Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2010/10178 E. 2011/22562 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2010/10178
Karar No
2011/22562
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesi SUÇ : 556 Sayılı KHK'ya Muhalefet HÜKÜM : Beraat ve iade Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; 1- Sanık müdafii hükmü, sanığın beraatine karar verildiği halde lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi yönünden temyiz etmiş olup, temyiz kapsamına göre yapılan incelemede; Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin II. Kısım II. Bölümünde öngörülen maktu vekalet ücreti 1.200 TL olup, 21 Temmuz 2004 gün ve 25529 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5219 sayılı kanunun 2/A-c madde ve fıkrası ile değişik HUMK.nun 427.maddesine göre hükmün temyizi olanaklı bulunmadığından sanık müdafiinin, temyiz inceleme istemlerinin 5320 sayılı yasanın 8/1.maddesi gereğince yürürlükte bulunan CMUK.nun 317.maddesi uyarınca REDDİNE, Dr....'ın karşı oyu ve oyçokluğuyla, 2- Katılan vekilinin temyizi kapsamına göre yapılan incelemede; Suçtan zarar gören ve davaya katılma hakkı olup katılma talebi karara bağlanmayan müşteki Türk Standartları Enstitüsü'nün kararı temyize hakkı olduğu kabul edilerek yapılan incelemede; 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun Geçici l' inci maddesi ve buna bağlı olarak 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 5' inci maddesinin 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe girmesi sonucu ve aynı Kanunun 2.nci maddesi hükmü karşısında dava konusu eylemin atılı suç oluşturup oluşturmayacağı hususunun değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda sanığa atılı tescilli marka hakkına tecavüz eylemleri ve bu fiilleri işleyenlere uygulanacak yaptırımları düzenleyen mevzuat tarihsel olarak incelendiğinde; 11 Mayıs 1888 tarihli Alameti Farika Nizamnamesi ile bu konuda hükümler getirildiği, 03.03.1965 tarihli 551 Sayılı Markalar Kanunu ile yeni bir düzenleme yapıldığı ve Kanunun 54'üncü maddesiyle Alameti Farika Nizamnamesi ile ek ve değişikliklerinin yürürlükten kaldırıldığı, 24.06.1995 tarihinde yürürlüğe giren ve tescilli markalarla ilgili cezai koruma hükümleri getiren 556 Sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 4128 Sayılı Kanunla değişen 82'ci maddesiyle 551 Sayılı Markalar Kanunun yürürlükten kaldırıldığı görülmektedir. Tescilli markaların cezai korunması konusunda ülke mevzuatımızIa ilgili olarak yapılan hukuki değişikliklere işaret edildikten sonra somut olay değerlendirildiğinde: Sanık hakkında 556 sayılı KHK.nın 61/A-c maddesi uyarınca cezalandırılması için kamu dava açılmıştır. Bu maddenin atıf yaptığı 61'inci madde de ise kararname hükmüyle suç tanımları düzenlenmiştir. 5252 Sayılı Yasanın geçici 1 nci maddesinde "Diğer kanunların, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun Birinci Kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümleri, ilgili kanunlarda gerekli değişiklikler yapılıncaya ve en geç 31 Aralık 2008 tarihine kadar uygulanır.", 5237 sayılı TCK' nın 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5/1' inci maddesinde "Bu Kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır" ve aynı Kanunun genel hükümleri arasında bulunan 2'inci maddesinin birinci fıkrasında ise "Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanmaz ... " hükümleri yer almaktadır. Olayımızda sanığa atılı eylem, ceza içeren özel bir hukuk düzenlemesi olup 5' inci madde de sözü edilen özel ceza kanunları ya da ceza içeren kanunlar kapsamında bulunmaktadır. O halde atılı eylem, TCK'nın 2' inci maddesi hükmü kapsamında değerlendirilmelidir. Bu duruma göre, KHK hükmüyle getirilen bu düzenleme TCK'nın 2' inci maddesinde öngörülen kanunilik ilkesine uygun bulunmamaktadır. Nitekim Anayasa Mahkemesi 03.01.2008 gün ve 2005/15 E, 2008/2 K sayılı iptal kararı gerekçesinde Kanunsuz suç ve ceza konulamayacağını, Kanun Hükmünde Kararname hükmüyle suç ve ceza getirilemeyeceğini açıkça vurgulamıştır. Bu durum karşısında 5252 Sayılı Kanunun geçici birinci maddesi ile TCK'nın 2' inci