Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2021/10967 E. 2022/16620 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2021/10967
Karar No
2022/16620
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi Yerel mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; I-Sanık ... ve ... hakkında iftira suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde; 5271 sayılı CMK'nun 231/12. madde fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına karşı itiraz yasa yoluna başvurulması mümkün olup, kararın temyizi olanaklı bulunmadığından temyiz dilekçeleri itiraz mahiyetinde kabul edilerek, gereği mahallinde itiraz merciince değerlendirilmek üzere dosyanın incelenmeksizin iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na TEVDİİNE, II-Sanık ... hakkında iftira suçundan kurulan hükmün incelenmesinde; Yapılan duruşmaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere göre sanık ...'in yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, III-Sanık ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükmün incelenmesinde; 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinde öngörülen hak yoksunlukları uygulanırken, 15.04.2020 gün ve 31100 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanunun 10. maddesi ile anılan maddede yapılan değişiklik ve Anayasa Mahkemesi'nin TCK'nun 53. maddesindeki hak yoksunluklarına ilişkin 24/11/2015 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 08/10/2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı nedeniyle, anılan maddenin yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Hakkında erteli olmayan hapis cezasına hükmedilen sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nun 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, aynı maddenin 1. fıkrasının (c) bendinde yazılı sanığın kendi altsoyu üzerindeki velayet hakları ile vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan koşullu salıverilmesine, altsoyu dışında kalanlarla ilgili bu hak ve yetkilerden ise cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmemesi, Yasaya aykırı, sanık ...'in temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nun 322. maddesi uyarınca, Hükümden TCK'nun 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkarılması, yerine “15.04.2020 tarihli ve 31100 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanunun 10. maddesi ile anılan maddede yapılan değişiklik ve Anayasa Mahkemesi'nin TCK'nun 53. maddesindeki hak yoksunluklarına ilişkin 24/11/2015 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 08/10/2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı gözetilerek, 5237 sayılı TCK'nun 53/1-2-3 madde fıkralarının tatbikine,” ifadesinin eklenmesi ve sair kısımların aynen bırakılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, IV-Sanık ... hakkında kaçakçılık suçundan kurulan hükmün incelenmesinde; UYAP'tan alınan güncellenmiş nüfus kayıt örneğinden sanığın hükümden sonra 25/12/2015 tarihinde öldüğü anlaşıldığından, 5237 sayılı TCK'nun 64. maddesi uyarınca kamu davasının düşürülmesi hususunun mahallince değerlendirilmesinin gerekmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık ...'in temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, V-Sanıklar ... ve ... hakkında kaçakçılık suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde; A)34 ZPV 94 plakalı nakil aracı hakkında kurulan hükmün incelenmesinde; Suçta kullanılan nakil vasıtasının iadesine ilişkin yerel mahkeme gerekçesi yerinde olmakla, usul ve yasaya uygun olan İADE KARARININ ONANMASINA, B)Sanıklar hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde; 08/02/2014 tarihinde saat 14.50 sıralarında sanıklardan ...'in şoförlüğünü yaptığı, adı geçenin anneannesi olan sanık ...'in sağ ön koltuğunda ve yeğeni olan sanık ...'in arka koltuğunda bulundukları, malen sorumlu ... adına kayıtlı kapalı kasa kamyonetin önleyici arama kararı ile yapılan yol kontrolünde