Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2021/2711 E. 2024/798 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/2711
- Karar No
- 2024/798
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/1635 E., 2016/16 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Kısmî beraat, kısmî mahkûmiyet, eşya müsaderesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî onama, kısmî bozma Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz istemi; sanık ... hakkındaki beraat kararının usul ve kanuna aykırı olması, sanık ... hakkında alt sınırdan hüküm kurulması ve re'sen tespit edilecek sebeplerle hükmün bozulması talebine ilişkindir. 2.O yer Cumhuriyet savcısının temyiz istemi; sanık ... hakkında eksik inceleme ile beraat kararı verilmesinin usul ve kanuna aykırı olması sebebi ile hükmün bozulması talebine ilişkindir. II.GEREKÇE Hudut gözetleme faaliyeti sırasında 3 kişinin kaçak akaryakıt borusu döşediği tespit edilmekle, siyasi sınıra 1 m. olan olay yerine gidildiğinde 2 kişinin kaçtığı, sanık ...'in olay yerinde yakalandığı, olay yerinde mavi akaryakıt hortumları bulunduğu, 10 m. uzunluğundaki boru kesilerek numune alındığı ve boru imhası sırasında 150 lt motorinin imha edildiği anlaşılmıştır. Olay yerinde yakalanan ...'in boruları, ... için döşediğini beyan etmesi üzerine sanık ...'ın evinde yapılan aramada 16 adet bidon içinde 960 lt kaçak motorin ele geçirildiği anlaşılmıştır. Arama mesai günü dışında yapılmış olup, arama tutanağında Cumhuriyet savcısından alınan karar uyarınca arama yapıldığı belirtilmiş ise de; dosyada Cumhuriyet savcısının yazılı arama kararı bulunmamaktadır. Sanık ... savunmasında, olay günü ...'un gece bir iş olduğunu söylediklerini, para karşılığı kabul ettiğini ancak işin ne olduğunu söylemediklerini, onları takip ederken askerlerin gelip yakaladığını beyan ederek atılı suçu kabul etmemiştir. Sanık ... savunmasında; evinde ele geçen motorini Suriyeli bir şahıstan traktörde kullanmak için aldığını, ticari kastı bulunmadığını beyan ederek atılı suçu kabul etmemiştir. A. Sanık ... Hakkındaki Beraat Kararına İlişkin Katılan ... İdaresi Vekilinin ve O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyizleri Yönünden Olay tutanağı ve dosya kapsamına göre, gözetleme faaliyeti sırasında 3 kişinin boru döşediği görülmekle olay yerine gidildiğinde 2 kişinin kaçtığı, sanık ...'in olay yerinde, içinde motorin olan boru ile yakalanması ve sanığın tevil yollu ikrarı gözetilerek mahkûmiyeti yerine yazılı şekilde beraatine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. B. Sanık ... Hakkındaki Mahkûmiyet Kararına İlişkin Katılan ... İdaresi Vekilinin Temyizi Yönünden Dosya kapsamına göre sanık ve kaçak eşya konusunda mahkemece verilmiş bir arama kararı olmadığı gibi gecikmesinde sakınca olduğu gerekçesiyle Cumhuriyet savcısı tarafından da verilmiş bir yazılı arama kararının da bulunmadığı buna göre yapılan aramanın usul ve kanuna aykırı olduğu ve ele geçen delillerin de hukuka aykırı delil niteliğinde olup, Anayasamızın 38 inci maddesinin altıncı fıkrasında yer alan "Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular delil olarak kabul edilemez." hükmü ve yine 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 206 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi, 217 nci maddesinin ikinci fıkrası, 230 uncu maddesinin birinci fıkrasında da hukuka uygun surette elde edilen delillerin kullanılabileceğini, kanuna aykırı elde edilenlerin ise hükme esas alınamayacağı şeklinde açık düzenlemeleri karşısında, suçlamayı kabul etmeyen sanık hakkında hukuka aykırı şekilde elde edilen ve kaçak olduğu anlaşılan eşyanın hükme esas alınamayacağı gözetilerek bu nedenle sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken mahkûmiyet kararı verilmesi, Kabule göre ise; 1.Arama tutanağında belirtilen Cumhuriyet savcısının yazılı arama kararının dosya arasına alınması gerektiğinin gözetilmemesi, 2.Sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle dava açıldığı halde 5271 sayılı Kanun’un 226 ncı maddesi uyarınca ek savunma hakkı tanınmadan 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi, 3.Dava konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin 2 katının ödenmesi halinde; soruşturma evresinde etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmamış ise verilecek cezada 1/2 oranında, yapılmış ise 1/3 oranında indirim yapılacağı belirtilerek 7242 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca etkin pişmanlık ihtaratında bulunulması ve ihtar edilecek değerden sanığın 27.04.2015 tarihinde ödediği miktarın düşürürülmesi gerektiği de göz önünde bulundurulmak suretiyle; 10.12.2022 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrası “yirmiüçüncü” fıkrası olarak değiştirildiği gözetilerek; hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiüçüncü fıkrasına eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içermesi yine aynı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasına eklenen fıkra uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve anılan madde uyarınca suça konu kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı tutarındaki miktarın hüküm verilinceye kadar Devlet Hazinesine ödenmesi halinde verilecek cezada indirim uygulanacağının hüküm altına alındığı dikkate alınarak, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7 nci maddesi ve 7242 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesi ile 5607 sayılı Kanun'a eklenen geçici 12 nci maddenin ikinci fıkrası gereği ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının saptanması ve sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu yönüyle hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılan ... İdaresi vekilinin ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 25.01.2024 tarihinde karar verildi.