Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2009/11416 E. 2012/28395 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2009/11416
- Karar No
- 2012/28395
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : 4389 sayılı Bankalar Kanununa muhalefet HÜKÜM : Hükümlülüğe Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; O yer Cumhuriyet savcısı, katılan vekili ile sanık müdafiinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1-Sanığın mudiler ... ve .... Ltd. Şti. (Şirket temsilcisi ...)'a yönelik 15.11.1999 ve 26.11.1999 tarihli eylemlerine ilişkin olarak; Sanığın eylemlerini, mudilerin güvene dayalı olarak bıraktıkları boş tediye fişlerini iradeleri hilafına doldurmak suretiyle, adı geçen mudilerin hesaplarından 20000,00 Dolar ve 5.100.000.000 TL (5100,00TL) çekip, bu miktar parayı mal edinmek şeklinde gerçekleştirmiş olması karşısında, hizmet nedeniyle emniyeti suiistimal kapsamında kalan bu eylemler yönünden, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK'nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen zamanaşımının tamamlanmış bulunduğu gözetilerek, kamu davasının ortadan kaldırılmasına karar verilmesi yerine yazılı şekilde hüküm kurulması, Yasaya aykırı, o yer Cumhuriyet savcısı, katılan vekili ile sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak suç tarihi itibariyle temyiz inceleme gününde, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK'nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen zamanaşımı tamamlanmış bulunduğundan, anılan maddeler gereğince sanık hakkındaki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ORTADAN KALDIRILMASINA oyçokluğuyla, 2- Sanığın diğer mudilere yönelik eylemleri yönünden ise; Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de, a)Banka zararına ilişkin olarak, dosya içerisinde bulunan raporlar arasında çelişkilerin bulunduğu da gözetilerek, konusunda uzman üç kişiden oluşacak bilirkişi kurulundan rapor alınarak, 1 nolu bentte izah edildiği üzere sanığın hizmet nedeniyle emniyeti suiistimal suçu kapsamında değerlendirilen ve zamanaşımına uğrayan eylemleri nedeni ile oluşan banka zararının, geri ödenmemiş olan toplam zarardan çıkartılması suretiyle net zarar belirlenmeksizin ve ödettirilmesine karar verilen zarar miktarı, buna bağlı olarak nispi harç ve nispi vekalet ücreti miktarları kararda gösterilmeden, infazda tereddüt oluşturacak ve yazılı şekilde hüküm kurulması, b)Kabul ve uygulamaya göre de; Sanığa hükmolunan hapis cezasının 5 yıldan fazla olması karşısında, 765 sayılı TCK'nun 31. maddesi uyarınca müebbeden kamu hizmetlerinden yasaklanmasına karar verilmesi yerine, yazılı şekilde uygulama yapılaması, Yasaya aykırı, o yer Cumhuriyet savcısı, katılan vekili ile sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA oybirliğiyle, 12/11/2012 gününde karar verildi. KARŞI OY 1-18.06.1999 tarih ve 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 24/2. maddesine göre "Bu maddeye göre açılacak davalar, ilgili bankanın merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemelerde görülür." 26.12.2003 tarihinde yürürlüğe giren 5020 sayılı Kanun ile maddede yapılan değişiklikle "22. maddenin (3) ve (4) numaralı fıkrası kapsamında veya bu suçlarla bağlantılı olup da Ağır Ceza Mahkemesinin görev alanına giren suçlara ait davalar ilgili bankanın bulunduğu ilin adıyla anılan (1) numaralı ağır ceza mahkemelerinde görülür. Gerekli görülen yerlerde Adalet Bakanlığı'nın teklifi üzerine Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca bu tür suçlara bakmak üzere o yerlerdeki diğer ağır ceza mahkemeleri de görevlendirilebilir veya yeni ağır ceza mahkemesi de kurulabilir" hükmü getirilmiştir. Bu değişiklik uyarınca Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, 29.12.2003 tarih ve 610 sayılı kararı ile davaya bakma görevinin İstanbul dışında birden fazla ağır ceza mahkemesi olan yerler için 2. ağır ceza mahkemesine ait olduğu belirtilmiştir. HSYK'nun 15.01.2004 gün ve 2 sayılı kararı, 610 sayılı kararı kaldırılarak İstanbul için 8. ağır ceza, diğer iller için 2 nolu ağır ceza mahkemeleri ihtisas mahkemeleri olarak görevlendirilmiştir. 01.11.2005 gün ve 25983 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 164. maddesinde de 5020 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Kanun'un 24/2. maddesindeki düzenlemenin korunduğu, HSYK'nun 08.12.2005 gün ve 861 sayılı kararında da önceki kararlar ile 4389 sayılı Kanun yürürlükte iken belirlenen mahkemelerin, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun geçici 1. maddesi gereğince bu kanundan doğan davalara bakmaya devam etmelerine karar verilmiştir. HSYK'nun 08.12.2005 gün ve 861 sayılı kararında HSYK'nun 29.12.2003 gün, 610 sayılı ve 15.01.2004 gün, 2 sayılı kararları ile 4389 sayılı Kanun yürürlükte iken belirlenen mahkemelerin 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun geçici 1. maddesi gereğince bu kanundan doğan davalara bakmaya devam etmelerine karar verilmiş ise de, bu hükmün uygulanması için önceki mahkemenin görevli olması gerekir. Halbuki bu yasa çıkarılmadan önce görevli mahkeme istanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi değil, 5020 sayılı yasa ile değişik 4389 sayılı Kanun'un 24/2. maddesi gereği istanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesidir. Bu değişiklik uyarınca çıkarılan 610 ve 2 sayılı HSYK kararlarında 681 sayılı HSYK kararında olduğu gibi önceki mahkemelerin davaya devam edeceklerine dair bir karar alınmamıştır. Yukarıdaki açıklamalar gözetildiğinde, gerek 5020 sayılı Kanun ile değişik 4389 sayılı Kanun'un 24/2. maddesi hükmü ve buna dayalı olarak alınan HSYK'nun 29.12.2003 tarih ve 610 sayılı kararı, gerekse 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 164. maddesi ile HSYK'nun 08.12.2005 tarih ve 861 sayılı kararlarına göre, 1999 yılında işlenen Bankalar Kanunu'ndan doğan zimmet suçunda görevli mahkeme İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi'dir. Açıklanan nedenlerle, mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yargılamaya devamla yazılı şekilde esastan hüküm kurulması nedeniyle hükmün bozulması gerekir. 2-Sanık, mudiler ... ve .... Ltd. Şti. (Şirket temsilcisi ...)'nin önceden imzaladığı dekontları mudilerin rızası ve talebi olmaksızın kullanarak zimmetine geçirmiştir. Dolayısıyla, zimmet ve hizmet sebebiyle emniyeti suiistimal suçları oluşmuş ise de, 765 sayılı TCK'nun 79. maddesinde yer alan "işlediği bir fiil ile kanunun muhtelif ahkamını ihlal eden kimse o ahkamdan en şedit cezayı tazammun eden maddeye göre cezalandırılır." ibaresine göre, sanığın daha ağır olan zimmet suçundan cezalandırılması gerektiği düşüncesiyle çoğunluğun ortadan kaldırma kararına katılmıyorum.