durdurularak yapılan aramada aracın arka bagaj kısmında ve arka koltuğunda siyah naylon poşetler içerisinde 406 karton kaçak sigaranın ele geçirildiği, ...'in görevlilere yeğeni olan ...'a ait üzerinde kendi fotoğrafı bulunan sahte sürücü belgesi ve mesleki yeterlilik belgesini ibraz ettiği ve yakalama sırasında şifahen kaçak sigaraların kendisine ait olduğunu, diğer sanıkların sigaralardan haberlerinin olmadığını belirttiği, araçta ele geçen kaçak sigaraların durumuna ilişkin olarak 08/02/2014 tarihinde saat 19.30 sıralarında düzenlenen kolluk tutanağında; sigaraların aracın bagajındaki 8 ayrı siyah poşette ve aracın arka koltuğu ile ön koltuğu arasındaki 2 ayrı siyah poşette ele geçirildiğinin, poşetlerin üzerlerinin açık olduğunun, ancak koltuklar arasındaki 2 ayrı poşet üzerinde çanta, elbise vb. eşyalar olduğundan poşetlerin görünmediğinin, poşetler siyah renkte olup ağızları kapalı olduğundan içerisinde ne olduğunun anlaşılamadığının belirtildiği, sanık ...'in, ...'a ait kimlik bilgileri üzerinden 08/02/2014 tarihinde tutuklanarak cezaevine gönderildiği, diğer sanıkların ise serbest bırakıldıkları, sanıklardan ...'in 22/02/2014 tarihinde İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'na müracaatta bulunarak dilekçesi ve ifadesinde özetle; araçta kaçak sigara olduğunu bilmediğini, aracın görevlilerce durdurulması üzerine amcası sanık ...'nın kendisine isminin Hasan olduğunu söylemesini aksi halde görevlilere kaçak sigaralara kendisinin de ortak olduğunu söyleyeceğini belirtmesi nedeniyle kolluk ifadelerinde amcası sanık ...'nın halasının oğlu Hasan olduğu yönünde anlatımda bulunduğunu belirttiği, bunun üzerine sanık ...'nın başkasına ait kimlik bilgilerini kullandığının ortaya çıktığı, 01/01/1932 doğumlu olan sanık ...'in aşamalardaki savunmalarında; ...'in İstanbul'a gidecek olduğunu öğrenmesi üzerine diğer sanıklarla birlikte tedavi amacıyla İstanbul'a gitmek için araca bindiğini, araçta sigara olduğunu bilmediğini belirttiği, ...'in aşamalardaki savunmalarında; hazır İstanbul iline giden araç bulumuşken babaannesini tedavi ettirmek için İstanbul'a gitmeye karar verdiklerini, araçta kaçak sigara olduğunu bilmediğini belirttiği, sanık ...'nın savunmasının ise doğrular mahiyette olduğu ve özetle; diğer sanıkların araçta kaçak sigara olduğunu bilmediklerini, görevlilerce araç durdurulduğunda ...'e kendi adının Hasan olduğunu söylemesini telkin ettiğini belirttiği olayda; sanıklar Yusuf ve ...'in hazırlık ifadelerinde sanık ...'den ... olarak bahsetmelerinin kaçakçılık suçuna iştirak ettiklerini ortaya koymayacağı, adı geçen sanıkların araçta kaçak sigara bulunduğunu bildiklerine ve kaçakçılık eylemine iştirak ettiklerine dair savunmalarının aksine delil bulunmadığı gözetilmeksizin sanık ...'in, ...'in kaçakçılık eylemine iştirak ettiğinden bahisle mahkumiyetine ve sanıklar hakkında toplu suç hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesi, Kabule göre de; 1- Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre sanıkların eylemlerinin 11/04/2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Yasa ile değişik 5607 sayılı Yasanın 3/18. maddesi kapsamında kaldığı, ancak suç tarihinden sonra ise 28/06/2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Yasa ile değişik 5607 sayılı Yasanın 3/18-son cümle delaletiyle anılan Yasanın 3/5, 3/10. madde ve fıkraları kapsamında bulunduğu; Hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Yasanın 61. maddesi ile 5607 sayılı Yasanın 3/22. maddesine eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin sanıklar lehine hükümler içermesi, yine 7242 sayılı Yasanın 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 5/2. maddesine eklenen fıkra uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmakla, Suç tarihinde yürürlükte olan 6455 sayılı Yasa ile değişik 5607 sayılı Yasa ile 6545 ve 7242 sayılı Yasalar ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 