Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2008/8759 E. 2011/17462 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2008/8759
- Karar No
- 2011/17462
- Karar Tarihi
4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununa muhalefet suçundan sanıklar ... ve ...'in, anılan Kanunun 4/a-2, 5/son maddeleri, 4/ı-3. maddenin alt bendi gereğince 110.277 Yeni Türk lirası tazmini nitelikte adli para cezası ile cezalandırılmalarına dair, Diyarbakır 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.06.2006 tarihli ve 2005/854 esas, 2006/308 sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 17.04.2008 gün ve 22533 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Cumhuriyet Başsavcılığının 02.05.2008 gün ve KYB. 2008-95351 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu. Mezkür ihbarnamede; Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 01.03.2007 tarihli ve 2005/14696 esas, 2007/1256 sayılı kararında belirtildiği üzere, 4926 sayılı Kanunun 5/son. madde fıkrasında, toplu kaçakçılık suçunun oluşabilmesi için eylemin iki veya daha fazla kişi tarafından gerçekleştirilmesinin yeterli olduğunun öngörülmesine karşın, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 2. maddesinin 1. fıkrasının (k) bendinde toplu suç "aralarında iştirak iradesi bulunmasa da üç veya daha fazla kişi tarafından işlenen suçu" ifade eder şeklinde tanımlanmış olup, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7. maddesinde yer alan "Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur." şeklindeki düzenleme de gözetilerek sanıkların toplu kaçakçılık suçunu işledikleri kabul edilemeyeceğinden, sanıklara isnat edilen eylemin münferit kaçakçılık olarak değerlendirilmesi ve buna göre sanıklara ayrı ayrı ön ödeme önerisi tebliğ edilerek sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının takdir ve değerlendirilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; Yargıtay C.G.K.nın 07.11.2006 gün ve 2006/6-213 Esas, 2006/229 karar sayılı kararında belirtildiği üzere Anayasa'nın 40/2, 5271 sayılı CMK.nın 34/2, 231/2 ve 232/6. maddeleri uyarınca karar ve hükümlerde başvurulabilecek yasa yolu, süresi, mercii ve başvuru şekli tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir. Kanun yararına bozmaya konu kararda; 7 günlük temyiz süresi içinde denilmek suretiyle başvuru süresinin başlangıcının gösterilmediği gibi başlangıç süresinin açıkça gösterildiği meşruhatlı davetiye de gönderilmediği bu nedenle kararın kesinleşmediği anlaşıldığından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 13.10.2011 günü oybirliğiyle karar verildi.