Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2010/3000 E. 2010/17186 K. – Yargılamanın

Konu: Yargılamanın Yenilenmesi Talebi

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2010/3000
Karar No
2010/17186
Karar Tarihi
Konu
Yargılamanın Yenilenmesi Talebi

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi SUÇ :Yargılamanın yenilenmesi talebi HÜKÜM :Yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; Sincan Belediye Encümenince 26.05.2006 gün ve 0482 sayılı kararla 3194 sayılı imar Kanununun 42.maddesi uyarınca 4.000 TL. idari para cezası uygulanıp kimi ruhsatsız yapılarının yıkılmasına da karar verilen S.S. Kaynar Konut Yapı Kooperatifi vekilinin idari para cezasına itiraz niteliğindeki "Encümen kararının iptali" istemi üzerine Sincan 1. Sulh Ceza Mahkemesince, 04.08.2006 gün ve 2006/305 D. iş sayılı kararla Kabahatler Kanunu uyarınca inceleme yapılarak itirazın reddine "kesin" olarak karar verilmiş, kooperatif vekilinin bu karara yönelen 18.06.2007 havale tarihli "İadei Muhakeme" istemi de yapılan yargılama sonunda aynı mahkemenin 18.01.2008 gün ve 2006/305 sayılı kararı ile CMK.nun 321/1. maddesi uyarınca reddedilmiştir. Bu red kararına karşı 18.01.2008 günlü dilekçe ile itiraz edilmiş Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi, 24.03.2008 gün ve 2008/404 sayılı kararla, itiraz merciinin asliye ceza mahkemesi olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, Sincan 3. Asliye Ceza Mahkemesinin ise 11.04.2008 gün ve 2008/59 D. iş sayılı kararıyla "CMK.nun 321/1.maddesi uyarınca duruşma açıldığından verilen kararın temyiz yasa yoluna tabi olduğu, gerekçesiyle görevsizlik kararı vermesi üzerine dosya Yargıtay'a gönderilmiştir. Anlatılan gelişmeler sonucunda öncelikle, Yargıtay'ın inceleme yapma görevinin olup olmadığının saptanması gerekmektedir. Bilindiği gibi 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren temel yasalarla ceza ve ceza usul hukukunda yapılan köklü değişikliklerin en önemlilerinden birisi suç ve kabahat ayırımının kesin çizgileri ile belirlenmesi olmuş, 5271 sayılı CMK.nun 1. maddesindeki "Bu kanun, ceza muhakemesinin nasıl yapılacağı hususundaki kurallar ile bu sürece katılan kişilerin hak, yetki ve yükümlülüklerini düzenler" biçimindeki düzenleme gereğince yalnızca suçların yargılanması ile ilgili genel kurallar getirilmiştir. Konumuzla ilgili olarak CMK.nun "Yargılamanın yenilenmesi" başlıklı 311. maddesinin 1. fıkrası "Kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir dava ..." tanımıyla bu olağanüstü kanun yolunun ancak CMK.nun 223. maddesinin 1. fıkrasında sayılmış, sınırlı sayıdaki hükümlerle ilgili davalar için kullanılabileceğini vurgulamış, devam eden maddelerde ise ancak anılan davalarla ilgili yargılamanın yenilenmesi istemlerinin koşulları, inceleme yöntemleri, sonuçlandırılmaları ve kanun yollarının ayrıntılarını düzenlemiştir. Eş anlatımla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun konusu suçla ilgili yargılama olup, getirdiği düzenlemelerin kabahatlerin yargılanmasına uygulanması 5326 sayılı yasanın özel yollamaları dışında olanaklı olmadığı gibi getirdiği olağan ve olağanüstü yasa yollarına ilişkin kurallarında kabahatlerle ilgili olarak uygulanması da olanak dışıdır. Vardığımız bu sonuç, kabahatlerle ilgili olarak genel ilkeler, tanımlar, karar alma süreci, idari yaptırımla ilgili kanun yolları idari yaptırımların yerine getirilmesi gibi hem usul hem de maddi hukuku düzenleyen 5326 sayılı Kabahatler Kanunun genel yapısıyla da doğrulanmaktadır. Nitekim 5326 sayılı yasanın 27, 28, 29 ve 30. maddeleri kabahatlerle ilgili kararlara karşı kanun yollarını tüm ayrıntıları ile başvuru ve itiraz olarak belirlerken kabahatler hakkında CMK.nun kanun yollarına ilişkin kurallarının da uygulanacağına dair hiç bir düzenleme yapmamıştır. Zaten kabahatlerle ilgili olarak hüküm bulunmayan hallerde CMK.nun kurallarının uygulanacağını belirten genel bir yollama kuralına yer verilmemesi ve ancak yetki, tanık, bilirkişi dinlenmesi gibi konularda CMK'ya yollama yapılması da, kabahatler kanununun kabahat yargılamasını tüm yönleriyle düzenleyen tamamen CMK'dan ayrılan bağımsız bir yasa olduğunu göstermektedir. Vardığımız bu sonuçları özetlersek; Kabahatler Kanununun 27. maddesi uyarınca bir idari yaptırıma karşı yapılan başvuru sonucunda verilen sulh ceza mahkemesi kararı kabahatle ilgili özel bir denetim sonucunda oluştuğundan ve yapılan faaliyet CMK.nun düzenlediği suçla ilgili bir dava türü olmadığı gibi varılan sonuç da CMK.nun 223/1. maddesi anlamında hüküm niteliğinde bulunmadığından, bu karara karşı CMK.nun 311 ve devamı maddelerinde düzenlenen yargılamanın yenilenmesi olağanüstü kanun yolu işletilemeyecektir. Bu durum karşısında; Kooperatif vekilinin Sincan 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 04.08.2006 gün ve 2006/305 D. İş sayılı red kararına yönelen 18.06.2007 tarihli yargılamanın yenilenmesi istemine ilişkin dilekçesi sonrasında verilen ve yukarıda sözü edilen tüm kararlar hukuken geçersiz ve yok hükmünde olduğundan anılan dilekçe itiraz niteliğinde kabul edilerek 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 29. maddesi uyarınca merci ağır ceza mahkemesinde incelenmesi için mahalline gönderilmek üzere dosyanın incelenmeksizin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.12.2010 günü oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY 5271 sayılı CMK.da Yargılamanın iadesi hususu kabahatler içinde mümkün olan olağanüstü bir yasa olup itirazın reddi üzerine yargılamanın iadesi talebi duruşmalı olarak reddedilmesine göre bu hükmün temyizi kabil olduğundan Yargıtay C.G.K.nun 19.10.2010 gün ve 2010/166-197 sayılı kararıda gözetilerek Yargıtayca inceleme yapılması yerine çoğunluk tarafından yazılı gerekçe ile verilen tevdii kararına katılmıyoruz.

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2010/3000, K. 2010/17186, T. 19.10.2010, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2010-3000-e-2010-17186-k-b7b43b73c7b5