3/18. maddesinin yollamasıyla 3/5, 3/10, 3/22, 5/2. maddeleri somut olaya uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanıkların hukuki durumunun tayin ve takdiri ile 5237 sayılı TCK'nun 7. maddesi ve 7242 sayılı Yasanın 63. maddesi ile 5607 sayılı Yasaya eklenen geçici 12. maddenin 2. fıkrası gözetilerek sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu, 2-5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinde öngörülen hak yoksunlukları uygulanırken, 15.04.2020 tarihli ve 31100 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanunun 10. maddesi ile anılan maddede yapılan değişiklik ve Anayasa Mahkemesi'nin TCK'nun 53. maddesindeki hak yoksunluklarına ilişkin 24/11/2015 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 08/10/2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı nedeniyle, anılan maddenin yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Erteli olmayan hapis cezasına hükmedilen sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK'nun 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, aynı maddenin 1. fıkrasının (c) bendinde yazılı sanıkların kendi altsoyları üzerindeki velayet hakları ile vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan koşullu salıverilmelerine, altsoyları dışında kalanlarla ilgili bu hak ve yetkilerden ise cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmalarına karar verilmesi gerektiği gözetilmemesi, 3-Dava konusu eşyanın müsaderesi sırasında uygulama maddesi olan TCK'nun 54/4. madde ve fıkrası yerine TCK'nun 54. maddesinin gösterilmesi suretiyle CMK'nun 232/6. maddesine muhalefet edilmesi, 4-Katılan Gümrük İdaresi lehine hükmolunan vekalet ücretinin, sanıklardan eşit olarak alınacağının hükümde belirtilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ...'in temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 22/11/2022 tarihinde V- (B) nolu karar yönüyle oy çokluğuyla, diğerleri yönünden oy birliğiyle karar verildi. (K.K.D.) KISMİ KARŞI DÜŞÜNCE Sayın çoğunluk ile aramızdaki uyuşmazlık sanık ... hakkındaki 5607 sayılı Kanuna muhalefet suçunun sübutuna ilişkindir. 08.02.2014 tarihinde Reşadiye Sulh Ceza Hakimliği'nin 31.01.2014 gün ve 2014/14 D.İş sayılı kararına istinaden Reşadiye ilçesi D-100 karayolunda yapılan kontollerde, 34 ZPV 94 plakalı aracın durdurulduğu ve araç sürücüsü olan ... adını kullanan ve daha sonra ... olduğu anlaşılan sanık ... ile sanıklardan ...’in ön koltukta ve ...'in arka koltukta yolcu olarak bulunduğu araçta yapılan aramada, 08.02.2014 tarihli olay tutanağında tespit edilen 406karton(4060 paket)gümrük kaçağı ve bandrolsüz sigara ele geçirilmiştir. Sanık ... olay sırasında polislere kendisini ... olarak tanıtıp sonraki soruşturma tutanaklarının ve Reşadiye Sulh Ceza Hakimliğinin 08/02/2014 tarih ve 2014/2 sorgu sayılı tutuklama karar ve evraklarının ... adına kullandığı sürücü belgesi ile düzenlenmesini sağlamıştır. Soruşturma devam ederken, ... tarafından Bursa Cumhuriyet Başsavcılığına müracaatta bulunularak 17/02/2014 tarihli şikayet dilekçesi ve Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/11056 soruşturma sayılı dosyasında alınan müşteki ifadesinde, dayısı olan ... ile bundan yaklaşık 1,5 yıl önce işyeri açmak için girişimde bulunduklarını ve bu nedenle dayısı olan ...'e kimlik fotokopisini verdiğini, dayısının ise şu an Tokat T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda ... ismiyle tutuklu olarak bulunduğunu öğrendiğini beyan etmiştir. Sanık 05.03.2014 ve 25.02.2014 tarihli ifadesinde gerçek isminin ... olduğunu beyan etmiştir. Kendi fotoğrafının bulunduğu mağdur ... adına düzenlenmiş sürücü belgesi ve Ulaştırma Bakanlığı mesleki yeterlilik belgesini sahte olarak düzenlediği ve kullandığı,18.04.2014 tarihli Jandarma Kriminal Uzmanlık raporunda, incelenen sürücü belgesi ve mesleki yeterlilik belgelerinin sahte olduğu ve aldatma kabiliyetine haiz oldukları tespit edilmiştir. 