iki dosyada da sanığın üzerine atılı eylemlerin aynı mahiyette olduğu ve suç tarihlerinin yakınlığı dikkate alındığında, söz konusu dosyalar birleştirilerek sanığın tek bir suç işleme kararı doğrultusunda hareket edip etmediğinin, dolayısıyla hakkında zincirleme suça ilişkin 5237 sayılı Kanun’un 43. maddesinin uygulanma kabiliyeti bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde ayrı ayrı mahkumiyet kararları verilmesinde, Kabule göre de, 2-Çumra Asliye Ceza Mahkemesinin 22/03/2018 tarihli ve 2017/478 esas, 2018/288 sayılı kararı yönünden yapılan incelemede; İlk suçtan dolayı Çumra Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/477 esas sayılı dosyası ile birleştirme yapılmadığından, dava konusu olan 28/11/2015-07/03/016 tarihleri arasını kapsayan suçun teselsül etmediği gözetilmeden, sanık hakkında belirlenen temel cezada teselsül hükümleri uygulanmak suretiyle artırım yapılmasında, isabet görülmemiştir. ” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Kanun yararına bozma ihbarnamesinde yer alan (1) numaralı talep yönünden yapılan incelemede; 1632 sayılı Kanun'un 66/1-a maddesinde düzenlenen firar suçu; kendiliğinden gelme ya da resmî makamlarca yakalanmayla sona eren, özelliği itibarıyla bir suç işleme kararının icrası kapsamında parçalara bölünerek 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinde yapılan düzenlemeye uyacak biçimde zincirleme olarak işlenmesi mümkün olmayan; her kendiliğinden gelme ya da yakalanma hâlinden sonra eylemini yinelemekle, öncekinden bağımsız ve farklı olarak yeniden işlenmeye başlayan mütemadi (kesintisiz) suç tipine giren bir sırf askerî suç niteliğinde bulunduğundan; sanığın yakalanma ve kendiliğinden gelme ile sona eren her fiilinin ayrı bir firar suçunu oluşturduğunun kabul edilmesi gerekmektedir. (Kapatılan) Askeri Yargıtayın yerleşik içtihatları ile kabul gördüğü üzere temadi eden müsnet suçun teselsülle işlenmesinin mümkün bulunmadığı gözetildiğinde; kanun yararına bozma talebine konu kararda neticede birden fazla firar suçunu işlediği anlaşılan sanığın ayrı ayrı cezalandırılmasına karar verilmesinin yerinde olduğu anlaşılmakla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. B. Kanun yararına bozma ihbarnamesinde yer alan (2) numaralı talep yönünden yapılan incelemede; Kanun yararına bozma müessesesinin uygulanmasında, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrasındaki "Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar." şeklindeki düzenleme esas alınarak, kanun yararına bozma incelemesinin, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarnamesindeki istem ve gerekçe ile sınırlı olduğu cihetle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarnamesindeki talep yerinde görüldüğünden istemin kabulüne karar vermek gerekmiştir. III. KARAR A.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriğindeki (1) numaralı neden yönünden; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, B.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriğindeki (2) numaralı neden yönünden; 1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2.Çumra Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.03.2018 tarihli ve 2017/478 Esas, 2018/288 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 3.5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca; hükmün zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasına ilişkin (2) numaralı bendinin hükümden çıkarılarak takdiri indirim uygulanmasına ilişkin (3) numaralı paragraftaki ''1yıl 6 ay 22 gün'' ibaresinin kaldırılmasına, yerine ''1 yıl 3 ay" ibaresinin getirilerek, diğer hususların aynen bırakılmasına, infazın buna göre yapılmasına, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.12.2024 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2021/29221, K. 2024/11309, T. 10.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2021-29221-e-2024-11309-k-8ccb95d35d32