maddesi ve 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5'inci maddesi birlikte değerlendirildiğinde; 556 Sayılı KHK'nın suç tanımlayan hükümlerinin tümüyle zımni olarak ilga edildiğinin (örtülü olarak yürürlükten kaldırıldığının) kabulü gerekmektedir. Bu hukuki değerlendirmeye göre atılı eylem 556 Sayılı KHK hükümleri kapsamında suç oluşturmayacaktır. Öte yandan 556 Sayılı KHK ya göre suç oluşturmayan eylemin Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen haksız rekabet suçunu oluşturup oluşturmayacağı hususunun da bu noktada ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir. Buna göre, 1474' üncü maddesi gereğince 01/01/1957 tarihinde yürürlüğe giren 6762 Sayılı TTK'nın 57'nci maddesinin 5' inci fıkrasında; başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, işaret gibi tanıtma vasıtaları haklarına tecavüzün yanında, tescilli ve tescilsiz ayırımı yapmadan marka hakkına tecavüz de haksız rekabet suçu olarak tanımlanmış ve cezası 64' üncü maddede belirtilmiştir. Bu Kanunun yürürlük tarihinden sonra 3 Mart 1965 tarihinde yürürlüğe giren 551 Sayılı Markalar Kanunu'nun 47' inci maddesinde de tescil edilmiş marka hakkına tecavüz halleri ayrı ayrı tanımlanmış ve yaptırımı da 51 ve 52' inci maddelerde belirtilmiştir. Her iki düzenlemede de tescilli marka kullanma haklarına tecavüz halleri belirlenmekte ve yaptırıma bağlanmaktadır. Bu nedenle gerek Türk Ticaret Kanunu ve gerekse 551 Sayılı Markalar Kanunundaki düzenlemeyle korunan ortak değer, marka kullanma hakkından doğan haklardır. Marka hakkına tecavüz fıillerinin unsurları her iki düzenlernede de aynıdır ve iki yasa birlikte uygulanamayacağından tam olarak oluşan yasa çatışması kuralları uyarınca sonradan yürürlüğe giren, tescilli markalara hukuki ve cezayi koruma getiren 551 Sayılı Kanundaki düzenleme TTK'nın 57/5 fıkra hükmünü tescilli markalarla sınırlı olmak üzere örtülü olarak yürürlükten kaldırmıştır. Bu kanun da (551 sayılı kanun) 556 Sayılı KHK'nın değişik 82' nci maddesiyle yürürlükten kaldırılmış bulunduğundan ve yürürlükten kalkan eski düzenlemeler canlanamayacağından sanığa atılı eylem haksız rekabet suçunu da oluşturmamaktadır. Açıklanan bu gerekçelerle, katılan vekilinin temyizi üzerine yapılan incelemede, sonucu itibariyle doğru görülen beraat hükmünün ONANMASINA, 30/11/2011 günü oybirliğiyle karar verildi. KARŞI OY İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesinin 17.07.2008 tarih ve 2006/1698 2008/750 sayılı kararı ile sanığın 556 sayılı KHK muhalefet etmek suçundan beraatine karar verilmiştir. Bu karar sanık vekili tarafından avukatlık asgari ücret tarifesinin 13. maddesine göre lehlerine maktu vekalet ücreti verilmesi gerekir görüşü ile ve müdahil vekili tarafından ise esastan temyiz edilmiştir. Kararı inceleyen Yargıtay 7. Ceza Dairesi, karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesinin de öngörülen vekalet ücretine göre HUMK.nun 427 ve CMK.305/2 maddeleri gereğince hükmün temyizi kabil olmadığı gerekçesi ile (1) nolu bölümde reddine karar vermiştir. CMUK.nın 305/2 bendinde sanığın beraati halinde 10.000 TL.yi geçmeyen beraat hükümlerinin temyiz sınırını, HUMK. 427 ve 428 inci maddeleri ise ceza davaların da zoralımına karar verilen eşya ile ilgili olarak kararın temyiz edilebilir olup olmadığının sınırını belirleyen düzenlemelerdir. Avukatlık Kanunun 168 ve 169 maddeleri yolu ile Avukatlık Asgari Ücret tarifesinin 13 maddesinin 5. fıkrasında "Beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedilir" denilmektedir. Vekalet ücretinin yukarıda açıklandığı üzere CMUK.nun 305/2 maddesindeki cezanın miktarı ve HUMK. nun 427 ve 428 maddelerinde belirtilen zoralım konusu ile İrtibatı bulunmadığından kesin nitelikte olmadığı ve ayrıca bir diğer düşünce ile ise; müdahilin temyizi ile de temyiz kapsamı içinde olan vekalet ücretinin inceleme dışı bırakılması nedeni ile Yüksek Daire çoğunluk görüşüne katılmadığımı belirtirim.

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2010/10178, K. 2011/22562, T. 30.11.2011, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2010-10178-e-2011-22562-k-cc00c38739ab