08.02.2014 tarihli olay yakalama arama elkoyma tutanak içeriğine göre, 14:50 sıralarında uygulama noktasına giren Succe marka kapalı kasa panelvan tipi 34 ZPV 94 plakalı aracın arka bagaj kısmında ve arka koltuk üzerinde siyah naylon poşetler içerisinde muhtelif markalarda 406 karton gümrük kaçağı sigaralar ele geçirilmiş ve bu tutanak on yedi kolluk görevlisi tarafından sanıklarla birlikte imza altına alınmıştır. Sanıkların kollukta şüpheli sıfatıyla 08.02.2014 tarihinde 16:50 ila 17:50 saatleri arasında beyanlarının tespit işlemi yapılmasını müteakiben aynı gün saat 19:30’da sebebi açıklanmaksızın ve diğer tutanak düzenleyicisi kolluk görevlileri de yer almaksızın sadece iki kolluk görevlisi ve sanıklar tarafından imza altına alınmış yeni bir tutanak düzenlenmiştir. Bu tutanakta, önceki tutanak içeriğinden farklı şekilde, “aracın bagaj kısmında sekiz ayrı şeffaf olmayan siyah naylon poşette gümrük kaçağı sigara olduğu, yine arka koltuk ile ön koltuk arasında iki ayrı şeffaf olmayan siyah poşette gümrük kaçağı sigaranın olduğu, siyah renkli naylonların üzerlerinin açık olduğu fakat koltuk arasında bulunan poşetlerin üzerlerinde şahıslara ait çanta, elbise ve eşyaların olduğu için poşetlerin görülmediği, poşetler şeffaf olmadığından ve ağızları kapalı olduğundan içerisine bakılmadan ne olduğunun anlaşılamadığına dair” beyanlara yer verildiği görülmektedir. Hükme esas belirleyici deliller arasında olan önceki tutanakta bu duruma neden yer verilmediği ve sonradan yeniden bir tutanak lüzumuna neden ihtiyaç duyulduğu ise ikinci tutanakta açıklanmamaktadır. Başkasına ait kimliğinin olayda kullanıldığının anlaşılması üzerine sanık ...’un İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'na vermiş olduğu dilekçede, Tokat/Reşadiye ilçesinde amcası ...'in kendi ismini Hasan olarak polislere tanıtmasını istediğini, yoksa araçtaki sigaraların kendisine ait olduğunu söyleyerek tehditte bulunduğunu, kendisinin sigaralardan haberdar olmadığını, amcasının polisleri görünce ismini ... olarak söyleyediğini ve daha sonra da Hasan'a ait kimliği polislere sunduğunu beyan etmiştir. Her ne kadar diğer sanıklar Müberra ve Yusuf atılı suçla ilgilerinin olmadığını savunmuş iseler de, yol kontrolünde sanık ...'nın polislere yalan beyanda bulunmasına göz yummaları ve hatta soruşturma evresinde polislere sanık ...'un amcası olan sanık ...’nın halasının oğlu Hasan olduğuna dair, diğer sanık ...'nın da oğlu olan Mustafa için Hasan olmadığını bildiği halde torunu olduğu yönündeki beyanları sabittir. Tüm sanıkların kontrol için durdurulduklarında aniden gelişen bu durum karşısında çok kısa bir süre içerisinde ve herhangi bir neden yok iken aralarında organize olmaları hayatın olağan akışına uymamaktadır. Ayrıca ilk yakalama anına ilişkin birinci tutanak içeriğine göre, panelvan tipi aracın marka ve modeli dikkate alındığında gümrük kaçağı ve bandrolsüz sigaraların içeriden görülebilecek olan bagajda ve arka koltuk üzerinde olması, sanıkların Erzurum ilinden Taşova/Tokat’a kadar birlikte seyahat ettikleri süre ve tüm sanıkların birlikte sanık ...'nın kimliğini saklama ihtiyacı hissetmeleri de gözetildiğinde sanıklar Müberra ve Yusuf’un atılı suçtan haberdar olmamasının mümkün olmadığı, sanıkların fikir ve irade birliği içerisinde ticari amaçla kaçak ve bandrolsüz sigaraları nakletmek suçunu işledikleri sabittir. Kaldı ki, hükme esas alınan belirleyici deliller arasında olan olay tutanakları arasında oluşan ve yukarıda izah edilen çelişkinin giderilmemiş olması veya hükme esas alınan tutanağın hangi nedenle diğer tutanağa üstün kılındığının karar yerinde tartışılmamış oluşu eksik incelemeye tekabül etmektedir. Bu sebeplerle, sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum. 22.11.2022

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2021/10967, K. 2022/16620, T. 22.11.2022, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2021-10967-e-2022-16620-k-243b0b48a8e8