Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2012/23743 E. 2012/25535 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2012/23743
- Karar No
- 2012/25535
- Karar Tarihi
Üçüncü kez alkollü araç kullanmak eyleminden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 48/5. maddesi uyarınca kabahatli ... hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 23/11/2010 tarihli ve 2010/7604 kabahat, 2010/7065 sayılı idarî yaptırım kararıyla uygulanan 3.600,00 Türk lirası idarî para cezasını müteakip, sürücü belgesinin 5 yıl süreyle geri alınması talebinin reddine dair Ankara 8. Sulh Ceza Mahkemesinin 16/02/2012 tarihli ve 2011/1980-1980 değişik iş sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin Ankara 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 22/03/2012 tarihli ve 2012/159 değişik iş sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 13.07.2012 gün ve 42211 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 31.07.2012 gün ve KYB. 2012-195182 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu. Mezkür ihbarnamede; Dosya kapsamına göre sanığın alkollü araç kullanma suçunu daha önce üç kez işlemesi sebebiyle ehliyetinin 5 yıl süreyle geri alındığı ve geri alma süresi içerisinde yeniden alkollü araç kullandığı sırada geçerli bir sürücü belgesinin olmaması nedeniyle, sürücü belgesinin geri alınması talebinin reddine karar verilmiş ise de, 2918 sayılı Kanun'un 48/5. maddesinde yer alan "...geriye doğru beş yıl içerisinde üç veya daha fazlasında ise, sürücü belgeleri beş yıl süreyle geri alınır..." hükmü dikkate alındığında, üçüncü kez alkollü araç kullanmasından dolayı sürücü belgesi 5 yıl süreyle geri alınan kişinin, bu süre zarfında yeniden alkollü araç kullanması halinde bir yaptırımla karşılaşmayacak olmasının suç işlenmesini teşvik edeceği gibi, kanun koyucunun amacına da uygun düşmeyeceği, madde metninde geçen "üç veya daha fazlasında" ifadesini üçüncü kez alkollü araç kullanılmasından sonraki her alkollü araç kullanma eyleminden dolayı sürücü belgesinin 5 yıl süreyle geri alınması şeklinde yorumlanması gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden Ankara 12.Asliye Ceza Mahkemesinin 22/03/2012 tarih ve 2012/159 Değ. İş sayılı kararının CMK.nun 309/4c maddesi uyarınca aleyhe tesir etmemek üzere BOZULMASINA, 15/10/2012 günü oyçokluğuyla karar verildi. . KARŞI OY 5326 sayılı yasanın 3/a bendi "idari yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümleri, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde uygulanır" şeklinde düzenlenmiştir. Ceza Genel Kurulunun 10.03.2009 gün ve 38/55 sayılı kararında ehliyetin geri alınması hükmünün temyizi kabil ve Yargıtay denetimine tabi olduğuna dair bir başka Genel Kurul Kararı gerekçe olarak gösterilmiştir. 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 19.maddesi "saklı tutulan hükümler" başlığı altında diğer kanunlarda kabahat karşılığında öngörülen belirli bir süre için (a) (b) (c) (d) bentlerinde belirtilen yaptırımlara ilişkin hükümlerin, ilgili kanunlarda bu kanun hükümlerine uygun değişiklik yapılıncaya kadar saklıdır şeklinde düzenlenmiş, (c) bendinde de "Ruhsat veya ehliyetin geri alınması yer almış olup, kabahatler kanununda düzenlenen başvuru ve itirazla ilgili hükümlerin uygulanmayacağı açıkça belirtilmiştir. İzah edilen nedenler karşısında 2918 sayılı yasanın 48.maddesi gereği verilen ehliyetin geri alınması yaptırımı temyize tabi olmayıp asliye cezaya itiraz dilekçesi temyiz dilekçesi olarak görülüp Yargıtaya gönderilmesi gerektiğinden itiraz ile ilgili verilen hüküm hukuken yok hükmünde olduğundan ve sulh ceza kararı da henüz kesinleşmediğinden kanun yararına bozma talebinin reddi gerektiği düşüncesiyle çoğunluğun kabule dair kararına katılmıyorum.