Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2010/14287 E. 2013/3010 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2010/14287
Karar No
2013/3010
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : 4389 sayılı kanuna muhalefet HÜKÜM : Hükümlülüğüne, 57.172 TL katılan banka zararının sanıktan alınarak katılan Artvin ... Ziraat Bankası Şubesine verilmesine Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; Sanığın zimmetine geçirdiği miktar itibarı ile olayda değer azlığının bulunmadığı ve zimmete geçirilen paranın ödenmediği gözetildiğinde 5411 sayılı yasaya göre 4389 sayılı yasa hükümlerinin sanığın lehine olduğu anlaşılmıştır. Tediye fişleri kullanılarak banka parasının zimmete geçirilmesinde fiilin, basit - nitelikli zimmet suçunu oluşturup oluşturmayacağının değerlendirilmesi bakımından, 4389 sayılı Bankalar Kanununun 22/3.maddesinin ikinci cümlesinde nitelikli zimmet suçunun kriteri "...suç, bankayı aldatacak ve fiilin açığa çıkmamasını sağlayacak her türlü hileli faaliyette bulunmak..." şeklinde ihdas edilmiştir. Buna göre; Tediye fişindeki imza mudinin imzaları ile karşılaştırıldığında, basit (kabaca) bir inceleme ile mudiye ait olduğu belirlenemiyor kim tarafından atıldığı teknik araştırmayı gerekli kılıyorsa veya mudi kandırılarak tediye fişine imzası alındıktan sonra bu fiş kullanılarak zimmete para geçirilmiş ise banka aldatılmış olacağından nitelikli zimmet, tediye fişindeki imzanın ilk bakışta mudi eli ürünü olmayıp, başkası tarafından atıldığı anlaşılıyorsa, fiş hiç düzenlenmemiş, imha edilmiş, üzerinde hiç imza bulunmuyor ya da fişte banka görevlileri imzası dışında imza yoksa veya banka yetkilisinin limiti üzerinde olan bir miktarı taşıyorsa, bu tür işlemlerle gerçekleşen zimmet fiillerinde aldatıcılık unsuru gerçekleşmediğinden basit zimmet suçu oluşacaktır. Bu kriterler değerlendirildiğinde sanığın bazı mudilere ait imzasız fişler ve limitinin üzerinde gerçekleştirdiği işlemler ile mudiler adına düzenlediği fişlerdeki bir kısım imzaların kabaca ilk bakışta mudilerin elinden çıkmadığının anlaşılması karşısında suça konu dekontlar da imzası bulunan sanığın atmış olduğu imzaların aldatıcılık kabiliyetlerinin bulunup bulunmadığı konusunda Adli Tıp Kurumuna yeniden inceleme yaptırılıp daha sonra dosyanın üniversitelerden bankacılık konusunda uzmanlaşmış bir öğretim görevlisi, bir ceza hukukçusu ile bankacılık konusunda fiilen görev yaparak uzmanlaşmış bir kişiden oluşturulacak bilirkişi heyetine tevdi edilerek nitelikli zimmet ve basit zimmet miktarlarının duraksamaya yer bırakmayacak şekilde her bir işlem bakımından ayrı ayrı basit/nitelikli zimmet olup olmadıkları tespit edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yetersiz bilirkişi raporuna itibarla sanığın eylemlerinin tamamı nitelikli zimmet kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmesi, 2-Sanık hakkında TCK 53/1-c maddesi uyarınca hak mahrumiyetine karar verilirken sanığın alt soyu haricindeki kişiler açısından velayet, vesayet ve kayyımlık gibi hakları kullanmaktan infaz tamamlanıncaya kadar mahrum bırakılması gerektiğinin gözetilmemesi, Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden tespit edilenler dışında bir eksiklik bulunmayan hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkı saklı kalmak üzere BOZULMASINA, 07.02.2013 günü oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2010/14287, K. 2013/3010, T. 07.02.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2010-14287-e-2013-3010-k-a948921e30ea