Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2012/29230 E. 2013/5905 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2012/29230
- Karar No
- 2013/5905
- Karar Tarihi
Kaçakçılık suçundan sanıklar ... ve ...'in, 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 4/a-2 ve 5/son maddeleri ile 4/1-3. maddenin alt bendi gereğince 110.277 Türk lirası tazmini nitelikte adlî para cezası ile cezalandırılmalarına dair Diyarbakır 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 27/06/2006 tarihli ve 2005/854 esas, 2006/308 sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 01/11/2012 gün ve 61666 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19/11/2012 gün ve KYB. 2012-282361 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu. Mezkür ihbarnamede; Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 01/03/2007 tarihli ve 2005/14696 esas, 2007/1256 sayılı kararında belirtildiği üzere, 4926 sayılı Kanunun 5/son madde fıkrasında, toplu kaçakçılık suçunun oluşabilmesi için eylemin iki veya daha fazla kişi tarafından gerçekleştirilmesinin yeterli olduğunun öngörülmesine karşın, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 2.maddesinin 1. fıkrasının (k) bendinde toplu suç "aralarında iştirak iradesi bulunmasa da üç veya daha fazla kişi tarafından işlenen suçu" ifade eder şeklinde tanımlanmış olup, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7.maddesinde yer alan "Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur." şeklindeki düzenleme de gözetilerek sanıkların toplu kaçakçılık suçunu işledikleri kabul edilemeyeceğinden, sanıklara isnat olunan eylemin münferit kaçakçılık olarak değerlendirilmesi ve buna göre sanıklara ayrı ayrı ön ödeme önerisi tebliğ edilerek sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının takdir ve değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; Dairemizin 13.10.2011 gün ve 2008/8759 Esas, 2011/17462 Karar sayılı ilamı ile usulüne uygun şekilde tebliğ edilmemesi nedeniyle sanıkların mahkûmiyetine ilişkin hükmün henüz kesinleşmediğinden kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmesi üzerine ve sanıklara yeniden tebligat yapılmış ise de, sanıkların mahkûmiyetine ilişkin 27.06.2006 gün ve 2005/854 Esas, 2006/308 Karar sayılı karar yerine, yerel mahkemece sonradan verilen 2007/355 Karar sayılı kararın tebliğ edildiği dikkate alınıp, şu hale göre; sanıklar hakkında usulüne uygun şekilde tebliğ edilmek suretiyle kesinleşmiş bir hükmün bulunmadığı cihetle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname münderecatı yerinde görülmediğinden REDDİNE, 18.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.